17 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Yeni Bir Sayfa Açacağız…
   Bu haber 17033 kez okunmuştur.
14 Mart 2014 Cuma 08:35:00
Yazı boyutu :13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
Kırıkkale Türk Ocağı’nın yeni başkanı, eğitimci kişiliği ile tanınan, Kırıkkale Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Halil Murat Ünver ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Kalehaber Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakan Şayık’ın yaptığı röportajda Türk Ocağı’nın bilinmeyen yönleri, önümüzdeki günlerde yapacakları çalışmalardan bahsettik. İşte Röportajın ilk bölümünden detaylar…

Hakan ŞAYIK: Başkanım öncelikle bize böyle bir keyifli sohbeti sağladığınız için bu yoğun günlerde sizlerde teşekkür ederim. Murat Ünver’i biraz bizlere tanıtır mısınız? Eğitimci kişiliğinizden, bu zamana kadar ki ve bundan sonraki çalışmalarınızı detaylandırarak sohbetimize başlamak istiyorum.

 

Murat ÜNVER: 1970 doğumluyum, Karaağaçlıyım, Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeki öğrenim yıllarım hariç hep Kırıkkale’de yaşadım. Elektrik – Elektronik Mühendisliği ve İşletme Lisans öğrenimi gördüm, Makine Mühendisliğinde yüksek lisans ve doktora yaptım. 1991 yılından bu yana Kırıkkale Üniversitesi’nde öğretim elemanı olarak çalışıyorum. Bir Kırıkkale’li olarak Kırıkkale Üniversitesi’nin ülke ve dünya çapında tanıtmak, ününü artırmak için de şahsi olarak elimden gelen gayreti gösteriyorum. Bugün Kırıkkale Üniversitesi iş güvenliği uzmanlığı ve iş yeri hekimliği konusunda ülke çapında meşhur ise arkadaşlarımla birlikte benim de ciddi emeğim vardır. İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa, İsviçre, İspanya, Belçika, Avusturya, Ukrayna, Suriye, Suudi Arabistan’da bulundum.  Bu ülkelerdeki teknik, teknoloji, sanayi, sosyal hayat, bürokrasi, insan ve iş profilini inceleme imkânı buldum. 1992 yılında kurduğumuz aile şirketinin ortağıyım. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında ve birkaç ülkede tasarladığımız ve imal ettiğimiz makineler bulunmakta. İndüksiyon ocakları konusunda ülke çapında 22 senelik tecrübe, mucitlik ve hocalığın getirdiği bir itibar söz konusu.

 

ŞAYIK: Mucitlik derken?

 

ÜNVER: Bugün Türk sanayisine ve bilim dünyasına kazandırdığımız 7 makine var. Bunların bir kısmı benim icadım bir kısmı babamın. Mucit icat eden kimse demektir. Mucitlik bizim ailede bir yaşam tarzı.

 

ŞAYIK: Babanız Muzaffer Bey Kırıkkale’de çok tanınan ve sevilen biri

 

ÜNVER: Evet babam Kırıkkale’nin Muzaffer Abi’sidir. Sevilir ve sayılır kimin başı sıkışsa soluğu babamın yanında alır.

 

ŞAYIK: Daha önce bir ara siyasete soyunmuştu.

 

ÜNVER:  Evet ama kıymetini bilemediler. Babam ne özel hayatında ne de siyasi hayatında hiçbir zaman yanlışın içinde olmamıştır. Hep temiz kalmıştır, menfaat uğruna eğilmemiştir. Babam ve tüm ailem bana ter temiz bir miras bırakmıştır.  Hepsinden Allah razı olsun. Babam Kırıkkale sevdalısı, Türkiye sevdalısı bir insandır. Kütüphanedeki 7-8 bin kitabı tek tek incelemiş bir entelektüeldir. Hepsinden önemlisi vizyon sahibidir. Geçmişi bilir, bugünü değerlendirir, gelecek hakkında planlar ortaya koyar. Böyle bir babaya sahip olmam sanırım benim hayattaki en büyük şansım. Keşke birileri onun kıymetini bilse ve Kırıkkale onu çevresinde kenetlense idi. Emin olun Kırıkkale bugün Bursa gibi, İzmir gibi dünya çapında bir sanayi şehri idi. Olmadı, insanlar küçük menfaatleri uğruna Kırıkkale’yi harcadılar, kendilerini harcadılar. Geçmişte Kırıkkale için doğru şeyler yapılsa idi bugün hepimiz her açıdan çok daha iyi durumda olabilirdik.  

 

 

 

ŞAYIK: Gerçekten Kırıkkale Bursa olur muydu?

 

ÜNVER:  (Gülüyor) Bakın ben geçmişte İngiltere’de Airbus’ta ve Leyland kamyon fabrikasında, Almanya’da FAG rulman fabrikalarına teknik ziyaretlerde bulundum bunlar dünya devi firmalar. Hayatım MKE’nin atölyelerinde geçti. Türk sanayisinin özelde, kamuda melekelerini biliyorum. Olurduk diyorsam sözüme güvenin, olurduk.

 

ŞAYIK: Ocak ayında yaptığınız olağan genel kurulda Türk Ocağı başkanı oldunuz. Süreç nasıl gelişti.

 

ÜNVER: Biz arkadaşlarımızla birlikte Doç.Dr. Hasan Yaylı başkanlığında 2003 yılında yönetimi devraldık. Hasan kardeşim uzun yıllar boyunca madden manen ocağa çok büyük hizmetler verdi. Ocağı kendi ayakları üzerinde durur hale getirdi. Kırıkkale kültür hayatına toplantılar, şiir yarışmaları, konferanslar, seminerler, kitaplarla çok önemli katkılarda bulundu. Kırıkkaleliler Türkiye’nin çok önemli düşünürlerini yüzyüze dinleme fırsatı buldu. Hasan Bey bir süredir değişikliğin iyi olacağı düşüncesi ile başkanlığı devretmek istiyordu yönetim kurulumuz toplandı ve oy birliği ile benim başkanlık görevini üstlenmem konusunda karar verdi. Süreç böyle gelişti.

 

ŞAYIK: Türk Ocağı’nın Türkiye’deki ve Kırıkkale’deki yeri nedir?

 

ÜNVER: Türk Ocağı 1912 yılından bu yana yani 102 yıldır bu milletin fikir ve kültür ocağıdır. Milli ve manevi konulardaki fikirler burada pişer, milletimiz bu ocağın leziz ürünleri ile dimağını besler. Kırıkkale’de ise 1962 yılından bu yana faaliyettedir. Kırıkkale tanınmış fikir adamları,  öğretmenler, iş adamlarının hemen hepsinin yolu bir dönem Türk Ocağı mutlaka kesişmiştir.  Hali hazırda Ocak istişarelerini takip eden, siyasette alacağı pozisyonu ona göre belirleyen toplumun saygın kişilerinden oluşan ciddi bir çoğunluk var.

 

ŞAYIK: Son günlerde siyaset çok hareketli, Türk Ocağı siyasetin neresindedir?

 

ÜNVER: Türk Ocağı siyasetin üstündedir. Siyasete yön verir ama taraf olmaz. Türk Ocağı’nın tek bir tarafı vardır; Aziz Türk Milleti. Bizim önceliğimiz Kırıkkale’de Kırıkkale’lilerin refahı ve saadeti, tüm dünyada ise Türklerin ve kardeşlerinin nizama düzen verecek fikri ve fiili hazırlıklarını yapmaktır.


 

ŞAYIK: Yani Ocak seçimlerde taraf değil mi?

 

ÜNVER:  Elbette taraf. Ocak Kırıkkale halkının tarafında. Yönetimdeki tüm arkadaşlarım bırakın ocak başkanlığını milletvekilliği ve belediye başkanlığı yapacak kalifiyededir. Toplanır gündemi mütalaa ederiz. Doğru yapılanı takdir ve tebrik ederiz, yanlışları ortaya koyar, nasıl düzeltilmesi gerektiğini de söyleriz. Benim ve arkadaşlarımın kimseye ne siyasi ne de kişisel vefa borcu yoktur. Hiçbirimiz ocak üzerinden şahsi menfaat peşinde de değiliz. Alnımız açık başımız dik, milletin menfaatleri için mesai harcıyoruz.

 

ŞAYIK: Son dönemde beddualar havada uçuşuyor, dinlemeler, yolsuzluklar, ayakkabı kutuları … nasıl bakıyorsunuz gündeme?

 

ÜNVER: Bunlar tabii süreçler. Adamların 1789’da ödediği bedeli biz hala ödemiş değiliz. Allah’ın kainata kurduğu düzende şu esastır bedelini ödemediğin hiçbir şey senin değildir. Bu vatanın bedelini atalarımız kanları ile ödediği için bizimdir. 18 Mart yaklaşıyor, Çanakkale’de yazılan destanın, verilen insanlık dersinin, dünya tarihinde emsali yok. Ama ecdadımızın armağanı olan demokrasi için aynı şeyleri söylememiz maalesef mümkün değil. Rahmetli Menderes, Fatin Rüştü Zorlu daha sonralarda Özal, Türkeş, Erbakan, Ecevit ve binlerce genç anarşi ve ihtilal dönemlerinde bedel ödedi, bu millet bedel ödedi. Hakarete uğradı, işkenceye uğradı hatta canını verdi. Biz demokrasinin bedelini ödemeye devam ediyoruz. Demokrasiyi hak etmek için bu yollar aşılacak. Suriye ve diğer Arap ülkelerine bakın. Demokrasi ucuz bir hak değildir. Kimse kimseye kolay kolay bahşetmez. Bu yine bize Türk milletine mahsus bir örnektir. Bizim ferasetli liderlerimiz Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları demokrasiyi milletimize armağan etmiştir. Ama demokrasi ateş topu gibidir, elde durmaz. Bu seferde demokrasiyi elde tutmak için bedel ödemek zorundayız. Meselenin özü budur. Devletin ve milletin kültürel köküne demokrasi sinmeden sular durulmaz. Bugün bu olaylar yarın başkaları…

 

ŞAYIK: Yarından ümitsiz misiniz?

 

ÜNVER: Asla. Gelecek tüm güzelliği ile gelecek, bu millet yine âleme nizam verecektir. Bu bizim bugünkü KIZILELMA’mızdır. Biz bunu geçmişte yaptık yine yapacağız. İstiklal harbinden sonra yıllardır kendi halimize bırakmadılar. İçimizdeki hainleri kullanarak bizi cenderede tuttular. Buna rağmen milletimiz destan yazdı. Dünyanın her yerinde ticaret yaptılar, şirketler, okullar, fabrikalar kurdular. Türkiye’de her türlü maddi manevi eziyete maruz kaldılar ama yılmadılar yine insanlık tarihinde emsalsiz bir destana imza attılar. Bakın biz kaç kriz geçirdik, Yunanistan, İspanya, Portekiz kaç kriz geçirdi. Almanya ve Fransa desteği olmasa insanlar birbirlerini doğrayacak. Şu anda sefil haldeler. İki yıl önce İspanya’da meslektaşımı Türkiye’ye davet ettiğimdeki gözlerindeki ifadeyi görmeliydiniz. O Güney Amerika’daki 25 milyon yerliyi katleden ve altınlarını yağmalayan ırkın temsilcisi İspanyol gözlerini yere dikti ve ekonomik nedenlerden ötürü ülkemize gelemeyeceğini söyledi. Ne kadar üzüldüğümü anlatamam.

 

 

ŞAYIK: Bu paralellik konusunda hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

ÜNVER: Fetullah Gülen hareketi müthiş bir iş başardı, bu millete yaraşır şekilde dünyanın dört bir tarafında okullar açtı, o ülkenin çocuklarını Türk ve Müslüman dostu yaptı. Finansmanı da fedakâr Türk halkı yaptı, insanımız gitti o yolu beli olmayan coğrafyalarda Allah rızası için hizmet etti. Ya da o niyetle yaptı. Ancak görünen o dur ki bu bir CIA operasyonu gibi duruyor. CIA bu işe nasıl ve ne zaman dâhil oldu bilmek mümkün değil. 40 yıllık hareketin neresinde müdahil oldular? Ama şunu atlamayalım bu hareket, bu hizmet bu milletin malıdır, yöneticiler bir takım hatalar yaptı diye yapılanları çöpe atamayız. Geçen gün radyoda Fetullah Gülen’in BBC’ye verdi ropörtajı dinledim. Kendi ağzı ile şunu ifade etti “Biz 12-13 yıl önce Çevik Bir’e de söyledik okulları devlete devredelim, öğretmenleri siz tayin edin. Şimdi de aynı şeyleri söylüyoruz okulları devlete devredelim” Bence de bu okullar heba edilmemelidir. Yöneticileri bir takım hatalar yapmıştır ama okulları feda etmek kendi elimizle kolumuzu kesmekten daha fenadır. Bu okullar bu milletindir. Açık söyleyeyim benim de geçmişte katkım olmuştur. Hatta bildiğim kadarıyla Cape Town’da ki okulu Kırıkkale’li esnaf arkadaşlar finanse etti, defalarca gittiler geldiler o okulu ihya ettiler. Cemaat içindeki arkadaşlarım yardım talep ettiklerinde boş çevirmedim elimden geldiğince katkı sağlamaya çalıştım. Çünkü Allah rızası gözetilen her işte ben varım, var olmaya da devam edeceğim. Ben tarikat üyesi değilim ama Türk İslam kültüründe yer almış, Allah yoluna hizmeti şiar edinmiş her tarikat, her faaliyetin maddi ve manevi hizmetkârıyım. O okul bizim okulumuzdur parasını Kırıkkale’liler ödemiştir heba edilmemelidir.

 

 

ŞAYIK: Hükümetin tutumunu nasıl buluyorsunuz?

 

ÜNVER: Seçim ortamında bunu sağlıklı değerlendirmek biraz zor. Seçim sonrasını beklemek lazım. Ancak şurası açıktır ki; yıllar boyu yapılan işbirliği bugün bozulmuştur. Öküz öldü ortaklık bozuldu derler. Buradaki öküzü anlamamız lazım. Bu öküz dershane mi? Okullar mı? MOSSAD menfaatleri mi? CIA menfaatleri mi? Ayakkabı kutusundaki paralar mı? İnsan ve irfan vakfı mı? İktidar mı? Ama durumu şöyle okumak gerekir. Hükümet bu güne kadar hükümet olmak ve kalabilmek için kullandığı yapıyı tasfiye etme kararı almıştır.

 

ŞAYIK: Bir de son günlerde ortalığı kasıp kavuran tapeler var? Sizce neler oluyor?

 

ÜNVER: Bir elektronikçi olarak söyleyeyim, gerçektir veya montajdır demek çok zor. Kayıt silik ve zor bir kayıt, net değil. Bu aslında tabi biraz kurguyu çağrıştırıyor. Buradan sadece hükümete karşı yürütülen operasyonun devam ettiğini söylemek mümkündür. Son günlerde Melik Gökçek’in ağzında bir şeyler var. Ben de bazı kaynaklardan bu konuya ilişkin duyumlar aldım. Efsane Başkan rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı hakkında oluşturulan kurgularla hükümeti yıpratma operasyonu yapacaklar gibi görünüyor. Hatta Gökçek’e göre ülkücüleri galeyana getirip iç karışıklık çıkarmaya çalışacaklar. Mart ayı özellikle de ikinci yarısı çok hareketli geçecek görünüyor. Ben herkesi itidalli olmaya davet ediyorum. Özellikle de adayları ve parti yöneticilerini temsil ettikleri kitleyi kontrol altında tutmaları gerektiğini önemle ifade etmek istiyorum. Bakın bu heyecanın içinde bir takım mihraklar bizi birbirimize kırdırmaya çalışacaklar gibi görünüyor. Şunu unutmayalım ortada hırsızlık yolsuzluk varsa bunun cezasını bu millet vermelidir. Seçimde verir, yüce divanda verir, mahkemede verir. Ama asla düşmanın tahrikleri ile tetikçilik yapmamalıdır. Heyecana gerek yok, aceleye gerek yok. Zaman içinde her şey ortaya çıkacak ak koyun kara koyun belli olacak. Avam tabirle gaza gelmeyelim, aklıselimle davranalım.

 

 

Birinci Bölümün Sonu


   
  Sayfayı yazdır  
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
mustafa izgi  -  03-05-2015 - 21:38
Bu değerli röportaja emeği geçenlere çok teşekkür ederim. yüksek müsaadelerinizle sizleri 100- 150 yıl geriye götürüyor ve o zamanın aynı fikir ve gayretini paylaşanlarla başbaşa bırakıyorum googlda yazınız 1-=serdarı hakan Abdülhamit Han ...... 2-Zeynep Kamil hastanesinin hikayesi video ..ESEN KALIN
  
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
Halil Eşmebaşı
Baturhan Çetin
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  17 Ekim 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net