24 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA  REKOR KATILIM
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA REKOR KATILIM
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
  YAZARLARIMIZ
AZICIK VİCDAN
05 Mayıs 2014 Pazartesi Bu yazı 9656 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yıllar önce bir film izlemiştim. Adı “Ertesi Gün”dü. Nükleer bir savaştan sonra bir şehrin ertesi gününü gösteriyordu. Taş taş üstünde kalmamış, harabe sözü bile hafifi gelecek bir şehrin haliydi.   

            Aslında 1 Mayıs yazısını yazmayı önceye almak istedim. Ancak düşündük ki sonunda değerlendirirsek daha uygun olur. Öyle yaptığımız da aslında sonucu değerlendirmek anlamında çok iyi oldu.

            Sendikaların Taksim ısrarına Valiliğin alternatif mekanlar sunarak bayramı bayram gibi kutlayın önerisine çok anlam veremedik. Ne olacak sanki diye düşündük. Nihayetinde bu hükümet değil miydi 1 Mayısı bayram yapı, Taksimde kutlanmasında bir beis yok diyen. Şimdi de Taksime gitsinler orada kutlasınlar diye düşünenlerden biriydim. Ancak bugün 2 Mayıs ve Valiliğin bu konuda ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gördük.

            Olayların olacağı öncelikle bazı sendikaların ısrarından belliydi. Saf ve temiz duygularla bayramlarını kutlama düşüncesinde olan işçilerin yanında bu günü devlete başkaldırı günü görenlerin sayısı az değildir.

            1 Mayıs’tan çok önce başladı kışkırtma ve yönlendirme haberleri. Ekranlarda tahrik kar konuşmalar değerlendirmeler bir birini izledi. Bazı sunucular buna çanak tutmak değil bizzat kazan tuttular.

            1 Mayıs sabahı haberlerinde televizyonların bazıları muhabirlerini sahaya sürerken bizlerin Cudi dağına operasyona giderken aldığımız teçhizattan daha fazla teçhizat ile kuşandırdıklarını gördük. Bu durum asla muhabirini koruma duygusundan değil resmen tahrik kar tutumlarından kaynaklanıyordu. Hepsi savaşa gider gibi veya savaş haberi sunar gibi bir tutum sergiliyorlardı.

            Hele bazı sunucuların muhabirleri de bir kenara iterek bizzat sahaya indiklerini ve işçilerin saflarından ilk haberleri sunduklarını gördük. İlk bağlantıyı verdikleri yerde işçilerin ellerindeki dövizler çok ilginçti. Türkiye Komünist parti pankartlarının altında ilk yayını yapıyorlardı. Ne olmuş demeyin efendim. Çünkü başka mekân veya işçi grubu mu yoktu? Bunların amacının bağcıyı dövmek olduğu daha o saatte belliydi.

            Ertesi gün yani 2 Mayıs haberleri ise tam bir karıştırıcılık örneği sergiledi.

            Devletin polisine havai fişekleri silah yapıp atanlar, acil servisin önünde polisle pazarlık yaparken bir grubu arkadan saldırtanlar, kaldırım taşlarını polise rast gele değil resmen hedef gözeterek atanlar, polisi aralarına alıp linç etmeye çalışan değil linç edenler görülmedi.

            Polisin düzeni sağlamak amaçlı yola çekilen parti otobüsünün önüne geçen il başkanları, polisin görevini engelleyen milletvekilleri, polise tokat atan vekilleri görmediler. Polise saldıran göstericiyi gözaltına almak istemesi üzerine annesi ile birlikte polise direnen vekilin söylediği sözleri, eylemlerini görmediler.

            Polise uçan tekme atan, hakaret eden insanları, küfürlerin birini bitirmeden birine geçenleri görmediler.

            Bakıyorsunuz malum medyanın ilk haberleri ve ekran koruyucuları ve gazetelerin baş sayfalarında iki çocuğun gaza maruz kaldığı enstantane var. Sanki polis o gazı parkta oynayan çocukların üzerine atmış gibi veriyorlar. Elbette çocukların acısı içimize yansıdı ama taş atıp, bilye atıp, vida atıp hatta demir çubuklar atıp polisi yaralayanlara polis ne yapsaydı.

            Allah için insaf, Allah için azıcık vicdan. Bu nasıl habercilik, bu nasıl objektiflik, Siz kime hizmet ediyorsunuz. Hangi vatanın evladısınız.

            Elbet hepsi öyle değil. Azda olsa bu duruma tepkisini gösteren sabah sunucuları da vardı. Onları âcizane tebrik ediyorum. Demek dikenlerin içinde hala güller yetişebiliyormuş. Herkes kendini ve yaptıklarını bir çek etmeli. Ertesi gün filmini andıran bir görüntü vermeye kimin ne hakkı var güzelim ülkeme.

            Selam ve dua ile…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  23 Ekim 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net