25 Nisan 2018 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
İngilizce Sokağı
İngilizce Sokağı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
  YAZARLARIMIZ
ABDURRAHMAN KARAKOÇ VE MİHRİBAN
19 Kasım 2014 Çarşamba Bu yazı 17117 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Dün bir şair dostla hasbıhal eyliyorduk. Hakikat, hüzün ve şiirden bahsederken hüznün nice gönül hakikatlerin varlığıyla var olduğunu, gönül hakikatlerinin halimize yansıması olduğunu söylüyorduk. Çok geçmedi bu sözlerimizin üzerinden çok geçmedi! Acı haber tez yayılır derler ya, şair Karakoç’un vefatı anında yayılıverdi ve her bir yana her bir gönülleri ıslatarak hüznüyle birlikte düşüverdi!

Karakoç hüznün, gönüllerin, Anadolu’nun hece üstadı şairiydi. Her haliyle yerli, her haliyle mütevazı sizden, bizden biriydi, hüznün ta kendisiydi... Belki de Mihriban şiirinde ve o şiiri yazdıran hakikatlerle birlikte ömrü onun da hüzünle geçmişti.

Her yönüyle Türklüğü, İslamiyeti ruhunda hisseden, özümseyen bir şairdi, oğlunun adını da Türk-İslam koymuştu. …Onun gidişiyle sadece kalem, kağıt, hece, kelime, şiir öksüz kalmadı, Türk-İslam davası da bir bakıma öksüz kalıyordu... Çocukluk yaşlardan itibaren kendini tüm hücreleriyle Türk-İslam davasına adayan Karakoç bir şiirinde;

Albayraktır anayurdun gelini

Bu canı Türklüğe adadım anne

On iki yaşında ettim yemini... diyecek çocuk yaşlarda Türk-İslam davasına hayatının sonuna kadar hizmet etmeyi kendine şiar edinecekti.

 

* * *

 

İşte bu duyguları hengamesinde dilime düşen, hüzünlü hakikatli bir hayatın sebeplerinden olduğunu düşündüğüm o ünlü aşk şiiri Mihriban aklıma geliverdi.

‘Sarı saçlarına deli gönlümü / Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban/ Ayrılıktan zor belleme ölümü / Görmeyince sezilmiyor Mihriban

Mihriban’la ilgili hakikatleri bir röportajında anlatmıştı;

“Son bir kez , son bir kez dahi görmek istemezdim onu. O beni hayalindeki gibi yaşatsın, ben de onu hayalimdeki gibi yaşatayım… O aşk, masum bir aşktı... Güzel bir aşktı... Bırakalım öylece kalakalsın... “

Aslında Mihriban’ın ne adı Mihriban, ne de saçları sarıydı... Ama deli gönlü, gönlüne sıkı sıkıya bağlıydı... Teni esmerceydi, kaşları hilalce, kirpikleri uzunca, gözleri karaca, saçları siyahça Anadolulu bir huri güzelinin ta kendisiydi belki de...

Mihriban, masum, günahsız, imkansız sevdaların sembolüydü... O Karakoç’un Mihriban’ıydı, sevdalıların sığındığı limandı…Tertemiz, ak pak bir sevdaların adıydı...

Güzeller güzeli bir Anadolu kızına sevdasının hikayesiydi...

 

* * *

 

Mihriban’dan bir gün bir mektup gelmişti. Mektubunda unutmak kolay değil diyordu. Bu mektup, ayrılık tadında, hüzün sarmalında, hakikat adında bir hayatın başlangıcıydı.

Ve mektuptan sonra Mihriban’a seslenecekti;

“ Unutmak kolay mı deme…Unutursun Mihriban’ım…Düzen böyle bu gemide…Eskiler yiter yeni de…Beni değil, sen seni de unutursun Mihriban’ım... “

Devam ediyordu;

“O zamanlar elektrik yoktu. Lamba ışığı altında yazıyordum. Şiire başladığımda lambadaki alev titremeye başladı. Lambadaki alev üşüyordu…

 

* * *

 

Mihriban’ı görmek ister misiniz diye soranlara;

“Bilmiyorum, görmek de istemiyorum. Değişmiştir şimdi…Ben onun nazarında değiştim, o benim nazarımda değişti. Niye görelim? Öylece kalakalsın kaldığı yerde... İnsanların gönülde kalması, gözde kalması daha iyidir... “

Ey Anadolu’mun, Türk İslam coğrafyasının şairi;

Acz’in şairi Zarifoğlu gibi aynı günde zarifçe aramızdan ayrılıp gittin…

Mekanın Cennettir topraklarımın şairinin... Merhum Yazıcıoğlu’nun has abisinin… Kavuştunuz bak şimdi ötelerde birliktesiniz... Selçuk Özdağ daha geçenlerde oğlun Türk İslam’la konuşuyorlardı; “ Muhsin Reisi rüyalarımda görüyorum… Karakoç’la el ele yürüyorlardı…’’

Yürüdünüz nurlu koridorlardan melekler eşliğinde Rabbinize doğru el ele…Rabbim bizi de Sizlerin, Muhsinlerin elinden tutarak Hakka yürümeyi, ötelerde birlikte olmayı nasip eylesin...

Türk edebiyatına ve Türk siyasi hayatına fikrinizle, zikrinizle, hizmetinizle, duruşunuzla timsaldiniz... Ve her halinizle mümtaz bir şahsiyet idiniz… Baki kalan gök kubbede hoş bir seda bıraktınız…

Rabbimden rahmet diliyorum... Türk ve İslam davasının başı sağ olsun... Ruhunuz şad olsun…Artık lambada titreyen alevlerin sönme vaktidir… Artık vakit Mihriban’a kavuşma vaktidir...


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Nisan 2018 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net