24 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA  REKOR KATILIM
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA REKOR KATILIM
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
  YAZARLARIMIZ
ŞÜKÜRSÜZLÜK -1
20 Ekim 2014 Pazartesi Bu yazı 9619 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Hayatın her alanında en başta gelen sorunlarımızı sıralayacak olursak belki en başta gelenlerden biri “şükürsüzlük” olur. Şükretme sorunumuz olduğundan hep mutsuz oluyoruz.

            Konu ile ilgili bilgileri toparlarken Münür Arıkan’ın yıllar önce kaleme aldığı yazı dikkatimi çekti ve onunla başlamak istedim.

            Şükretmeden yaşıyoruz. Ya da gerçek şükürle tanışmadığımız için; nimetler artmıyor. “Nimetler şükürle artar” Evet ama nimetler sayısal olarak artarken, alınan haz duygusal olarak azalıyor.

            Pazar sabahları 53 çeşit “Sunday Branch” ile Pazar kahvaltısı yapan aile, milletin içinde çocuğu haşlıyor;

            -“Ye zıkkım olasıca. Neyin eksik? Niye yemiyorsun? Oğlum yesene. Beni deli etmesene. Allah cezanı vermesin. Yemeğini bitirsene...”

            Aile farkında değil, çocukları onca nimet arasında, nimetlerin tadından mahrumken, yemeğin farkına nasıl varsın. Dolayısı ile ilk önce nimetlerin farkına varmak gerek.

            Filmi başından alalım.

            Ailecek, arabalarına binip, lüks bir lokantada Pazar Kahvaltısına gidiyorlar. Bir kere; Pazar günü hayattasın. Ailenle birliktesin.

            Evden çıkıyorsun, kendi isteğinle. Yani ev sahibi kirayı ödemediniz diye sizi kapı dışarı edip evden atmıyor. Arabanız var. Arabaya binecek ayakların var. Lüks bir lokantaya gidecek paran var. Gittiğin yerde önüne serilen 53 çeşit kahvaltılığı görecek gözün var. O mis gibi, sıcacık ekmeğin kokusunu alabilen burnun var. O reçeli ekmeğe sürebilecek ellerin var. Şeker hastası değilsin. Reçel yiyebiliyorsun. Hastanede yoğun bakım ünitesinde cihazlara bağlı bir hayatın yok. Hapishanede tutuklu da değilsin, özgürsün.

            Annen ölmüş; öksüz, baban ölmüş; yetim değilsin. Annen ve baban çocuk sahibi olmayan, çocuk hasreti ile yanıp ama çocukları olmadığı için, içleri hep buruk kalan bir aile de değil.

            Türkiye’de yaşıyorsun. Irak’ta, Filistin’de, Afrika’da değilsin. Bir devletin var. Bağımsız ve özgür. Kaos ortamında değilsin.

            Otele giderken, yolunu kesen eşkıya yok.

            Otelde (en azından) Irak’taki gibi her gün patlayan onlarca bombanın birisinin patlama riski yok. Rahatsın.

            Baban işini kaybetmemiş, işi var ve kazancı iyi. Annen babandan boşanmamış, ufak tefek sorunlar elbette olabilir ama mutlu bir ailen var. Annen baban seni Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kapısına bırakmamış.

            Dışarıda hava güzel. Sibirya’da yaşamıyorsun. Dondurucu bir soğuk da yok. Ya da çöllerin ortasındaki kıl bir çadırda değilsin.

            Küresel ısınma elbette büyük bir tehdit ama hala masada hem de birkaç bardak su var, çayın – kahvenin yanında.

            Anne ve babanla, çöpten ekmek toplayan bir aile değilsin.

            Kılık kıyafetlerinle kabul gördüğün kesin, seni içeri aldıklarına göre. Hırpani kılıklı, köprü altı tinercisi değilsin. Ailen de değil. İtibarlı bir ailedesin. İtibarın var.

            Sizi kovmadıklarına göre, cebinizde yiyeceğiniz yemeklerin parası da hazır.

Masada, birbirinizin yüzüne sevgiyle bakacak kadar güzelsiniz. Yüzü yanmış masum ve garip hasta çocuk değilsin sen. Ki kaldı ki yüzü yanık ya da yara izli nice insan, diğerlerine nazaran daha şükürlü ve sevgi, dolu yaşıyor hayatı.

            Bu yazı çok bilgi verecek bir yazı, bu nedenle devamı bir sonraki yazıda…

            Selam ve dua ile…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
şükür  -  20-10-2014 - 18:25
Şükür, nimeti değil, nimeti vereni görmektir. Nimeti vereni bilip gereğiyle amel etmektir. Bu amel, kalb, dil ve diğer azâlarla olur. Kalb ile iyiliğe niyet eder. Dil ile hamd eder, şükrünü açıklar. Uzuvlarla şükür ise, Allahü teâlânın verdiği nimetleri yerli yerinde kullanmaktır. Mesela gözün şükrü, müslümanların, arkadaşların kusurunu görmemektir. Kulağın şükrü, söylenilen ayıpları duymamış olmaktır
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  23 Ekim 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net