24 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA  REKOR KATILIM
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA REKOR KATILIM
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
  YAZARLARIMIZ
RİSK TAMAM DA YA KULLANILMAK
13 Nisan 2012 Cuma Bu yazı 8567 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Hayatta pek çok acı olay ve işler vardır. İnsan karşısındaki insanın yaptığından haz almaz. Zarar görür. Canı sıkılır. Gördüğü bu zarar bazen can sıkıntısı ile kalırken bazen canın damarına dokunacak kadar acı olur.

Hepiniz karşılaşmışınızdır mutlaka kendini herkesten üstün sanan insan müsveddeleri ile. Bir türlü zarar da görmüşünüzdür. Dediğim gibi bazen canınız sıkılmıştır. Ama bazen kalbi derinlerinizde o insanın yaptığı olay ile bam telinizin sızladığını görmüşsünüzdür.

Bir insanın karakterini öğrenmek için derler ya “ya para vereceksin yâda yola gideceksin” diye. Buna aslında bir şey daha eklemek gerekiyor.“ya da yetki vereceksin, bir yerin yönetimini vereceksin” ki nasıl bir insan olduğunu göreceksin.

Geride kalıp silik bir şahısken attığında mangalda kül bırakmayan insanların yönetici olduklarında veya yönetim iplerinin tam eline geçmesi durumunda nasıl kabuk değiştirip yeni bir hal aldığını öyle görebilirisin.

Çevremizde olup bitenlere kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Nasıl yaşadığımız memleketimizde olaylar oluyor ve içimizi acıtan, canımız sıkan olaylar oluyorsa ülke genelinde de çevremizde pek çok olay oluyor.

Evet, hepinizin anladığı gibi bugünkü canımı sıkan mesele Suriye meselesidir. Babası zamanında eşinin de sempatik olması nedeniyle halkın arasında rahat dolaşan şimdiki Suriye devlet başkanı, aslında yönetiminin ilk yılarında da halkı tarafından sevilen lider idi. Ne zamanki ipleri eline tam geçirdiğinde artık adeta eski esed olmaktan çıkıp zulmeden adam oldu.

Tunus’ta başlayan ve tüm yarımadaya yayılan Arap baharı ile halk sorgulamaya başlayınca durum değişti.

Aslında Arap baharının başlangıcı ile Suriye olaylarının başlangıcı da aynı. Çağımızın icadı olan internet ile en ücra köylere kadar giren dünyaya dayanması zor görünüyor. Daha demokratik bir yönetim sergilemek ve dünyaya entegre olmak için halın dileklerini dinlemek yerine baskı ve sivillere silah kullanarak aslında yerini sağlamlaştırmadı. Bence tam tersi oldu ve baskı yaptıkça karşınsıda olanların sayısını artırdı.

Esed gidecek. Bu artık görünüyor. Çünkü Halka rağmen bir yerde oturmak zor değil artık imkânsızdır.

Şimdi bize ne bizim meselemiz değil diyenlere daha öncede yazdığım gibi büyük olmak büyük ülke olmak için bize ne deme lüksümüz yoktur. Kara sınırımızın bu denli uzun olduğu ve pek çok köydeki insanların karşılıklı akraba olduğu bir ülkenin içinde olanlara kayıtsız kalmamız yanlış olur. Tarihi ve kültürel bağlar ile bağlı olan bir komşudaki yangın ile elbet bizim içimiz acıyacak, acıyınca da gücümüzün yettiği dilimizi döndüğü kadar yanlış yaptıklarını liderlerine söyleyeceğiz. Söylemeyip sessiz kalmak bizim dost olduğumuzu mu gösterir. Kesinlikle hayır. Eğer biz doğrusuyu söyleyerek yanında oluyorsak dostuz. Bazı ülkelerin yaptığı gibi sessiz kalarak asla dost olunmaz. Olsa olsa riyakâr ülke damgası yeriz o kadar.

Şimdi elbet sesimiz çıkacak, elbet yapılan hatalara dur diyeceğiz. İçimizi yandığı komşularımızın derdi ile elbet dertleneceğiz. Ancak; evet ancak kendimiz kullandırmayacağız. Biz büyük ülkeyiz. Büyük ülkelerin birilerinin gazına gelmesi gibi bir şey söz konusu olamaz, olmamalı. Bizim aklımız da gücümüzde fikrimizi uygulamaya yeter.

Ne süper ne süper altı güçlerin yönlendirmesine gelmeden, barışçıl ve dost olduğumuzu esed dahil tüm Suriye halkına göstererek kendi politikamız doğrultusunda hareket etmeliyiz. Kimsenin bizi kullanmasına müsaade etmemeliyiz. Dostluk ta bunu gerektirir büyük ülke olmakta.

Selam ve dua ile...

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Fazlı  -  13-04-2012 - 23:11
Sayın Yılmaz; elbette memleket öncelikli onu da yazarız Kırıkkalede böylesi varsa oda yazılır ama burda Esed'in yetki eline geçtiğinde neler yaptığını vurgulamak istedim. Sağolun yorumunuz için. Sayın Armağan GENÇ ; Haklısınız tabi. Bundan şüphemzi yok. Türk milleti ihanetinde vefanında zulme karşı koymanında ne olduğunu bilir. Zulme elbet karşı koyacaktır. Ama leman dergisi bi kapak yamış görmüşünüzdür. ABD başkanı ve dışişleri bakanı Başbakanımızı gaza getirdiklerini ve Suriyeye Erdoğan'ın heran dalacağını ima etmişler. İşte buna karşıyım.Kendimizi kullnadırmayalım. Ama yorumunuza katılmamak elde değil tabiki. Sağolun.
Armağan GENÇ  -  13-04-2012 - 15:22
Üstadım, ne kara sınırımızın uzunluğu, ne tarihi ve kültürel bağlar vs. bunlar olmasa bile bir Türk Milletiyiz. Türk Milleti tarihinde hiç bir zaman zulme sessiz kalmamıştır. Nerede bir zulüm var ise diliyle düzeltemediyse gidip eliyle düzeltmiştir. Bu Türk Milletinin geninde vardır. Kaldı ki Suriye'de bu gün zulme uğrayanlar dün bizim topraklarımızda olan kardeşlerimizdir. Elbette sessiz kalınmayacak elbette zulme karşı gereken tedbir ne ise yapılmalıdır. Bu hem dînen bir vazife, hem de Türk'ün olduğu yerde zulmün olmayacağının bir göstergesi olmalıdır. Irak'ta düşülen hataya burda düşülmemelidir. Kanatim budur. selam ile...
Tekin Yılmaz  -  13-04-2012 - 09:47
Sayın Güventürk Yazının girişini okuyunca Kırıkkaledeki bir politikacıyı anlatacaksın zannetttim
TAYFUNTALİPOĞLU  -  13-04-2012 - 09:08
Tayfun Talipoğlu, Suriye’li mültecilerin kaldığı Boynuyoğun kampında röportajlar yaptı. 5 Nisan günü TV8’de yayınlanan Haber programına katılan Talipoğlu’nun çarpıcı açıklamalarından bazı satırbaşları şöyle: -“Suriyeli’lere kurulan kamp, deprem kapmları dahil olmak üzere bugüne kadar gördüğüm en iyi kamp. Çarmaşırlıklardan, okula, meslek kurslarından spor alanlarına kadar her şey var. Tatil köyü gibi... -Gelenlerden sadece yüzde 20’si Esad rejiminden kaçtığını söylüyor. Diğerlerine bazı vaatlerde bulunulmuş ve öyle gelmişler. Hiçbiri kaçmış gibi değil, yanında güvercinlerini getirenler bile var. -Askerlerimiz kampta silahsız nöbet tutuyorlar. Dışişleri görevlileri de her ihtiyacı karşılamaya çalışıyor. Ama buna rağmen en ufak bir talepleri karşılanmadığında oturma eylemi yaparak devlet görevlilerini şikayet etmekle tehdit ediyorlar. Biraz sinirlenince “Bana Başbakan Erdoğan’ı bağlayın” diye bağırıyorlar. -Konuştuğum bir Suriye’li bana, ‘ne söylememi istiyorsan onu söyleyeyim’ dedi. Yani bizim dünya medyasından duyduğumuz birçok bilgi doğru değil. -Suriye’de baskı ve ayrımcılık gördüğünü söyleyenler, ‘nasıl’ ya da ‘size tam olarak ne yaptılar’ diye sorduğumda cevap alamıyorum. Kimse belirli bir olay anlatmadı. Bir tanesi, ‘kendisinin sünni olduğunu, askerdeki komutanın da Alevi olduğunu, birgün kendisinden bir bardağı yıkamasını istediğini, kendisinin de bunu reddedince Alevi komutandan bir tokat yediğini’ anlattı. Bu nedenle kalkıp Türkiye’ye gelmiş. -Devletin kendilerine verdiği battaniye soba gibi eşyaları para karşılığında satıyorlar. -İçlerinde çatışmalara katılmış çok az sayıda insan var, diğerleri iş, para ve vatandaşlık vaatleri ile gelmişler. -Şu ana kadar 20 milyon TL para harcanmış. 20 Trilyon yani... Şu anda bu Suriye’lilere bir de kart dağıtılıyormuş. Harcama yapmaları için, belli limitleri olan kredi kartı türü kartlar bunlar... -Türkiye bu Suriye’li göçmenlere burada kaldıkları müddetçe bakmak zorunda, her ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. Bunları dinleyince, Van’daki deprem çadırlarını ve oradaki yurttaşlarımızı da düşününce insanın Suriye’li mülteci olası geliyor.” Tayfun Talipoğlu’nun naklettiği en önemli gözlemi, bu gelenlerin bir çoğunun bir çatışmadan, ölüm tehdidinden kaçıyormuş gibi bir hallerinin olmamasıydı. Soru şudur: Bu insanları kimler, ne vaatlerle, hangi projeler için buralara getirdi?
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  23 Ekim 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net