22 Ocak 2018 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Mehmetçik'e Manevi Destek
Mehmetçik'e Manevi Destek
Kırşehir-Kırıkkale Yolunda Kaza
Kırşehir-Kırıkkale Yolunda Kaza
Azminiz Bu Ülkenin En Büyük Teminatıdır
Azminiz Bu Ülkenin En Büyük Teminatıdır
Başvurular Başladı
Başvurular Başladı
  YAZARLARIMIZ
Vatan için MHP diyorum
26 Mart 2015 Perşembe Bu yazı 11122 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Ülkücü Hareket Devlet yönetimine MHP ile gelmek durumundadır

 

 

Milliyetçi Hareket Partisi Kırıkkale Milletvekili aday adayı Dr. İdris Karakuş gazetemiz köşe yazarı Hakan Gökkaya’ya ülkenin içerisinde bulunduğu durumu anlattı. Memleketi kırk parçaya böldüler, sınırlarını çizmekle meşguller. Memleketi 36 etnik kimliğe bölmek ihanet değil de nedir diyen Karakuş, “Ülkücü Hareket Devlet yönetimine MHP ile gelmek durumundadır. Vatan için MHP diyorum” dedi.

 

 

Millet olma, sosyal bir olaydır. Milleti vücuda getiren dil, din, tarih, edebiyat, sanat gibi kültürel unsurlar yanında vatan, ırk, ülkü ve menfaat birlikteliğidir diyen Kırıkkale MHP Milletvekili aday adayı Dr. İdris Karakuş, “Milliyetçilik, Türk milletinin bütün fertlerine ayrı ayrı duyulan, beslenen derin sevginin ifadesidir; yeryüzündeki bütün Türklerin hür ve müstakil ola­rak barış ve refah içerisinde yaşamasını istemek; bunun için kararlı bir şekilde azimle çalışmak; dev­letin bütünlüğünü korumak, yükselmesini sağlamak idealine sahip olmak demektir” dedi.

 

 


 

 

Hakan GÖKKAYA; Sayın Hocam, siz 2011’de yapılan Genel Seçimlerde de MHP’den milletvekili adayı idiniz. 2. sıradaydınız. Bu seçimlerde de aday adayısınız. Niçin MHP?

 

İdris KARAKUŞ; Ben ülkücüyüm. Ülkücü Hareketin siyasi teşkilatı MHP’dir. Demokrasilerde Devlet yönetimine siyasi partilerle gelinir. Ülkücü Hareket Devlet yönetimine MHP ile gelmek durumundadır.

 

Ülkücü Hareket, tam beş bin şehit vermiş, bir o kadar da taş medreselerde gencini heba etmiş, haklı olduğu kadar haksızlığa uğramış, iç ve dış düşmanların hedefi haline gelmiş; temel felsefesi Türkçülük, parolası tam bağımsızlık, hedefi büyük ve güçlü ülke, gayesi Devletin bekası, amacı Allah’ın rızasını kazanmak olan bir harekettir.

 

Ülkücü Hareketin bir misyonu, bir ideolojisi, bir mefkuresi, bir felsefesi, bir temel düşünce sistematiği, bir algılama biçimi olduğu gibi bir de siyasi görevi vardır: Devleti güçlü, milleti mutlu kılmak. Devletin durumu çok vahim ve büyük bir tehlike içindedir. Ben vatan için MHP diyorum.

 

Vatan gidiyor vatan!  Memleketi kırk parçaya böldüler, sınırlarını çizmekle meşguller. Memleketi 36 etnik kimliğe bölmek ihanet değil de nedir?

 

Karadeniz kıyılarına uzanan ( Erzurum ve Van’ı da içine alan bölgede) Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti,  farklı kimlikli halkları birleştirerek Kürdistan adı altında dört ülkeden toprak alarak bir Kürt Devleti kurma planı, Wilson Planı’nda yer almaktaydı. Amerika’nın o planı bugün uygulamaya konuluyor.

 

Dün, Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran kurucu irade, Erzurum kongresinde “ milli sınırlar içinde vatan bölünmez, parçalanamaz bir bütündür.”  kararını alırken bugün ülke bölünmenin ve parçalanmanın eşiğine getirilmiştir.

 

Devletin üniter yapısını, milletin millî izzet-i nefsini, ferdin hak ve özgürlükleri ile canını ve malını korumayı, toplumun maddî ve manevî kıymet hükümlerini yaşatmayı, halkın huzur ve refahını sağlamayı, cemiyet içinde sosyal münasebetleri geliştirmeyi, kanunlar önünde bütün Türkleri eşit saymayı, her türlü ayırımcı faaliyete karşı çıkmayı ve devletin bölünmez bütünlüğünü muhafaza etmeyi ana düstur kabul etmeliyiz.

 

Bu millet kendi içinden yetişmiş, kendi kültürel değerlerine sahip, meseleleri bilen ve çözüm yolları üreten, ilmen yetişmiş, manen ruhî gıdasını almış idealist, insanları devletin yönetimine getirmek için gerekeni yapacaktır; çünkü başka kurtuluş yolu da kalmamıştır.

 

Tarihimizin hüzün verici, Türk’ün gururunu incitici, kana dokunucu olaylarından birini 19 Ekim 2009’da Habur Sınır Kapısında yaşadık. PKK’lı teröristlerin zafer işareti yaparak, halkı selamlayarak girişleri; halkın davul-zurna ile karşılaması; çadır mahkemeleri kurulması halkımız için bir şeyler ifade ediyor olmalı. Bu sahnelerin yaşanmasına sebep olan yöneticilerin seçilmesine  katkıda bulunmak vebal almak değil mi?

 

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Fener Rum Patrikhanesi'ni ziyaret etti,  Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüştü  ve azınlıklara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının verildiği konusunda garanti verdi. Bu manzara  “Müslümanım”  diyenlerin vicdanını hiç sızlatmıyor mu?

Oslo görüşmeleri, Reyhanlı patlaması, askerin başına çuval geçirilmesi, polise tokat atılması, PKK ile müzakere yapılması, İmralı’daki bebek katilinden yol haritası alınması, İç Gevenlik Yasasının dayatılması, Kandil ile pazarlığa oturulması, PKK ile 10 maddelik protokolün imzalanması ve daha nice basına sızmayan gizli ilişkilerin var olduğu şüphesinin uyanması her Türk için bir şeyler ifade etmelidir.

 

Askeri birlikteki Türk Bayrağının indirildiği, Hakkâri’de Türk Bayrağı yakılarak namusumuza küfredildiği bir dönemde, cami minaresinden Kürtçe şiir okunarak bağımsızlığımıza hakaret edildiği bir ortamda PKK-Kürt Açılımını ortaya atanlara destek vermek ihanetten başka bir şey değildir. Bizim halkımız böyle bir ihanete ortak olmaz.

 

Yaşam tarzını, maddeci zihniyetin emir eri gibi davranarak biçimlendiren materyalistlerin; dünyaya menfaat penceresinden bakarak sömürge zihniyetinin eli kılıçlı süvarisi olan kapitalistlerin; din simsarlığı yaparak maddî menfaat temin eden, saf ve temiz insanların inançlarını sömürerek sermaye sahibi olan veya dini siyasete alet ederek devlet yönetimine gelip ülke topraklarını salibe peşkeş çeken yerli misyonerlerin; cinselliği ve cimayı ön plâna çıkartarak gizlilik perdesini kaldıran edepsizlerin hareket sahasının genişlediği son otuz yılda duygunun, sevginin, hayalin, hamasetin, estetiğin, bediîyatın ve romantizmin güzel örneklerini veren insanları yok saymak, gerici, yobaz, ırkçı olarak adlandırmak çok vahim ve acı sonuçlar doğurmuştur.

 

Ömründe bir defa “Ben ülkücüyüm” demiş olanlar veya kendini vatansever-milletçi olarak hayatında bir defa ifadelendirmiş olanlar MHP’ye oy verse MHP %40’ın üzerinde oy alır.

 

Kurt mizaçlı arslan uykudadır; uyanınca dünyanın her tarafında vaveyla kopacaktır. Orman yanmayınca arslan uyanmaz; yirmi birinci yüzyılda ormanın kenarından ateş attılar; yangın başladı. Arslan uyanacak. Bu seçim uyanma seçimi…

 

 

Hakan GÖKKAYA; Aziz Hocam, biz sizin çok dindar bir insan olduğunuzu biliyoruz. İslam Dini millet ve milliyetçilik kavramlarını nasıl değerlendiriyor?

 

Din, insanlara doğru ile yanlışı, iyi ile güzeli, faydalı ile zararlıyı anlatan; iyiliğe yönelten, güç veren, güven duygusu aşılayan inanç sistemidir.  Ahlâkın kurallarını, kulun görev ve sorumluluklarını, hayatın gerçeklerini ve sistematiğini insanlara anlatan, gösteren dindir. Her türlü sıkıntı anında çalınacak kapı dindir.  Musibetler ve felaketler karşısında teselli kaynağı dindir. Din, Allah’ın peygamber vasıtasıyla gönderdiği emirlere inanmak, itikat etmektir. 

 

Devletsiz millet, milletsiz Devlet olmayacağı gibi dinsiz de bir toplum olmaz. Tarihin hiçbir döneminde dinsiz bir topluma rastlanılmaz. 

 

Hucurât suresinin 13. ayetinde buyurduğuna göre Cenab-ı Allah insanları farklı farklı millet ve sülalelere ayırmıştır. Allah isteseydi  insanları tek bir millet halinde yaratırdı, kavim ve kabilelere ayırmazdı.  Demek ki, milletlerin varlığı sunî değil, ilahî emrin tecellisidir ve Allah’ın kudretinin ispatıdır.  Hud suresinin  118. ayetinde “Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı…”  diye açıkça ifade edilmektedir. Furkan suresinin 54. ayetinde “Sudan bir insan yaratan, onu soy ve sop yapan/ soy sop ve evlilik yoluyla akrabalık bağları kuran Allah’tır…” hükmü açıkça belirtilmiştir. Allah’ın insanları milletlere ayırmasında mutlaka bir sebep, bir hikmet vardır;  zira Allah’ın hiçbir şeyi boşuna yaratmadığı  da Âl-i İmran suresinin 191. ayetinde açıkça ifade edilmiştir.

 

Rum suresinin 22. ayetinde: "Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin değişik olması…” Yaradan’ın varlığının delili olarak gösterilirken  farklı özelliklere sahip topluluklara ayrılmış olduğumuz da ifade edilmektedir. Ayette,  lisanların ve renklerin  farklı olması Allah’ın azamet ve kudretinin delili olarak gösterilmektedir. Ayrıca İbrahim suresinin  4. ayeti,  Yusuf suresinin 2. ayeti ve Fussilet suresinin 44. ayetinde  Kur’an-ı  Kerim’in Arapça olduğu, ancak Arapçadan başka dillerin de bulunduğu açıklanmaktadır. Ayete göre insanların dillerinin, renklerinin, ırklarının ayrı ayrı olması Allah'ın kudretini gösteren delillerdir. Şuara suresi 29, Casiye suresi 4, Rum suresi 22 ve Maide Suresi 48. ayetlerinde düşünen insanların ibret çıkarmaları istenir; bu farklı özelliklerin milletlere kendine has kültürel doku kazandırdığı vurgulanır.

 

Maide suresinin 48. ayetinde: “Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.” diye açıkça belirtildiğine göre imtihan olmak ve Allah'ın dinine hizmette yarışmak kullara görev olarak verilmiştir.

 

Milletlerin oluşması insanların isteği ve gayreti neticesinde gerçekleşmemiştir; sunî bir olay değildir; Yaradan’ın emrinin tecellisidir. Allah insanları kendilerine özgü dilleriyle birlikte farklı milletler halinde  ibret olsun diye yaratmıştır.

 

Hakan GÖKKAYA; Sayın KARAKUŞ, millet nedir? Kimlik nedir? Türk kimliğini nasıl yorumluyorsunuz?

 

İdris KARAKUŞ; Millet, tarih boyunca bir arada yaşamış, elan yaşayan ve gelecekte de bir arada yaşama arzusuna sahip ve aynı yaşam tarzını benimsemiş insanların oluşturduğu sosyal, siyasal ve kültürel topluluktur.

 

Millet olma, sosyal bir olaydır. Milleti vücuda getiren dil, din, tarih, edebiyat, sanat gibi kültürel unsurlar yanında vatan, ırk, ülkü ve menfaat birlikteliğidir.

 

Milliyetçilik, Türk milletinin bütün fertlerine ayrı ayrı duyulan, beslenen derin sevginin ifadesidir; yeryüzündeki bütün Türklerin hür ve müstakil ola­rak barış ve refah içerisinde yaşamasını istemek; bunun için kararlı bir şekilde azimle çalışmak; dev­letin bütünlüğünü korumak, yükselmesini sağlamak idealine sahip olmak demektir.

 

Türklerin kendilerine özgü kültürel yapıları,  ayırt edici özellikleri,  yasaları vardır. 

 

Türk kimliği altında farklı adlarla çeşitli topluluklar yer almaktadır: Türkmen, Azeri, Özbek, Kırgız, Kürt, Çerkez vs. Türklük bir şemsiyedir; bu şemsiyenin altında çeşitli adlarla topluluklar ve kabileler toplanmıştır. Türklük bir ağacın kökü kabul edilirse dalları da farklı adlarla anılan kabilelerdir. Dolayısıyla, Türklük bir üst kimliktir. Türk’ü, çeşitli sıradan kabilelerle eş hale getirmek, hem bilimsel gerçekliğe terstir hem de kötü  niyet ve emelin göstergesidir. Türk kimliği, Anadolu’daki Türk topluluklarıyla sınırlı değildir. Anadolu dışında da pek çok Türk toplulukları varlıklarını sürdürür. Bu farklı adlarla anılan toplulukların kimlikleri alt kimlik,  Türklük ise üst kimliktir. Bu bilimsel bir gerçektir. Türkiye’de yaşayan her insan Türk vatandaşıdır ve Türklük  kimliğini kabul etmek durumundadır. Temel misyon, Türk milletini, Türk Devletini büyük, güçlü, huzurlu, kalkınmış kılmak ve dünyada söz sahibi yapmaktır.

 

Vatan uğruna can verilen, kan dökülüp cefa çekilen, hayat feda edilen ülke demektir. Vatan,  kutsal Devletin milleti özgür bir şekilde hafızasıyla yaşamasını sağladığı terle sulanmış, kanla beslenmiş topraklarına denir. Vatan, millî mekândır; millete aittir.

 

Sahipsiz din, dinsiz millet, milletsiz devlet, devletsiz vatan olmaz. Vatanseverlik yüksek bir duygudur. En büyük sevgi, vatan sevgisidir. Millî duygular millî vatanı yaratır.

 

Bir milletin, millî kimliğinin belgesi, bütünlüğünün senedi, vatana sahipliğinin tapusu; his ve hayal dünyasının fotoğrafı, mantık ve düşünce tarzının dokusunu oluşturan sistematiği, hafızası, kısacası yaşayış biçiminin aynası,  göstergesi dilidir. Kimliğin nişanı olan dil, birleştiricilik ve bütünleştiricilik özelliği sayesinde ortak paydanın oluşumunu sağlayarak toplumlara millî kimlik kazandırır. Türkçe, Türk kimliğinin somut göstergesidir. Türk kabul edilmek için Türklüğü benimsemek, kabul etmek, hissetmek, mensubiyet duygusu taşımak yeterli görülür. İnsanların öz benliğini, millî kimliğini koruyan ve yaşatan dildir. Bu Hükümet dilimizi mahvetmiştir.

 

Hakan GÖKKAYA; Ülkemizde yaşanan sosyal ve siyasal son gelişmelerle ilgili düşüncelerinizi almak isterim.

 

“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü….” koruyacağı konusunda namusu ve şerefi üzerine yemin eden vekiller bölünmeye zemin oluşturacak bazı kanunlara nasıl olur vermişlerdir, PKK denilen bölücü terör örgütüyle müzakerelere nasıl rıza göstermektedirler anlamakta zorlanıyorum. Bu bir ihanettir ve tarih affetmeyecektir.

 

 

DR. İDRİS KARAKUŞ

1959 Yılında Kırıkkale'nin Keskin ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Keskin'de yaptı. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesini bitirdi ve aynı Üniversitede "Master" ve "Doktora" yaptı. Kırıkkale-Delice lisesinde öğretmenlik; Kırıkkale-Keskin Lisesinde 10 yıl Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği ve idarecilik yaptı. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunda Yurt İçi ve Yurt Dışı İlişkiler Dairesi Başkanı iken 2011 genel seçimlerinde istifa ederek Aday oldu. Mahkeme kararıyla göreve döndükten bir süre sonra emekliye ayrıldı.        Orta Anadolu’da (özellikle Kırıkkale-Ankara ve Kırşehir’in ilçe ve köylerinde) 25 yıldır yaptığı derleme çalışmalarının ürünü olarak Türk Halk Bilimi araştırmaları konusunda Türk Kültüründe Bozlaklar I-II (Orta Anadolu Bozlakları) ve Keskin Manileri adlı eserlerini  yayınladı. Ülkü Ocağı, Türk Dili, Türk Kültürü, Bilge, Meş'ale ve İlkyaz gibi dergilerde çok sayıda makale, deneme, hikâye ve şiirler neşretti. Günlük Hergün, Ortadoğu ve İl gazeteleri ile haftalık Yeni Düşünce, Milliyetçi Çizgi, Sıla ve Keskin gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Mahallî bir gazete çıkararak mes’ul müdürlük görevini yürüttü. Kırık Kalem dergisini çıkardı. Evli ve üç çocuk babasıdır.  Yayınlanmış eserleri şunlardır: Gurbet Sancısı, Türk’ün Türküsü, Türk Dili ve Edebiyatı Lise 1, Keskin, Atatürk Düşüncesinde Din ve Lâiklik, Türkçe-Türk Dili ve Edebiyatı Öğretimi, Konu Alanı Ders Kitabı İnceleme, Atatürk Dönemi Eğitim Sisteminde Türkçe Öğretimi, Çiçekler Açınca, Türk Kültüründe Bozlaklar I-II, Keskin Manileri, Asil Bir Milletin Evladı…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Zafer ÖNDER  -  26-03-2015 - 23:37
MHP Genel Merkezinin işi çok zor. Kırıkkale\'nin yetiştirdiği son derece değerli isimler Kırıkkale için hizmet yarışındalar. Bir tarafta şehrimizin yetiştirdiği genç isimler Seyit Ahmet GÖÇER ve Halil ÖZTÜRK ki MHP kurultayına damga vurmuşlardır öte yandan başkanlığı döneminde adı hiç şaibe ile anılmayan Cemalettin AKDOĞAN...MHP Genel Merkezinin işi gerçekten çok zor. Ama bu üç isminde milletvekili seçilmemesi için herhangi bir sebep yok. Kazanan Kırıkkalemiz ve yüce milletimiz olacaktır. Hayırlı uğurlu olsun...
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
Meltem Yıldız
Canan Akdeniz
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  22 Ocak 2018 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net