24 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA  REKOR KATILIM
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA REKOR KATILIM
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
  YAZARLARIMIZ
GELME EVLADIM GELME
20 Ekim 2013 Pazar Bu yazı 8707 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bayramlar insanların kardeşliğini, barışını, samimiyetini geliştirir. Bayramlar güzelliklerin yaşandığı, yardımlaşma duygusunun tavan yaptığı, akraba, eş, dost ziyaretleri yaparak sılairahim yaptığı zamanlardır. Bu bayram bir yaşanmışlığı hikâye edelim dedik.

            Genç evinden henüz on sekiz yaşına geldiğinde ilk defa uzak kalacakmış. Eline böyle bir ortama gidildiğinde ne alınacağını bilmeden anasının hazırlamış oldu küçük spor çantasını almış ve otobüse binmek üzere elini öptüğü ana babasından belli etmemeye çalıştığı iki damla gözyaşını akıtarak çıkmış evinden.

            Sokağın başına kadar dönüp bakmamış doğmadığı ama tüm çocukluğunun orada geçtiği eve. Sokağın başına geldiğinde dayanamamış, belki anası babası bakıyordur diye, belki bir daha bu şekilde buraya dönemeyeceğini bildiği anladığı için son kez bakmış sokağına.

            Otobüs memleketinden uzaklaşırken düşmüş ilk sızı içine. Ama artık dönülmez bir yola çıkmış.

            Daha önce sına için geldiği askeri birliğin nizamiyesinden ilk adımını attığında duygularının ne olduğunu bile kestirecek durumda değilmiş. İlk akşam yemeğini ilk gördüğü kendisi gibi arkadaşları arasında yemiş. Dolabına yerleştirdiği birkaç parça malzemenin arasından tıraş takımını çıkarmış sabaha hazır olmak için. Ama zaten yüzünde sakal yokmuş ki genç adamın. Gece ilk defa toplu bir yerde yatmanın tedirginliği ile geçmiş gecesini.

            Askeri kıyafeti ilk giydiğinde görevlendirilen terzinin yanına koşmak olmuş ilk işi. Verilen elbiseler bol olduğundan kıyafeti üzerinde eğreti durmuş. Düzelttirmiş. İlk eğitim, ilk selam verme, ilk yat kalk eğitimi, ilk askeri bilgilerin beyinlere nakşı ile geçmiş günleri. Önlerinde on beş günlük bir süre var, önlerinden gelen kurban bayramı. Onun gibi herkesin aklında. Acaba kurban bayramı izni olacak mı? Her gün yeni bir furya dolaşıyor ortada. Kimi diyor kurban bayramı izni varmış kim diyor daha yemin bile edilmedi, yemin etmeden askere izin verilmezmiş. Hele henüz harici elbiselerin verilmemiş olması kurban bayramı izni olamayacak tezini daha güçlendiriyormuş. Adeta her geçen gün biraz daha bu furya artıyor., ne alınan eğitim zevk veriyor ne yenilen yemek ne içilen su.

            Nihayetinde harici elbise olmadan yenin olmadan izne gidilmiş. Sivil elbise ile çıkmak yasakmış. Eğitim elbisesi ile izine giden belki ilk grup olmuş. O ilk iznin zevki aradan yıllar geçse bile unutulmamış.

            Aradan uzun zaman geçmiş. O geçen günler çok şey getirmiş. Mezun olunmuş, evlenilmiş, bir kızı bir oğlu olmuş. Kızı evlenmiş ve damadı değil bir oğlu daha olmuş. Kızı mesleğini bulmuş, oğulları mesleğini bulmuş. Emekli olunmuş. Hayatında çok şey değişmiş.

            Bir bayram arifesi öncesi baba geriye dönük düşünmüş. Hesap yapmış. Mesleğe adımını attığından bu yana kaç bayram yaşadı, kaç bayram sabahı namaz sonrası evine geldi, kaç bayram sabahı çocuklarının bayramlıklarını gördü, kaç bayram büyüklerin ellerini öpmek için ellerinden tutup akraba, eş, dost ziyaretine gitti diye. Görmüş ki çok az. Hatta çok çok az. Bayramının kimi dağ başında geçmiş, kimi askeri kışlada. Kimisi dilini bilmediği ülkede geçmiş, kimi askerlerin mütevazı kutlama için hazırladığı bayrak kaplı masada. Hatta operasyonda mevzilerde geçirdiği bayramları da dün gibi hatırlar olmuş. Nöbette geçen bayramlar yekûnu oluşturmuş.

            Şimdi göreve atanan can oğluna gelmiş nöbet sırası. Ana babadan uzak, kurbanın kesilmesinde elini koyamama, bayramda namaza gidememe, bayram kahvaltısına oturamama, akrabaları görememe, bayramı bayram gibi yaşayamama sırası oğluna gelmiş.

            Oğlum duydum birkaç saatliğine geleceğim demişsin. Gelme oğlum gelme. Seni görmek bize dünyanın nimeti gibi gelir ama gelme. Nöbetini bırakma, görevini bırakma. Otobüste yer olmaz, bilette sıra olmaz. Yol tıkanır, yağmur olur, kar olur, fırtına olur yetişemezsin nöbete. Kutsalımız nöbettir oğlum. Biz bağrımıza taş basarız, biz geliriz, sen gelme oğul sen gelme. Herkese hayırlı bayramlar…

            Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  23 Ekim 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net