25 Nisan 2018 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
İngilizce Sokağı
İngilizce Sokağı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
  YAZARLARIMIZ
PEYAMİ
20 Kasım 2014 Perşembe Bu yazı 11408 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Eylülün günlerinde ruhumun yolu yine romanlara, şiirlere düştü... İnsanın yaşadığı hayatta da yolunun kime düşeceği bilinmez ya! İnsanın bu hali okumalar, dinlemeler, yazmalar için de geçerli bir haldir. İşte yolum Peyami’nin “İnsanlar” adlı romanını ve hayatını anlatan bir kitabı okumaya düşüverdi.

Bilirsiniz her şey esasen bir kaderdir. Kader önünüze çıkması gerekenleri çıkarıverir aniden. İnsan hayatında bu böyledir. Pekiyi okuma yapmak, yazarların hayatlarını öğrenmek, öğrenirken yaşamak da kader midir diye sorarsanız bana göre öyledir.

Evet, okuma yapmakta bir nevi kaderdir. Okuduğunuz kitapla bütünleşmek yazarıyla, kahramanıyla hemhal olmak da nasiptir. Onunla soluklanır, onunla yeni bir hayat bulur, bütünleşir, kendi dünyanızda yaşarsınız, bu haller ne güzel bir haldir kısa süreli de olsa...

İşte Peyami’nin hüzün dolu hayatını okuyor yaşıyorum her bir satırlarında… Kah cılız, çelimsiz verem hastalığını pençesinde bir öksüzsünüzdür hastane koridorlarında... Kah İstanbul’un istiklal caddesinde edebiyat sohbetleri yaparak Necip Fazıl’la taşlı yolları arşınlarsınız edebiyatın doruklarına çıkarsınız...

Ya da Ayhan Songar’la güzel bir mekanda ağzınızda sigaranız, elinizde kahveniz kah şiir, kah roman, kah tıp alanlarında her bir dalda her bir şeyden saatlerce konuşursunuz…

Kitabın beş küsur sayfalık kalınlığı bile korkutmaz sizi... Çünkü kitabın içinde yaşayan biraz da sizsinizdir. İşte elimden düşürmediğim Ayvazoğlu üstadın “PEYAMİ” adlı başyapıtı önümde duruyor.

Ve 518. sayfasındayım bir şiire takılıp kalıyorum. Şu kelimeler bir cümle olup şiiri okuduktan sonra hücum ediyor garip halime...

“Hayat uzun gibi görünse de, ne kadar kısadır”

Esas olan ötelere göçtükten sonra bir yazıda, bir şiirde, bir sözde rahmetle anılmaktır. Geride öyle dostlar bırakmak lazım ki, sizi bir şiiriyle ansın ardınızdan ağıtlar yaksın, gözyaşı döksün. Gök kubbede hoş bir seda bıraksın.

Bilmem şu an, şu gün gitsem, göçsem bir şiirle, yazıyla anılır mıyım!Gök kubbede hoş bir seda bırakır mıyım. Hayırla anılmak, sevgiyle söylenmek her insan için ne güzel. Peyami Safa’nın en yakın dostlarından olan Fazıl Hüznü Dağlarca öyle bir ağıt yakmış ki Peyami’nin ardından rikkatime dokundu. Defalarca okudum, okudum…

 

“Bu gök müdür Peyami Safa -beni ilk gören bu karanlık mıdır

Kim sundu

Geldiler gittiler kocaman denizlerde uykularımız

Uykularımız bir yosundu...

 

Biz mi yazdık yazdırdılar mı bize gerçekleri ta oralardan

Kim sundu

Uzaklık mı derler yokluk mu şimdi masmavidir

Boyun bosundu...

Kim içti ölümün buz gibi şerbetini

Kim sundu

Yavaşça bıraktılar çocuğu yeryüzüne

Uyusundu... “


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Nisan 2018 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net