24 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA  REKOR KATILIM
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA REKOR KATILIM
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
  YAZARLARIMIZ
TOMURCUK DERDİNDE OLMAYAN ODUNDUR
28 Mayıs 2012 Pazartesi Bu yazı 9415 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Üç yılı aşkın süre önce yerel seçimler ile halkımız tarafından ekip olarak görevlendirilip seçildiğimizde meclis üyeliğinin ne demek olduğunu, görevlerini, yetkilerini, sorumluluklarını araştırdık. Seçildiğimiz partinin tüzüğünde “Belediye teşkilatı olan her belediye meclisinde, partili belediye başkanı ve partili meclis üyelerinden oluşan gruba, Belediye Meclisi Parti Grubu denir. Grubun varlığı için partili en az üç üye gereklidir. Belediye meclisi parti grupları, en az bir grup başkan vekili ile bir sekreter seçerek çalışırlar. Başkan vekili, parti teşkilatı ile grup arasındaki koordinasyonu sağlar. Konu ve sorunlar, parti tüzük ve programı çerçevesinde grupta görüşülür, varılan sonuca göre genel kurulda hareket edilir. Gizli oylama ile alınan bağlayıcı grup kararlarına, partili belediye başkanı hariç, grubun üyeleri uymak zorundadırlar.” Yazdığından grup oluşturuldu ve şahsımıza görev tevdi edildi.

Necip Fazıl’ın müthiş sözlerinden biri olan “Tomurcuk Derdinde Olmayan Ağaç Odundur” sözünü destur beledik ve yaşadığımız memlekete faydamız olsun diye didinmeye başladık.

Beraber seçildiğimiz liderimiz ve ekibimiz ile birlikte odun olmadığımızı halkın derdi ile dertlendiğimizi göstermek için ciddi çaba sarf ettik. Tomurcuğu derdi ile bir baktığınızda atanmışlar ile bir baktığınızda seçilmişlerle şehre katkıyı konuştuk. Kah kahve köşesinde okeye dönenlerle, kah parklarda vakit öldüren emekli amcalarla, kah camiden maneviyat yüklü cemaatle kah mahalle pazarında domates seçen teyze ile memlekete yapılabilecekleri konuştuk.

Liderin bulunamadığı zamanlarda ki izlenimimizi kendisi ile paylaştık. Planlamasına yardım etmek istedik.

Başta dediğim gibi bunu yaparken derdimiz katkı vermekti. Başkaca ne bir düşüncemiz var, ne gailemiz. Madem bize güvenip görev verdiler yardım edelim, madem seçildik hizmet edelim diye düşündük.

Konumuza dönecek olursak;

Bu bir şeyler yapma düşüncesi ile hareket edildiğinde halkla ilişkilerin önemini bir kez daha gördük.

Halka ilişkiler konusunda Araştırmacı siyaset bilimci Yusuf Gödoğan konuyu şöyle özetlemiştir.

Bilginin hızla yayılması, günümüzde yaşanan ekonomik, teknolojik ve sosyal gelişmeler demokratikleşme ve yeni kamu yönetimi anlayışı "halkla ilişkiler" kavramının da yeni bir bakış açısı çerçevesinde ele alınmasını ve irdelenmesini gündeme taşımıştır. Bu bakış açısı ile halkın yönetime katılımı da halkla ilişkiler aracılığıyla gerçekleştirilmiş ve sağlanması içinde zemin hazırlanmıştır.

Siyasi partilerin son dönemlerde izlediği en önemli politika biride halkla ilişkiler çalışmalarıdır. Halkla ilişkiler tam olarak siyasi partilerin isteğine cevap vermektedir; kamuoyu gibi haber verme, reklâm gibi ilgi uyandırma ve lobicilik gibi yandaş sağlama kısacası siyasi partilerin gerçekleştireceği bütün çalışmaları tek bir yol ile halkla ilişkiler çalışmaları yaparak elde edebilir.

Siyasi partilere destek veren Kamuoyu ile halka ilişkiler çalışmalarına destek veren Tanıtma, Pazarlama, Reklâm, Kurumsal Reklâmcılık, Propaganda ve Lobicilik izlediği yollar açısından birbirlerine destek olmakta ve etkileşim içinde hareket etmektedirler.

Konu geniş olduğundan halkla ilişkiler konusuna diğer yazıda devam etmek durumu hasıl olmuştur. Kısa ve yarım kesildiği için anlayışınıza sığınıyorum.

Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Bunu unutmayalım…  -  28-05-2012 - 19:30
Necip Fazıl rahmetlinin başlıktaki güzel ve özlü sözüne şapka çıkararak girmek istiyorum yazıma. İnsanlar davranış biçimleri bakımından pek çok farklılıklar gösterirler. Onlarca bilim adamı bu hususta yaptığı araştırma ve çalışmayla öne çıkmış durumda. Bu bilim adamlarından birisi olan Edward De Bono, ‘Olumlu Devrimin El Kitabı’ isimli eserinde kişileri davranış biçimleri bakımından dokuz kategoriye ayırmış, bakalım: Birinci Kategori: Yapıcı, ama aynı zamanda çok etkili davranış biçimi. Liderlik ve organizasyon vasıflarına sahip. Olumlu ve yapıcı özelliklerinden dolayı çevresine katkısı olan. İkinci Kategori: Birinci kategorideki nitelliklere sahip değilse bile başkalarına katkısı var. örneğin kendisine kalan yüklü mirası yoksullarla paylaşıyor, ya da yetenekli bir sanatçı veya sporcu olarak topluma katkısı var. Üçüncü Kategori: Çok çalışkan, işbirlikçi, yardımsever ve etkili. Liderlik organizasyon becerisi ve yapıcı inisiyatifi birinci kategoridekiler gibi yok, ama iyi bir ikinci adam. Tarif edilen işi iyi yapıyor. Dördüncü Kategori: Olumlu, uzlaşmaya açık, tatlı ve neşeli. Yaptığı işi sadece gerektiği gibi yapar. Varlığıyla çevresindeki insanları hoşnut edebile, ama fazla etkili olmayan kişi. Beşinci Kategori: Belirsiz, pasif davranış biçimi. Ne olumlu herhangi bir şey söyleyebilirsiniz, ne olumsuz. Kayıtsız. Ne katılım, ne de kaderini kontrol altına alma kaygısı taşımadan oradan oraya sürüklenir. Altıncı Kategori: Eleştirel, olumsuz ve yıkıcı. Zeki, ama zekasını yapıcı değil, yıkıcı yönde kullanıyor. Öneride bulunmaz. Başkalarının önerilerine saldırır. Olumsuz olmaktan öyle hoşnutturlar ki bundan sıkıntı duymazlar. Yedinci Kategori: Tamamen bencil. Bencilliği had safhada fesatlığa kadar varabilir. İstimrarcı ve bayağı. Katılımcı değil, ama başkalarını da incitmeyi amaçlamaz. Kanunların sınırı içinde davranır. Sekizinci Kategori: Zorba. Başkalarından istediklerini emrederek almaya çalışır. Yedinci kategori gibi istimrarcı, ama bunu bilinçli yapar. İstimrarcılığını güç kullanarak sürdürür. Dokuzuncu Kategori: Kanun dışı kişilerin davranışı. Kimseye saygısı yok. Vicdana ve hiçbir ahlaki değere sahip olmayan caniler. Cinayet işleyebilecek insan tipi. Kendi istekleri dışında kimsenin hakkını kabul etmez. De Bono’ya göre, kişiler bir kategoriye ebediyen kilitlenmiyorlar. Yani bu kategoriler karakter değil, davranış kategorileri. Üstelik her zaman değişme ve gelişme şansı var. Öğretmenler ve doktorlar konumları gereği ikinci kategoriye giriyorlar, ancak dördüncü veya beşinci kategoriden olanlara da rastlanıyormuş. Gazetecilerin küçük bir kısmı ikinci kategoriden olup pek çoğu altıncı kategoriye aitmiş. Öteki mesleklerin kategorilerine de siz karar verin. bu arada kendinizi de unutmayın! Toplum olarak münazara ve münakaşadan vazgeçip müzakereyi öğrendiğimiz zaman bir birimizin aslında ne dediğini anlayacağız ve kör dövüşü yaşantımızla ne kadar zaman kaybettiğimize yanacağız. Unutmayalım ki bizim için çok önemli olan iki şey her an tükeniyor. Bunlardan ilki zaman, ikincisi de enerjidir. Her ikisi de durmaksızın akıp gidiyor… Olumsuzlukları kimse üstüne almak istemez, ama “Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” Bunu unutmayalım… alıntı
NAMIK  -  28-05-2012 - 18:54
Namık Kemal, bir adam hakkında dedikodu yapıldığını duyunca, hemen adamı bulup kendisiyle tanışırdı. Sebebini soranlara ise şu cevabı verirdi: "Faziletleri olmayan adamı hiç kimse çekiştirmez. Kötülenen adamlar, görüşmeye layıktırlar."
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  23 Ekim 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net