07 Ağustos 2020 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
MHP'de  Kongre Zamanı
MHP'de Kongre Zamanı
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
  YAZARLARIMIZ
KENDİLERİ İLE SAVAŞANLAR
31 Mart 2015 Salı Bu yazı 22622 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

             Stefan Zweig yazarı ,Kleist,Nietzsche,Höderlin.Bu üç yazar da hayatları savaş olan,sonları trajik kimselerdir.

             Kleist;Almanya’nın hiçbir köşe bucağı yoktur ki bu huzursuz adam gitmemiş olsun,hiçbir şehri yoktur ki bu ebedi vatansız oturmamış olsun.

            Kleist’ı bu gezilere sürükleyen nedir ? Yada daha çok,onu ne sürükler ? Burda kendi kendine eziyet eden bir ruhun korkunç huzursuzluğu egemendir.Hedefi yoktur onun,bir şehre bir ülkeye ,bir amaca göz kırpmaz;yalnızca gerilmiş yaydan fırlar gibi gider,kendinden uzaklaşır,bu kaçış kendinden kaçıştır.İçinden geçtiği şehirlerde gözlerini açtığı bile kesin değildir.Onun bütün hayatı uçurumdan kaçmaktır.Bu kapalı adam kendini kime açarsa ,ona bütün derinliğini gösteriyordu.Bu gösterilen derinlik tam bir uçurumdu.Kaçık değil ama fazla gergindi.İçgüdüleri cirit atıyordu.Hakiki varlıkla kendi istediği varlık hiç uyuşmadı,hep çatışma hep çatışma.

            Kleist,ahlakı başkaları için değil ,yalnız kendisi için şart koşuyordu.Sert bir yargıç’tı.Her insanın bir hayat planı olmalıdır ve bu delilik onu ölünceye kadar rahat bırakmaz.Bir insan kendi hayat planını yapacak durumda olmadığı sürece yetişkin değildir ve çocuk kalır,evlat olarak anne babasının yada adam olarak alınyazısının vesayetinde kalır.Eğitimin şifa gücüne ,hakikatin öğrenilebiliriliğine olan inancını en yüce kanaatini iflas etmiş olarak açıklar:Hakikat dediğimiz şeyin hakikaten hakikat olup olmadığına yada yalnızca bize öyle gelip gelmediğine biz karar veremeyiz.Benim biricik en  yüce amacım çöktü ve şimdi amaçsızım der.Hayat planı mahvolmuştur.

           Gerçek bir trajecinin trajik çocukları olarak hep kendilerini aşmak peşindedirler.O koca bilge ;hakiki trajedinin yıkıcılığından haberdardı,kartal bakışıyla kendi tehlikesinin bütün derinliğini görüyordu.Kleist bilgeliği kahramanca reddeden kişiydi,uçurumun dibine karşı cesareti ve çılgınlığı vardı.

         Kleist realiteden pek anlamazdı,ama yaradılış denen şeyi çok iyi bilirdi.Çağına ve çevresine yabancı,hatta düşmanca yaşadı,başkalarının çekingenliğini ve rezaletini pek anlamadı,onlar da onun kalender dikbaşlılığını ,fanatik aşırılığını anlamadılar.Psikolojisi ortalama tipe,orta ölçünün bütün yaratılmışlara karşı savunmasızdı, hatta kördü.

          İki dünyada yaşar onun ruhu,hayal gücünün en sıcak tropik kızgınlığında ve çözümlemenin en somut,en soğuk nesneler dünyasında.Dram yazarıdır Kleist.En derin tutkusallığın ters yüz olmuş hali,kendine zulmetme deliliği gibi gelir.Oysa Kleist okuyucuyu kendi yurduna ,güçlü duygulanmaya,dehşetin,tehlikenin derinliklerine kovalamak istemektedir.Gerilimin fazlalığı şimdi onun kendinden çıkıp okuyucuya akmaktadır.

                Ömrünün sonuna doğru kalbinde yuvalanan karanlığı  harekete geçirir,onun bütün ömrü boyunca cesaretsizlik,çaresizlik anlarında hep duyduğu bir çağırış:Ölüm düşüncesi.İlk gençlik yıllarından beri özgür ölüm düşüncesi hep aklındadır.Dünyada sürgün gibi yaşamış o yalnız adamı,hayatın bu yalnızlığını ölümün bütün sonsuzluğu boyunca sürüklenmekten ürkmüştür.Bu yüzden,çocukluktan itibaren,en büyük coşkuyla,sevdiği herkese kendisiyle birlikte ölmeyi önerir.

                 Kleist ,Almanların en büyük trajedi şairidir,istemiyle değil istendiği için ,nedeni yalnız şudur ki o,elinde olmayacak trajik bir tabiattı ve varlığı bir trajediydi.Ölmeyi yaşamaktan daha iyi bilmektedir.”Yaratılışının yaratılışı” gerilim ve gerilmişlikti,aşırılık yüzünden kendini mahvetti.Bunun içinde genç yaş ta intiharı aynı “Prinz von homburg”(homburg prensi)onun usta eseridir ( Kleist’ın oyunu (1810). Homburg prensi genç subay Friedrich İsveçlilere karşı savaşı kazanmıştır. Ama bu başarıyı Brandenburg Seçicisi olan amcasının emirlerine aykırı davranmak pahasına elde ettiği için de amcası onu ölüme mahkûm eder. Hayata çok bağlı olan prens, bu karar karşısında dehşete düşer. Ama sarayın ısrarı karşısında amcası kararından dönerek prense kendi cezasını kendi Seçmek hakkını tanır. Bunun üzerine Friedrich kendini tarafsızlıkla yargılayarak ölümü gerçekten hak ettiği sonucuna varır. Ama infaz yerine getirildiğini Sandığı anda, kendini onu alkışlamak ve nişanlısı Natalie ile evlenme töreninde hazır bulunmak üzere toplanan Saray halkının arasında bulur. Kleist bu şaheserinde, romantik tutku ile klasik gelenekten alan bir trajedi anlayışını birleştirir).:Çünkü hayatın efendileri olan Goethe gibi güçlülerin yanında zaman zaman ölmeyi beceren ve ölümden,zamanı aşan bir şiir yaratan birisi hep bulunmalı. “Çoğu zaman iyi bir ölüm,en iyi hayat hikayesidir”.Yalnız sürgüne uğrayan adam sonsuzluğa ulaşır.

                  Hakkında yazmak ne kadar zor olsa da hayatı kendisiyle savaşla geçmiş ve kazananı ölüm olan hemde sıradışı bir yazarı okumakmı zor yazmakmı derseniz bence denemelisiniz.

 

                                                                                                                  Şuayip bütün


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Halil Eşmebaşı
Erdal Geyikçi
Başar Özdemir
Ahmet Tarlabölen
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Ağustos 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net