24 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA  REKOR KATILIM
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA REKOR KATILIM
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
  YAZARLARIMIZ
BİR DAHA BİR KEZ DAHA SAMİMİYET
09 Mart 2012 Cuma Bu yazı 9067 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bir önceki yazımda samimiyetle ilgiliydi. Biliyorum sıkıyor bu kadar gündem varken felsefi gibi görünen yazılar ama lütfen okuyun günümüzün gerçeği değil mi? Cemile tarıktaşın kaleminden kişinin samimiyeti çok çarpıcı ve güzel dökülmüş.

Suların yükseldiği sırada Nil kıyısında bir sırtlan ile bir timsah karşılaşırlar; durup selamlarlar birbirlerini. Sırtlan konuşur ve der ki: ‘Günleriniz nasıl geçiyor efendim?’Timsah cevap verir:‘Kötü geçiyor. Gün oluyor acılarım ve hüznüm içinde ağlıyorum ve yaratıklar diyorlar ki:-Bunlar sadece timsah gözyaşları. Bu beni her sözün ötesinde yaralıyor.’Sırtlan, Timsah’ın bu sözleri üzerine ise şunları söyler:‘Acınız ve hüznünüzden söz ediyorsunuz; ama bir an için beni düşünün. Dünyanın güzelliğine, harikalarına, mucizelerine bakıyorum ve salt bir sevinçle, günün güldüğü gibi gülüyorum. Ormanın insanları diyorlar ki:-Bu yalnızca bir sırtlan gülüşü…

Yukarıdaki hikâye ne çok şeyi anlatıyor. Ağlamak ve gülmek hayatın içinde tabi ki var. Bunların hanginin ne zaman samimiyetle ve içtenlikle yapıldığını kim bilebilir? Bize dışarıdan görülen şeyin içi kim bilir nasıl bir hikâyedir?

Timsahların çene yapısı anatomik olarak biraz sorunlu olduğu için avlarını yerken ağızlarını açtıklarında çektikleri acıdan dolayı gözyaşı dökerler. Ve yavrularını yerler. İşte görüntüde yavrularını yerken döktükleri gözyaşı nedeniyle sahte gözyaşı timsahla özleşmiştir.

Sırtlanlar ise leş yiyen bir hayvan olup çoğunlukla tembelliklerinden dolayı başkalarının avını yerler. Ve belgesellerde çoğunuz görmüştür. Avlarını yerlerken değişik bir kahkaha sesi çıkarırlar. Peki ya insanlar birbirlerini yerken, birbirlerini yerlerinden ederken ne yaparlar? Ne sahte bir gözyaşı, ne samimiyetten uzak bir kahkaha, onlar sinsidirler. Samimiyetsiz oldukları kesindir ama bazen dost, bazen sevgili, bazen arkadaş gibi ve çoğunlukla avına sessizce yaklaşan bir kedi gibi size yaklaşır ve hayatınıza girerler. Artık kahkahalarını, ağlamalarını, samimiyetlerini, sevgisini çözmenin imkânı kalmamıştır. Avlanacağınız kesindir. Ve artık sadece bir avsanız, sizi yerken gülmesinin veya ağlamasının bir önemi var mıdır?

Samimiyet yaşarken aranılan bir duygudur. Sona gelindiğinde değil hayatın içinde karşınızdakinden samimiyet beklersiniz. Sadece karşınızda samimiyetle gülmesini ve ağlamasını değil, sizi de içine katarak birlikte ağlayabilmek ve gülmek önemlidir. Birliktelik önemlidir, paylaşabilmek önemlidir, bunların içtenlikle yapılması, karşılıklı olması değerlidir. Ve başta da belirttiğim gibi bunların düzmece mi yoksa içten gelen duygularla mı yapıldığını kim bilebilir?

Son olarak ayrıntıda boğulmadan tek yapmanız gereken samimi olmaktır. Gerisi kendiliğinden gelecektir. Bu sizi iyi bir insan yapar. Samimiyet zor olanı seçmektir. Kişiliğini saklamak, gizemli kılmak kolaydır. Ama size samimi davranan birine kişiliğinizi, benliğinizi açmak zordur ve bunun adı samimiyettir. Sevdiğini söylemek, sevmediğiniz birine bunu hissettirmek zordur. Ama sevdiğinize bunu itiraf etmek, sevmediğiniz birinin karşısına geçip bunu nedenleriyle açıklamak samimiyettir. Bir olay karşısında bana neci davranmak, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın tarzı bir tutum sergilemek kolaydır. Ama içinde bulunduğunuz ortamdaki ikiyüzlülüğü bu işten zarar görenlere açıklamak samimiyettir. Ve samimiyet sınırlarını genişletirsek başkasının aptalca bulduğu bir filme herkesin içinde ağlayabilmek, bu timsah gözyaşlarına benzetilse bile aldırış etmemek, siz sahip olmadan başkasının sahip olduğu şeye güvenmek, etrafa gülümsemek, sırtlanların arasında sırtlanlar gibi gülebilmektir. İşin özü en başta kendine karşı samimi olabilmektir.

Anlattıklarını güzel irdelemek lazım değil mi? Gündemden uzaklaşıyor dedik ama hem Kırıkkale hem Türkiye gündeminde yok mu samimiyet ve samimiyetsizlik. Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
sevmek samimiyettir  -  09-03-2012 - 19:45
Farklı düşünenler, faklı inananlar ne demiş, talepleri nedir, dünyayı idare eden bencil ahlâksızların umurunda değil. Farklılık varsa, o, düşman edilerek yok edilmelidir. Her kafadan ses çıkarsa ortalık karışır söylemiyle bir grup menfaatperestin şahsi menfaatleri için milyonların hatta milyarların çıkarları yok sayılır. Hırs ve hevâ gözlerini bürüdüğünde, bu ahlâksızların yapamayacağı zulüm, işleyemeyeceği cürüm yoktur. Demek ki, insanlık tarih boyunca en çok insanlığını yitirdiği için açı çekiyor. Günümüz dünyasının birçok köşesinde akan kanlar, yapılan zulümler hep insanlığın yitirilmiş olmasından, yüreklerde samimiyetin eksikliğinden kaynaklanıyor. Birçok insan samimi olduğunu düşünüp iddia ettiği halde, yaptıkları onları yalanlar. Bunun en büyük sebebi, gerçek samimiyetin ne olduğunu bilmemektir. Öyleyse, samimiyet nedir? Ben bunun cevabını Hz. Muhammed’in hadisi şerifinde bulabildim. O, şöyle der: “Din, samimiyettir.” Bu ifadeyi şöyle de okuyabiliriz: Samimiyet, dindir. Din sahibi olmak da Allah’a imanla mümkünse, o zaman samimiyet imandır; Hakka bağlılık, haksızlıktan sakınmaktır. “Allah’tan korkmayandan korkacaksın” sözünün değerini böylece çok daha iyi anlayabiliriz. Allah’ı sevmeyen, onun yarattıklarını da sevemez. Yaratılanı, Yaratan’dan ötürü hoş göremez. Görmeye çalışsa da, bu kısmî ve yapay olur; içten, yani samimi olmaz. Samimiyet, her derde deva, her hastalığa şifadır; varlığa karşı beslenen yüreklerdeki sevgidir… Kalplerinde sevgi taşımayanların ne samimiyetleri, ne de imanları olabilir. Ezilmek yerine sevilmek, ezmek yerine sevmek; ailede, mahallede, ülkede ve dünyada huzur istiyorsak, samimi olmak zorundayız.
RASİM  -  09-03-2012 - 19:31
Enaniyyetin, yani bencilliğin hâkim olduğu bedenlerin bulunduğu yerde insanlık namına pek bir şey kalmaz. Bununla birlikte genel anlamda ahlâk, özelde de karşımızdaki insana saygı, dolayısıyla paylaşımcılık da olmaz. Olsa da, bu sadece görünürde olur. Ki, bu da ikiyüzlülüğün göstergesidir. Böylelerin çoğaldığı ve hâkim olduğu yerlerde, her şey kendi bencil istekleri ve yalnızca kendi menfaatleri doğrultusunda cereyan etmesi için çaba sarf ederler. Birileri kalkıp, “bizde varız, bizde insanız, bizim de hakkımız var, hakkımız neyse alırız” dediklerinde, her şeyi kendilerine isteyen ahlâk yoksunu benciller kaşlarını çatmaya başlar. Hak ve insanlık namına anlayış talep edenleri en büyük düşman bellerler. Bu düşmanların hangi dinden olduklarının bir önemi yoktur. Onlara göre tek din kendi heva, hırs ve hevesleridir. İşte böyleleri yüzünden dünyamız geçmişte olduğu gibi günümüzde de haksızlıkla, ahlâksızlıkla boğuşmaktadır. Nesiller bunlar yüzünden yok olmakta, birçok yerde oluk-oluk kan akmakta, insanlar insanca muameleye hasret veya insanlığını unutmuş hale gelmiş durumdadır.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Ekim 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net