25 Nisan 2018 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
İngilizce Sokağı
İngilizce Sokağı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
  YAZARLARIMIZ
SONBAHAR HÜZNÜ
15 Ocak 2015 Perşembe Bu yazı 10984 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Sonbaharın ilk günlerindeyiz, soğuklar kendini hissettirmeye başlıyor... Doğrusu soğuğu sevmiyorum. Sanki bu soğuklardan dolayı hem kendimi hem de çevremdeki insanları biraz neşesiz biraz işvesiz, biraz hüzünlü buluyorum.

Diğer yandan ağaçların sararan yaprakları yaza veda ediyor. Yemyeşil bağlar, bahçeler yavaş, yavaş hazana dönüyor. Ve mevsimin hüzünlü halleri üşüyen ruhumu sarıp sarmalıyor. Sanki daha da bir üşüyor hepten üşüyen ellerim...

Ve ben hüzünlerde öylece bir başıma kala kalıyorum... Sonbahar aylarında, biraz üzüntülü, biraz hüzünlü, birazda suskunluğa bürünüyorum.

Anamın tarifine göre kavaklar yapraklarını dökerken, cevizler dallarından düşüp, kabuklarını atarken yaşanması zor dünyaya sessizce gelişim, ölü doğuşum.

Evet, ben sonbahar çocuğuyum… Biraz eylül var biraz ekim hüzünlü ruhumda... Hüzün mevsiminin ayı olan ekim ayının evladıyım...

Ekim ayı sanki gözyaşı ayı... Acaba diyorum sonbahar çocuğu olmam mı beni sonbahar mevsimi gibi hüzünlü mü kılıyor?

Sararıyor, soluyor, dökülüyor, hazana dönüyor, hüzünlerde kayboluyorum...

 

* * *

 

Bu aylarda bana ne haller oluyor anlamıyorum! Eylül, Ekim, Kasım ve birazda Aralık aylarında nerede dertli bir nağme duysam, nerede bir maziye dair şiiri okusam ya da hüzün dolu bir romanın satırlarında kendimi bulsam tarumar oluyorum...

Evet, bu aylarda daha çok okuyor, daha çok yazıyor, daha çok düşünüyor ve kendi içimde kayboluyorum. Daha geçenlerde kendi kendime mırıldanarak caddeden karşıya geçerken otomobille karşı karşıya kalışım ve taksinin kornasıyla irkilişim... Taksiciyle göz göze gelişim sonra da hiç bir şey söylemeden başımı öne eğişim… Ve hemen oradan sessizce kaldırımdan yol alışım...

Kim bilir yine kafamda neler düşünüyor, neler tasarlıyordum. Çıkarmayı düşündüğüm “dünden bugüne portreler ve Demokrasi yazıları” adlı kitapların ön sözünü kafamda yazıyordum. Ve bu kitapta kaleme aldığım merhum Menderes’in hüzünlü ve bitap hayali korna çaldığında tam da gözümün önündeydi...

Ve hüzünlü bir çift göz gözlerimdeydi…

Taksiciye kızıyorum bak! Başbakanımın hayalini kornanla savurdun, kaçırdın diyorum kendi kendime...

 

* * *

 

Sonbahar aylarında hüzünlü ülkemiz ne dramlar, ne idamlar yaşadı. Demokrasi askıya alınarak kendi kendine bıçaklar, hançerler sallandı... Bir sonbahar çocuğu olmama rağmen belki de bu yüzden sevemedim, ısınamadım bu mevsime…

 

* * *

 

Bilmem hatırlar mısınız? Demokrasi şehidi Sevgili Başbakanımız Adnan Menderes’in idamının bu aylara rast geldiğini…

Ya cinnet derecesinde yaşanan 12 Eylül darbesini unutmak mümkün mü? Hatırlıyorum darbe yapıldığında on yaşında bir çocuktum askeri idare sokağa çıkma yasağı koymuştu. Ama yasak bize işlemez, ilçemizin sokaklarında askerlerle adeta köşe kapamaca oynardık. İşte bu yasak bile hüzünlü ruhumda izler bırakmış...

Hiç bir zaman vesayetten, baskıdan, aldatmadan, kandırmadan hoşlanmadım. En güçsüz zamanlarımda dahi baş kaldırdım zorbalığa, baskıya… Bunun en yakın misali hala hafızamda...

28 Şubatta yaşanılanlar tam anlamıyla bir travma ve trajediden başka bir şey değildi... Yaşanılanları bir Allah bilir birde bizim gibiler...

 

* * *

 

Bilir misiniz;

Milli Güvenlik Konseyi 1982’de kendi anayasasını kabul ettirmek için mavi rengi bile yasakladığını... Öğrenince ne kadar çok şaşırmıştım. 12 Eylül darbesi demokrasinin kolunu kanadını tırpanlanmış, kalbine hançer sokulmuş ortadan kaldırılmaya çalışılmıştı. Ve o kanlı süreçte halkı anlamayan, üsten gören Baasçı bir yönetim tarzı Aziz Türk halkına reva görülmüştü…

Bizim çocukluk yıllarımız darbeli günlere rastlasa da, ilk gençlik yıllarımızda ise Turgut Özal’lı yıllara rastlar... Rahmetli Özal darbenin artıklarıyla çok uğraştı durdu. Bir yandan darbecilerle iyi geçinerek diğer yandan onların getirdiklerini kaldırmaya çalışacaktı.

Zor bir işi vardı ve asıl olan zor olanı başarmaktı. Rahmetli Özal işte zor yılları, dürüstlüğüyle, bilgisiyle, azmiyle, tecrübesiyle, sevgi ve şefkatiyle aşmayı başardı. Ülkeye çok hizmeti oldu. Bugün daha iyi anlaşılıyor. Allah rahmet eylesin. Ruhu şad olsun…

 

Aslına bakarsanız şu günlerde tartıştığımız, açılım yapmaya çalıştığımız Terör sorununun temellerini bile darbe yıllarda atıldığı görülür… Yani terörün köklerinde darbe dönemleri vardır. Darbe yıllarında, önemsenmeyen terör bugünlerde çok büyük bir sorun haline geldi.

 

Darbe dönemlerinde yaşanılanlara dair çok okumak, çok yazmak, hafızalarımız tazelememiz ve o günlerde neler olmuş bunları iyi incelemek ve ders almak gerekiyor.

Şu aylarda çokça konuşulan sivil anayasa mevzunun kökleri 12 Eylül’e giden bir demokrasi kavgasından başka bir şey değildir. Aradan neredeyse otuz iki yıl geçmesine rağmen yarım yamalak haliyle yoluna devam ediyor darbecilerin anayasası…

 

* * *

 

Günler gelip geçiyor ve bu aylarda üşümelerim yine bitmiyor ve hiç bitmeyecek gibi de görünüyor…Kimi zaman öyle bir hal alıyor ki özlüyorum öteleri…Kendi kendime sessice ne zaman bitecek bu gurbet dediğim çok oluyor…Ve herhalde bu fısıldaşmalarım devam edecek kendi kendine ta ki bu yorgun bedenden hüzünlü ruhum çıkana kadar…

Havanın bulutlu, yağmurun yağıp yağmamakta kararsız olduğu bir vakitte aradan elli yıl geçmesine rağmen bir Başbakanın asılmasını içime sindiremiyor üzülüyorum... Yine üşüyorum, yüreğim titriyor ellerim buz gibi ve ben hüzünlerde öylece Eylüller de, Ekimlerde kalakalıyor aklıma gelenleri yüreğime üşüşenleri işte böyle yazıyor, daldan dala atlıyorum... 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Nisan 2018 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net