24 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA  REKOR KATILIM
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA REKOR KATILIM
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
  YAZARLARIMIZ
POLİSE UZANAN ELLER
24 Mart 2014 Pazartesi Bu yazı 7820 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Kim demiş biz insanoğlu duyarlıdır, her olaya karşı bir duyarlılığımız vardır ve bu duyarlılık aynı seviyededir diye.

            Yok öyle bir şey. İnsanın elbet bir fikri olacak elbet bir düşüncesi olacak ve bu düşünce diğerlerine karşı bir adım önde olacak. Ancak bu fikir ayrılığı ve her olaya eşit mesafede olmama durumu karşı taraf olarak nitelendirilen gruba karşı linç girişimi taşıyorsa burada bir kalleşlik var demektir.

            Ülkeyi kan gölüne çevirip, her bir yeri yakıp yıkan ve gösterilerde adeta tüm hıcını çıkaracak derecede polise saldıran, taşı, sopayı, havai fişekleri silah gibi kullanan insanların yaptıklarına ne denir?

            Bu insanların duyarlılığı konusunda nasıl “bunlarda haklı” diyebilirsiniz.

            Polise tekme tokat saldırıp ağza alınmayacak küfürler savuran genç bir kızın yaptıklarını ve ardından polisin tutumunu ekranlara yansıtan ekran silahşorlarına nasıl cevap verilir.

            Adam kızın demokratik hakkını kullandığını çok rahat söyletip, polisin haksız olduğunu söylüyor. Hangimizin annesinin namusuna dil uzatıldığında sessiz kalırız ve sineye çekeriz.

            Ayrıca bu kızın ağzından bu sözler dökülüyorsa ben nasıl bu kızı hoş görebilir ve yaptığını onaylarım.

            Sen taşla sopayla saldıracaksın, havai fişekler polisin kalkanlarında patlayacak, polisin kaşı gözü yarılacak ama karşısındakine sessiz kalıp, normal karşılayacak öyle mi?

            Tunceli’deki olayı hepimiz biliyoruz. Ölen çocuklara üzüldüğümüz kadar Berkin’in  kaybından içimiz yandığı kadar, Burak’ın kaybından yüreğimizin acıdığı kadar biz neden Ahmet’e üzülemedik. Neden o şehit çocuğa duyarsız kaldık anlamakta güçlük çekiyorum.

            Kimse elbet ölmesin, her can kutsaldır. Ama Tunceli şehidimiz Munzur çayının kenarında ailesi ile piknik yaparken yaptığı mangalın kokusuna dayanamayarak kalp krizi geçirmedi. O çocuk taşlarla saldırılan polis aracının içinde kalp krizi geçirdi. Bu nasıl anlaşılmaz. Bu nasıl ekranlardan böylece gösterilmez.

            Neden ekmek almaya gitti de öldürüldü denilen ancak yüzünde kırmızı fular ile sapan tutan taş atan çocuk bu kadar ekranları yasa boğdu da polis aracının içinde şehit olan bu kadar gösterilmedi. Bu çocuğun o aracın içinde ne çektiği, nasıl stres yaşadığı anlatılmadı. Neden bu şehidin cenazesi dakikalar boyunca ekranlara getirilip bir Berkin kadar gösterilmedi.

            Meslek hayatımız esnasında gördüğümüz kursun bir bölümünde psikolojik harekâtta vardı. Bu kursun bize öğrettiği en önemli konularından biri radyo televizyon ve basın aracılığı ile yapılan kısmı idi.

            Şimdi daha iyi anlıyorum. Ekranlarda haberler zaten taraflı olurken yorum yapan sunucu o haberi öyle bir veriyor ki sanılır ki Türkiye bitti, çöktü, yıkıldı, eridi. Yahu bunu neden yapasınız. Kime hizmet ediyorsunuz. Hele birde gelen mesajları sansürleyip azıcık eleştiri yapanlara nasıl cevap veriyorlar görmelisiniz.

            Taraf olabilirsiniz, bir düşünceniz olması zaten normal, düşüncenizi de yayma gayreti içinde olmanız normal karşılanabilir. Ama yaptığınız her yorum ile, konuştuğunuz her kelime ile, sunduğunuz her haber ile toplumu yönlendirip, kamplaştırıp, germeye ne hakkınız var.

            Netice olarak ekmek almaya giden! Bir çocuğun ölümüne üzüldüğü kadar taşlanan polis aracının içinde şehit olana üzülmezseniz sizin insan olarak duyarlı olduğunuz konusunda, tarafsız olduğunuz konusunda herkes gibi bende şüphe derim. İster sunucu ister siyasetçi ister halk kim olursa olsun bunu böyle bilirim.

            Selam ve dua ile…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
O çocuk ne yapıyordu orda  -  26-03-2014 - 14:21
Azizoğlu Meydanı\'nda yapılan mitingin ardından yüzleri kapalı bir grup, polise havai fişek ve taşlarla saldırdı. Bunun üzerine güvenlik güçleri tazyikli su ve biber gazı ile müdahale ederek, grubu dağıttı. Olaylar sırasında başına bir cisim isabet eden Mehmet Ezer (10) yaralandı. Ezer, Silvan Devlet Hastanesinde yapılan ilk müdahalenin ardından Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edildi. Ezer\'in başına polisin kullandığı gaz kapsülünün isabet ettiği öğrenildi.
Açıklama  -  25-03-2014 - 13:10
Bir evladımızı, polis memuru Ahmet Küçüktağ\'ı görevli olduğu ekip otosu içinde aniden fenalaşması sonucu kaybettik. Başımız sağolsun. Kamuoyunda gazdan etkilenerek rahatsızlandığı şeklinde yanlış bilgiler dolaşmaktadır. Kurumum tarafından bu yönlü bir bilgi edinilmiş değildir. Birlikte görev yapan ekip arkadaşları gece boyunca gazlı ortama girmedikleri ve gaz maskesi takmaya hiç ihtiyaç duymadıklarını söylemiştir
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Ekim 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net