17 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Sizlerle gurur duyuyoruz
Sizlerle gurur duyuyoruz
Kızık Vefat Etti
Kızık Vefat Etti
Kırıkkale Final Okulları Bilim Ve Kültür İçin Ankara’da
Kırıkkale Final Okulları Bilim Ve Kültür İçin Ankara’da
Değişim Rüzgarı Devam Ediyor
Değişim Rüzgarı Devam Ediyor
  YAZARLARIMIZ
Süleyman Şah Türbesi
26 Şubat 2015 Perşembe Bu yazı 8334 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Süleyman Şah, kesin olmamakla birlikte Osmanlı Devleti’nin  kurucusu Osman Gazi’nin dedesi, Ertuğrul Gazi’nin de babasıdır. Bazı Osmanlı tarihçileri Osman Gazi’nin dedesi olarak Gündüz Alp’ın ismini verirler. O halde Süleyman Şah, Osmanlı ailesinin dedelerinden biri olabilir. 1086 yılında iki askeriyle birlikte Fırat Nehri’ni  geçerken boğulmuş ve ölümünden sonra beraberindeki iki askeriyle birlikte Caber Kalesi eteklerinde bir kümbete gömülmüştür.

 

Caber Kalesi eteğindeki türbenin bilinen ilk yapımı 1144 yılında Halep Emiri Zengi Atabek tarafından başlatıldı ve oğlu Nureddin tarafından tamamlandı. Türbe, 1260 yılında Moğollar tarafından yıkıldı. Caber Kalesi eteğindeki bu türbe,  1500’lü yıllara kadar 300 sene bakım görmedi. Yavuz Sultan Selim, 1516′da bölgeyi fethedince türbeyi düzenleyip yeniden restore ettirdi.

 

Sultan Abdülhamid döneminde,1884’te türbenin inşası için bir keşif yaptırıldı, bu işin 49 bin 145 kuruşa mâl olacağı belirlendi. Türbe kare biçiminde olacak, mekâna kuyu, ambarlar, odalar ve türbenin korunması için askerlerin kalacağı bir koğuş yaptırılacaktı. İnşaatın tamamlanmasının ardından, türbeye muhafız olarak bir onbaşının kumandasında bir takım ve 100 kuruş maaşla bir de türbedar tayin edildi.

 

İki kez taşınmıştı

 

Sakarya meydan muharebesinden sonra Fransa ile imzalanan Ankara anlaşmasının 9. maddesiyle Caber Kalesi’ndeki “Türk Mezarı”nın Türk toprağı olduğunu kabul etti.

 

Madde 9) Osmanlı sülalesinin kurucusu Sultan Osman'ın dedesi Süleyman Şah'ın Caber kalesinde bulunan ve Türk mezarı ismiyle belirli türbesi müştemilatı ile Türkiye'nin malı olacak ve Türkiye oraya muhafızlar koyacak ve Türk bayrağı çekecektir.

 

Bu durumun 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile kabul edildiği biliniyor.

 

Türbe bundan önce iki defa, 1939 ve 1975 yıllarında taşınmıştı. “Türk Mezarı” olarak bilinen türbe 1975’e kadar sınıra 100 kilometre uzaklıktaki Caber Kalesi’nin eteklerinde yer alıyordu.

 

Birinci yer değişikliği 1939 yılında kale içinde gerçekleştirilmişti. Tamirinin imkânsız hale gelmesi ve güvenlik zaaflarının oluşması sonucu türbe, kale içinde kurulan karakolun yanında eski özelliklerine uygun olarak inşa edilmiş ve yeni yerine nakledilmişti.

 

1975 yılındaki ikinci nakilde ise türbe, Caber Kalesi’nden uzak bir noktaya, Karakozak Köyü yanına taşınmıştı. Nakil, 1968’de Suriye tarafından yapımına başlanan Tabka Barajı’nın Caber Kalesi’ni tamamen sular altında bırakması riskine karşı gerçekleştirilmişti. Nakil kararı 1973’te alınmış; türbe, Caber Kalesinden 63 kilometre kuzeyde, sınırın ise 37 km güneyindeki yeni yerine nakledilmişti.

 

Bugünkü hali

 

Türkiye sınırları dışında tek Türk toprağı ve bayrağımızın dalgalandığı yer olarak tanımladığımız Süleyman Şah Türbesi’nin bugün çeşitli tartışmalara konu olması ve bugünkü acı durumun müsebbibi aslında tamamen AKP hükümetidir. AKP’nin Suriye politikasının yanlışlığı bizi bugün dönülmez yollara sokmuştur. IŞID’a göz yuman PYD değimiz Suriye PKK’sına göz yuman hep Türkiye oldu.

 

Dört serseriden ibaret olan terör örgütleri maalesef bölgenin fiili kontrolünü ellerinde tutmuşlar. Bu sebeple bölgeyi yıllarca çok ihmal etmişiz.

 

Sonuçta bölgede büyük bir karışıklık hakimdir. Bu durum karşısında devlet büyükleri birer açıklama yapmıştır.

 

Daha önce sayın Cumhurbaşkanı ; “ Ankara neyse, Süleyman Şah da odur. Türbeye yapılacak saldırı, Türkiye’ye yapılmış sayılır. derken

 

Başbakan Davutoğlu ise” Burası Türk toprağıdır. Güvenliği için her türlü tedbiri aldık. Kimse sabrımızı test etmeye kalkmasın, cevabını alır” demişti.

 

Demek ki biz yanlış anlamışız Davutoğlu’nu cevabı bir gecede sıvışmakmış.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye içindeki Süleyman Şah Saygı Karakolu ve Türbesi’ne 22 Şubat günü sabaha karşı “yıldırım operasyonu” gerçekleştirdi. Operasyonda 8 aydır karakolda görev yapan “Bordo Bereli” 44 asker Türkiye’ye getirildi.

 

Özel Kuvvetler bölgeyi terk etmeden önce, türbedeki 3 sandukayı da beraberinde Türkiye’ye getirdi. Yani dünyada eşi benzeri görülmemiş bir harekat bu “Türbe taşıma harekatı”

 

Bu operasyonun yapılmasında, karakolda görev yapan askerlerin, karakola her an bir saldırı ihtimalinin arttığı, karakolun bulunduğu bölgede PYD ve IŞİD’in yakında büyük bir çatışmaya gireceği istihbaratı bilgilerinin yer alması önemli rol oynadı. Bu raporlar doğrultusunda askerlerin bölgede her türlü provokasyonun hedefi olabilecekleri değerlendirildi.

 

Askerlerimiz operasyon ile Türbe’yi alarak ülke sınırları içinde geçici yerine getirmiş, sınırımıza 200 metre mesafede Eşmeler Köyü'nde de Türbe inşaatına başlamıştır.

 

Süleyman Şah saygı Karakolundaki Türk varlığı beceriksiz AKP hükümetince korunamamış ve askerimiz çekilmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Koskoca Türk devleti 30 km ilerisindeki ecdad yadigarını koruyamadı. Adeta Türbeyi alıp kaçtı. Bu utanç AKP hükümetine yeter.

 

Türkiye eskiden dünyanın neresinde bir Türk varsa onun teminatıydı. AKP Osmanlıcıyım diye övünürken, Osmanlı’nın sınırlarını hayal ederken, Viyana’ya kadar Habeşistan’a kadar giden dedelerinden dedelerimizden utanmadan Türbeyi taşımışlar bunu da milletimize “onur gecesi” olarak anlatmaktadırlar.

 

Fetih için gittikleri yerlerde defnedilen şehit ecdatlarımızın kemiklerini kaçırmalarını herhalde dedelerimizin kemiklerini sızlatmıştır.

 

Herhangi bir çatışmanın çıkmadığı bir tahliye operasyonunda bile şehit verdik. Buna başarı mı diyorsunuz? Siz kim ecdat yadigarını korumak kim? Siz ancak ecdada film çekersiniz...

 

Çekilme sırası nerde

Bugün Süleyman Şah Türbesinden kaçanlar yarın aynı şeyi vatan toprağı için de yapabilirler. Bugün güvenli değil diye karakolumuzu taşıyanlar, yarın çıkıp sınırlarımızı da güvenli mesafeye çekmeye kalkışırlar.

 

AKP’nin sadece Süleyman Şah Türbesinden asker çekmesini eleştirecektik. Ama onlar bize bu fırsatı vermediler Türbeyi bile geri çektiler.

 

Aslına bakarsanız olayları bugüne getiren hükümetin Suriye politikasını, IŞID politikasını, Musul konsolosluğundaki basiretsizce uygulanan politikaları eleştirmemiz gerekiyor.

 

Hükümet “Musul’da konsolosluk çalışanlarını neden çekmediniz diye eleştiren muhalefet, bugünde Türbede ki askerleri neden çektiniz” diye eleştirmeleri çifte standart diye niteliyor. Oysa ki arada ki fark şu idi. Musul konsolosluklarında çalışanlar sivildir. Sivillerin hayatını korumak her şey den önce devletin asli görevidir.

 

Bazılarının eleştirisi şu yönde “askerlerimizi çekmesek de orada çatışmada şehit mi düşselerdi? Tabi ki hiç kimse bir vatan evladının burnunun bile kanamasını istemez. Lakin konu vatansa iş değişir. Çatışmak gerekiyorsa çatışılacak.

 

Bu mantıkla Çanakkale’de savaşa girmemiz, Kıbrıs Barış harekatını yapmamız hatta Güneydoğu’da PKK ile savaşmamamız gerekirdi.

 

Evet AKP hükümeti her yanlış politikada olduğu gibi bu olayda da hemen algı yönetimine başlamış, hükümeti aklayacak yalaka , ısmarlama adının başında profesör unvanı olan zevatlar harekete geçmiştir.

 

Millet için zelil geceyi “onur gecesi” olarak takdim etmişlerdir. Bu durumun onur mu? Haysiyetsizlik mi? Olduğunu bize tarih gösterecektir. Ama hiç unutmayalım ki verilen tavizlerin o millet için mutluluk getirmediği tam tersine felaketlere sebep olduğunu da tarih biz hep göstermiştir.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
Halil Eşmebaşı
Baturhan Çetin
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  17 Ekim 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net