24 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA  REKOR KATILIM
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA REKOR KATILIM
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
  YAZARLARIMIZ
SELAMIN ALEYKUM;
17 Nisan 2014 Perşembe Bu yazı 8453 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bana babam uzun yıllar önce mektup yazmayı öğretirken önce selam ile başlanır demişti. Bende sevgili peygamberim size selamların en güzeli olan yüce Allah(cc)’ın selamını sunarak mektubuma başlıyorum.

            Öğretmenim de “mektupta mutlaka ilk cümlede hal hatır sorulmalıdır” derdi. Bende sizin hatırınızı sormak istedim. Ama düşündüm ki bu gereksiz sevgili peygamberim. Çünkü bu dünyada tek derdi İslamı anlatmak olan, onun için sayısız fedakarlık yapan, bir ömrü mücadele ile geçmiş olan bir insanın ebedi alemde hiç hali kötü olur mu? Elbette olmaz. Sizinde halinizi sormadan cennetin gül bahçeli bölümünde güller içinde olduğunuzu biliyorum.

            Ayrıca Rabbimin “Ey Resulüm, İbrahim’i Halil [dost], seni de Habib [sevgili] edindim. Senden daha sevgili hiç bir şey yaratmadım. Senin, benim indimdeki yüksek derecenin bilinmesi için dünyayı ve dünya ehlini yarattım. Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım. (Mevahib-i ledünniyye) dediği bir sevgilinin istirahatı nasıl kötü olabilir. Senin halinin iyi olduğunu biliyorum sevgili peygamberim.

            Sevgili peygamberim, duydum bazı iyi adamlar ve kadınlar sana en güzel mektubu kim yazacak diye yarışma yapmışlar. Bu iyi insanların çağrısı her gün senin yaşamaya, seni anlamaya ve her gün en azından bir hadisini ezberlemeye çalışan ben ümmetini kendine çekti.

            Düşündüm ben Resulüme ne derim diye. Ne yazarım, ne isterim, hangi derdimi anlatırım, hangi sevincimi onunla paylaşırım diye. Asında çok kolay bir şeymiş gibi geliyor sana satırlarla ulaşmak. Ama başına oturunca öyle kolay olmadığı gibi zor üstü zor olduğunu anlıyor insan.

            Çünkü bir müdürün, bir amirin, bir memurun, bir öğretmenin karşısında bile dilimiz tutuluyor. Terler alnımızdan akarken silmek bile aklımıza gelmiyor terimizi heyecandan.

            Düşünüyorum bir Başbakan olsa karşımızda veya hitap edeceğimiz yâda bir Cumhurbaşkanı ile karşı karşıya gelsek ne deriz? Ne söyleriz? İki satır ile düşünceni dök deseler ne yaparız?

            Kaldı ki bir garibin “Güneş, gülümsemesinin kölesidir. Ay ışığı, onun minnacık bir parçası… Ay, her aybaşı, ondan utanarak eriyip kaybolmakta, onun yolunda eridiği için yücelip şeref kazanmaktadır. Âlemin gözü, onun gözü gibi aydın bir göz görmemiştir. Bu yüzden de başı en yüce, talihi en parlak padişah odur. Âlem, mislini görmemiştir. Âdem’den beri hiç kimse ona benzer bir nişane bile taşımamıştır. Yer yuvarlağı civarında senin gibi, gölgeliği yedi kat gök olan başkaca bir padişah görülmemiştir. Dünya, ayağının tozunun kölesidir. “ dediğine ne yazarım. Kaldım ben, yazamıyorum, yapamıyorum, tıkandım kaldım.

            Ey âlemleri Yaradan’ın olduğu kadar âlemdeki tüm varlıklarında sevgilisi olan Resulüm uzun yazıp yormak istemem, halimi arz ederken üzmek istemem, beni senden tek isteğim, hesap günü gelip çattığında beni yanına alman, kol kanat germen ve Resulüm o hesap gününde benim başımı okşaman. Çünkü ben yetimim çünkü ben öksüzüm ve çükü ben seni çok seviyorum.

            Öğretmenimin dediği gibi bitiriyorum mektubumu.

            Senin sevgin ile Veysel olan, Mevlana olan, sahabe olan, Ensar olan ve senin sevgini atasından öğrenip ceddine anlatan bir ümmetin olarak senden şefaat diliyorum ey güllerin efendisi.

            Selam ve dua ile…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
YİĞİT  -  21-04-2014 - 17:01
O’nu sevmekte aşırı gitmek olmaz. O’nun sevgisinde sınır olmaz. O’nu sevmeyenden Allah razı olmaz. Öyle sevin ki, o sevgi sizi Allah’a ulaştırsın. Öyle sevin ki, o sevgi sizi mahşerde buluştursun. Öyle sevin ki, o sevgisi size Kevser’i tattırsın… “Kişi sevdiği ile beraberdir.” (Tirmizi: 4/595)
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  23 Ekim 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net