25 Nisan 2018 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
İngilizce Sokağı
İngilizce Sokağı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
  YAZARLARIMIZ
ÇOCUKLUĞUMUN ARKADAŞI
08 Ocak 2015 Perşembe Bu yazı 11543 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Çok zaman önceydi.

İlkokul çağlarında hafızlığı yarım kalan, o sevimli çocuk büyüyordu.

Ve yıllar birbirini kovalarken, artık o deli dolu gençlik çağındaydı.

Ne karşı cinslere ilgi duyuyor, ne de dünyevi başkaca şeyler ilgisini çekiyordu.

Ülkem diyor, memleketim diyor, dinim diyor başkaca bir şey demiyordu.

Ülkeye dair, memleketine dair öylesine söyleyecek çok sözü vardı ki...

Geleceğe dair, hayaller kuruyor, rüyalar görüyordu.

Kurduğu hayallerde en iyi üniversitelerde eğitim alıyor, yurt dışında yüksek lisanslar, doktora yapıyor, diller öğreniyordu.

Sonra doğduğu, büyüdüğü memleketine geliyor kamuda yöneticilik yapıyordu. Yöneticilik yaptığı dönemde siyaset ilgilenerek ver elini siyaset diyecek siyaset yoluyla memleketine hizmet etmeyi düşlüyordu.

Önce milletvekili, sonra Bakan belki de kader onu denk getirirse Başbakan bile olabilecekti!

‘Seni üst düzey bürokrasiye kim getirecek ki’’ diye soracak oluyor…

O “kendimi öyle bir yetiştireceğim ki onlar mecbur kalacak bana o görevleri vermeye’’ diyordu.

 

* * *

Yıllar ne kadar da çabuk geçiyordu. İlk kurduğu hayal gerçekleşiyordu.

Bizim mahallenin idealist dindar çocuğu Üniversite sonrası yüksek lisans için Amerika’daydı.

Amerika öncesinde bizlere ‘‘derdim var benim derdim... ‘‘ diyordu.

Gecesi, gündüzü yoktu.

Okumadığı kitap kalmamıştı.

Dünya klasikleri, Türk klasikleri çoktan okumuştu.

Liseli yıllarında İngilizceyi rahatlıkla konuşuyor, okuyor ve hatta yazıyordu.

Küçük yaşlarda yarım kalan hafızlığından ise geriye sadece birazcık Kuran Arapçası kalmıştı.

Müthiş bir hafızası, anlama, kavrama, anlatma yeteneğini Rabbi ona nasip etmişti.

Derslerle, kitaplarla, dergilerle o kadar çok haşir, neşir oluyordu ki sanki kafası kütüphane gibiydi.

Günlük dört saatlik uyku ona çok gelirdi.

Öğlen saatlerde eğer mümkünse bir saatlik bir şekerleme ona yeterde artardı bile...

Derdi olanın uykusu mu olur?

Derdi olanın, sevdası olanın duru durağımı olur?

 

* * *

 

Gençlerin maneviyatsızlıklarını gördükçe çok üzülüyor ama elinden bir şeyde gelmiyordu.

Maneviyattan, dinden uzak yetişen neslin hali ne olacak diyordu?

Memleketin çocuklarının maneviyatlarının geliştirilebilmesi, önleyebilmesi için cemaatler, tarikatlara, sivil toplum kuruluşlarının öneminden bahsediyordu.

Siyasette, bürokraside etkili, yetkili yerlere gelince yetişmiş, dürüst, memleket çocuklarını bürokraside en iyi görevlere getirecek onlarında memleketlerine hizmet etmesine imkân sağlayacak önlerine açacaktı.

 

Memleketteki işsizliğe dahi kendince projeleri vardı.

Nasip olursa siyaset yapacağı dönemde ülkemizin büyük holdinglerinin bazı fabrikaları memleketine açacak ve memlekette işsizliği minimum seviyeye indirecekti.

Tarımcılığa ve hayvancılığa çok önem verecek, tıpkı okuduğu, tahsil yaptığı ülkelerde olduğu gibi tarımcılığı ve hayvancılığı ilinde de geliştirecekti.

Onun siyaset yaptığı zamanlarda her memleket çocuğunun derdine koşacak, derdiniz derdimdir diyecekti.

Hiç kimseyi hor, hakir görmeyecekti.

Ve hiç bir zaman yalana, dolana sığınmayacak, herkese dürüst davranacaktı.

Ne büyük, ne güzel hayalleri vardı.

Çocukluğumun arkadaşının.

 

* * *

 

Herkese her şeyden önce insan nazarıyla bakıyordu.

Evet, önce “insan’’ diyordu.

İnsan en yüce varlık Rabbin yarattığı eşrefi mahlûkat... ‘

‘insanı yaşatalım ki devlette yaşasın... ‘‘

Her nerde, hangi mevkide olursa olsun;

Dün merhaba ettiği insanlara merhaba etmeye devam edecek, onlara vefa hissiyle hep dolu olacaktı.

Düne maziye, köküne öylesine bağlıydı ki, onlara karşı değil siyaset döneminde ömrünün her safhasında vefa hissiyle yaklaşacaktı.

 

* * *

 

Böylesine büyük hedefleri, hayalleri vardı benim çocukluğumun hemen her safhasında beraber büyüdüğümüz çocukluk arkadaşımın...

Çocukluk arkadaşım yıllar sonra hedeflerinin bir kısmını gerçekleştirdi.

Yabancı ülkelerde çok iyi eğitimler aldı. Ülkesine, memleketine hizmet etmek için Türkiye’ye döndü. Ancak hiç değişmeyecek ve her bir şeyine kefil oluruz dediğimiz insan zaman içinde öylesine değişmişti ki...

Devlet bürokrasisinde bir yerlerden başlaması beklenirken o özel sektör diyerek parayı tercih edecek ve bizlere ilk hayal kırıklığını yaşatacaktı.

Ve biz onu kaybediyorduk.

İşte o gün iki damla gözyaşıyla beraber içimden demiştim “arkadaşım öldü’’.

Sanki dün savunduğu ilkeler, değerler, hizmet etme ülküsü, önce insan düsturu gitmiş yerini başka, başka hayaller, başka, başka davranışlar, görüşler, fikirler almıştı.

 

Hâlbuki çok iyi bir milli ve manevi altyapısı vardı. Memleketinde onu candan seven, çok iyi arkadaş çevresi vardı. Arkadaşları da üniversiteler bitirmiş iyi eğitim almışlardı. Aslında onun hayalleri, arkadaşlarının, mahallesinin hayalleriydi.

Hem mahallemizde, hem çevremizde çok büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyordu. Büyük bir holdingte iş başı yaptıktan sonra mahallesine, memleketine ara sıra uğrar oldu... Onu tanıyan, samimi arkadaşlarının telefonlarını açmadı bile... Bazen şehirde tesadüf ettiği o samimi dostlarını bir kafa selamıyla geçiştirmeye çalıştı.

Zaman içinde ise artık tanınmaz haldeydi. Eski dürüstlüğünün, milli ve manevi değerlerinin kırıntıları bile kalmamıştı.

O artık mevkiin, makamın, yalanın daha da yükselebilmenin esiri olmuştu.

O artık yaşayan bir ölüydü bizlerin gözünde.

Evet, bu acı vakıa bize çok şey anlatıyordu.

İnsanların zaman içinde mevki, makam, para eline geçince nasılda değişebileceklerine dair bir örnek vakıa teşkil ediyordu.

 

* * *

 

Şimdilerde böylesine insanlar o kadar çoğaldı ki...

Devletin bir kademesinde ya da bir partinin, bir kuruluşun bir organının başkanı olunca, dününü, bugününü unutan bir çok insanlar var...

Gerçek kimlikleriyle, görünen kimlikleri arasında tezatlıkları gizleyerek yaşayan sıradan insanlar var...

Dünde söylediklerinin bugün tam zıddını yapan insan müsveddeleri var...

 

Neredesiniz...

Ey dost sözlü, dost yüzlü insanlar, neredesiniz...

Neredesin vefa adına saatlerce yağmur altında bekleyen muhabbet fedaileri nerelerdesiniz...

Nerdesiniz vefa adına kendinden geçenler...

Nerdesin dostluğa, samimiyete önem verenler...

Ülküsü için, ideali için, memleketi için kendinden vazgeçenler...

Neredesin, neredesiniz?

Yoksa bizleri yalnız bırakıp bir daha hiç dönmeyeceksine başka ellerde misiniz?


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
A.VURAL  -  11-01-2015 - 10:16
ne olacak ki hepimiz işçi çocuğu idik hepimiz garibandik ne oldu gariban olanlar gariban olarak kaldı sivrilenlerimizide bu vahşi kapitalist sistem değirmen gibi uğutdu o arkadaşını hor görme hepimiz biraz değişmedik mi hepimizde değişdik bir arkadaşım burokraside en yuksek noktaya geldi ama bi gun telefon açtığımda sekreterine işde olmadığını söyletti gucendim mi gucendim ama hak da verdim sebebide çocukken en yakınımdaydı aradaşımdı ama makam ve mevkiden sonra arkadaşlık biter hatta insanlık da biter sebebide şu tepe noktaya gelen kişiden herkes aş istiyor ,iş istiyor onunda öyle bir gucu yok oda ne yapıyor tum geçmişini siliyor kendi hayatını yaşıyor
A.VURAL  -  11-01-2015 - 10:16
ne olacak ki hepimiz işçi çocuğu idik hepimiz garibandik ne oldu gariban olanlar gariban olarak kaldı sivrilenlerimizide bu vahşi kapitalist sistem değirmen gibi uğutdu o arkadaşını hor görme hepimiz biraz değişmedik mi hepimizde değişdik bir arkadaşım burokraside en yuksek noktaya geldi ama bi gun telefon açtığımda sekreterine işde olmadığını söyletti gucendim mi gucendim ama hak da verdim sebebide çocukken en yakınımdaydı aradaşımdı ama makam ve mevkiden sonra arkadaşlık biter hatta insanlık da biter sebebide şu tepe noktaya gelen kişiden herkes aş istiyor ,iş istiyor onunda öyle bir gucu yok oda ne yapıyor tum geçmişini siliyor kendi hayatını yaşıyor
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Nisan 2018 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net