22 Haziran 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Örnek Davranış
Örnek Davranış
MKEK'den MPT-76  sevkiyatı
MKEK'den MPT-76 sevkiyatı
KÜ'de  mezuniyet Sevinci
KÜ'de mezuniyet Sevinci
Büyük Anadolu Kırıkkalespor'dan  Vali Haktankaçmaz’a Ziyaret
Büyük Anadolu Kırıkkalespor'dan Vali Haktankaçmaz’a Ziyaret
  YAZARLARIMIZ
Taşeron Sistemine Hayır.
10 Temmuz 2014 Perşembe Bu yazı 10852 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Hükümet her fırsatta  özelleştirmeyi parça,parça yapmaya devam ediyor. En son  Özelleştirme İdaresi Başkanlığı  Derince limanını 39 yıllığına  işletme hakkının verilmesi yöntemiyle  ihalesini yapmıştır. Özelleştirmeler sonucu ülkemizin kamuya ait mal ve işletmeleri yerli ve yabancı şirketlere , büyük sermaye sahiplerine tatlı lokmalar  halinde sunuluyor. Bu kesimler ve  AKP  iktidarının siyasi yakınları Devlet olanaklarıyla büyüdükçe  büyüyorlar. özelleştirme yağma ve  talanı hız kesmeden  devam ediyor.  Yapılan özelleştirmeler sonucu  , alt işveren denilen taşeronlar ortaya çıkıyor  asıl yüklenici , muhatap ortadan görülmez  oluyor. Bu aşamada  Keyfilik, yasa ve hukuk tanımayanlar ,  hak ihlalleri ,sendikasız ve güvencesiz çalışma ,  işten çıkarmalar , çalışma sürelerinin artması  ,Çocuk işçilerin  , düşük  ve asgari ücretle  insanların çalıştırılması ,ucuz  ve  yoğun emek sömürüsü ve en önemlisi güvenli çalışma ortamının  olmadığı , en temel insan hakkı olan  ulusal ve uluslar arası iş yasaları  yok sayılır , kölelik sistemi , sefalet ve hak kayıpları  başlar.  Katliam gibi kazaların , Somadaki iş cinayetinin  sebebi   özelleştirmeler sonucu  taşeron  Sistemi’dir. Özelleştirmeler işsizliği ve yoksulluğu  artırır.Taşeron  çalıştırma sistemi,  sömürünün  en üst seviyeye çıkmış halidir.  İşçilerin yasal haklarının   hile ve ihaleler yoluyla  kağıt üzerinde bırakılması demektir. Hükümetin  kendi hazırladığı yasalarla  çalışanların  açlık sınırında kalmalarını ,  sendikalı olma  ve örgütlenme hakkına engel  olmaktadır.  AKP iktidarı ülkemizi taşeron cumhuriyetine dönüştürmek istiyor.Taşeronlar eliyle  hizmet ,  yapım işleri ve madenlerin işletilmesini  hazırlanan “çuval “ yasaları ile  toplumun önüne getiriliyor. Yurttaşlarımız   bu temmuz sıcağında   çıkartılacak olan yasaları pek de öğrenmek istemiyor.  Böyle bir kaygısı yok . Hükümet  zamanlamayı iyi ayarlamış , Çuval  yasası ile  bu  aceleciliğin kendi lehine  10 Ağustos ta  yapılacak olan  seçimlerde oya dönüşmesini istiyor. Soma faciasının üzerinden iki aya yakın bir süre geçmesine rağmen  hükümet yetkililerince verilen sözlerin yerine getirilmediği  maden işçileri lehine  yasalar çıkartılacaktı. Çalışma süresi 6 saate indirilecekti, en önemlisi de taşeronluğun kaldırılması için yasa çıkarılacaktı.  Torba yasa öncelikle bu düzenlemelerin  yapılması için başlamıştı. Soma faciası gündemden çıkartıldı  verilen sözler unutuldu. Soma  maden işçileri  en yetkili ağızlarca aldatıldılar. İşçi sınıfı  ve sendikalar  bu kadar önemli  taleplerin yerine getirilmesinin sözlerle, vaatlerle olmayacağını  acı bir deneyimle öğrenmiş olmalılar işçilerin  saflığın ve iyi niyetliliğin bu kadarı çok fazla   bu aynı zamanda hükümetin ve  sermayenin acımasızlığıdır.  O günün ortamında işçi kardeşlerimiz güvenmişlerdir, kanmışlardır.  Bu hususlarda konunun uzmanı sendikacıların hiçbir açıklama yapmamaları şaşırtıcıdır. 

      Aslında Emekçiler lehine  bir şey yok.  Büyük toplum kesimlerinin payına yine açlık,sefalet. Yoksulluk ve işsizlik düşmüştür. Grev erteleyen ve yasaklayan zihniyetin  ortadan kalkması lazım. Grev işçinin tek  ve etkili mücadele aracıdır. Bu nedenle grev ertelemek  işçileri daha fazla köleleştirmek, İşverenlerin ise zenginlemesi demektir. Taşeron çalışması  yasaklansın ,Madenler kamu eliyle işletilsin , İşçi ölümleri son bulsun ve   en önemlisi madenler bağımsız  bir  teknik heyet tarafından denetlensin.  Bunlar emekçilerin modern kölelikten kurtulma talepleridir.  İşçilerin birliği, beraberliği ve dayanışma içerisinde olmaları  hatta farklı sendikalarda olabilirler, sendikal rekabet yerine  birlikte  davranmak   ve hoşgörülü olmalılar .   Sorunlar aynı ,çözümü de birlikte bulunmalı.

    Karşı   çıkması gerekenler,öncelikle  İşçi sendikaları , kamu çalışanları  örgütlenip karşı duruşlarını  yeterince yapamadıkları  görülüyor.  İşçilerin ,emekçilerin , tüm çalışanların bu durumda etkilenen diğer sosyal grupların bunlardan İşsizlerin,emeklilerin, gençlerin ,  sendikasız  ve asgari ücretle çalışan “ bir milyon altı yüz bin   taşeron çalışanının”  (Disk  yay. ) birliği  ve desteği alınamamış . Başta sendikacılar olmak üzere   karşı çıkış çabası içerisinde değiller.  Kimse  rahatını bozmak istemiyor. “ Sendikal bürokrasi” denilen hastalık budur.  Bu yaklaşım hükümetin ve işverenlerin  istedikleri  durumdur.  Ülkemizde çalışanlar sarı sendikalarca kuşatılmış durumda. Çalışanların  Güçleri parçalanmış yeterince  kendi haklarını ve hukuklarını   savunamayanların  toplumun ekonomik ve demokratik  hiçbir talebini ,  demokrasinin , özgürlüklerin ve barışın  savunulması ve kalıcı olması için  çaba harcamaları beklenilemez. İnsan emeğinin Sömürüsünün son bulması  dileğiyle.

Hüseyin GÜNEY


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Kırlangıçoğlu Oktay
Gökhan Demir
Hakan Öztürk
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Haziran 2018 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net