28 Mart 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kırıkkale Konutta Lider
Kırıkkale Konutta Lider
Bir Ölür, Bin Diriliriz
Bir Ölür, Bin Diriliriz
Cerablus’a 2 Tır Eğitim Malzemesi
Cerablus’a 2 Tır Eğitim Malzemesi
MKE Evinde Üzüldü 2-3
MKE Evinde Üzüldü 2-3
  YAZARLARIMIZ
Alparslan Türkeş (1917 - 1997)
04 Nisan 2015 Cumartesi Bu yazı 6384 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Aslen, Kayseri ili Pınarbaşı'nın Yukarı Köşkerli köyünden Avşarlardandır. Aile daha sonra Kıbrıs'a göç etmiştir.Kıbrıs’tan ailece Türkiye’ye göç etti ve İstanbul’a yerleştiler. Türkeş 1933 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi, 1939´da Harp Okulu’a geçti ve buradan mezun olarak orduya katıldı.

 

1940´da Isparta’da Muzaffer Hanım’la evlendi. Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adlı çocukları bu eşinden dünyaya geldi.

 

Muzaffer Hanım 1974 yılında vefat etti. Türkeş, 1976´da Sevâl Hanım´la ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilikten de Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adlı iki çocuğu oldu.

3 Mayıs1944’te Ankara’da gerçekleşen Milliyetçilerin yürüyüşünden sonda tutuklananlar arasında Genç Üsteğmen Alparslan Türkeş de vardı.

 20 Ekim 1944’te “vatan hainliği” suçlamasıyla sorgulandı. Bu suçlamayı şiddetle reddeden Türkeş, 9 ay 10 gün hapis cezası aldı ama mahkeme süresince bir yıl hücre hapsi yattığı için tahliye edildi.

 

1948 yılında Genel Kurmay tarafından açılan imtihanları kazandı öğrenim için ABD’ye gitti. Amerika’da piyade okulu ve Amerikan Harp Akademi’sinde tahsil gördü. 1955‘de kurmay binbaşı olarak, Washington’da bulunan daimi gurup nezdinde Türk Genelkurmayı’nın Temsil Heyeti üyeliğine tayin edildi. Bu görevi esnasında University of America‘da uluslararası ekonomi tahsili gördü.

 

1959´da yurda dönen Türkeş, 27 Mayıs 1960 yılına kadar Avrupa’da muhtelif NATO toplantılarında yer aldı ve askeri mevzularda Türk Genel Kurmay Başkanlığı’nın temsilciliğini yaptı.

 

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi’nin önde gelen simalarından olan Alparslan Türkeş, müdahaleden sonra Milli Birlik Komitesi üyesi olarak, Başbakanlık Müsteşarlığı yaptı. 13 Kasım 1960´da 13 arkadaşı ile Milli Birlik Komitesi’nden çıkarıldı ve Mürted Hava Üssünde hapsedildi. 19 Kasım 1960‘ta Türkiye’den, hükümet müşaviri olarak Hindistan Yeni Delhi’ye gönderildi.

23 Şubat 1963‘ta yurda dönen Alparslan Türkeş, dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla “Huzur ve Yükseliş Derneği” adlı bir dernek kurdu. 31 Mart 1964’te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP)’ne üye oldu. 1 Ağustos 1965‘de CKMP’nin kongresinde parti üyeleri tarafından genel başkanlığa seçildi. Şubat 1969´da CKMP’nin Adana’daki kongresinde Alparslan Türkeş’in teklifiyle partinin ismi Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi

 

 Türkeş bu parti ile girdiği seçimler sonucu, 65-69, 69-73, 73-77 ve 1977‘den 12 Eylül 1980‘e kadar dört dönem, Ankara ve Adana’dan milletvekilliği yaptı. 1975‘den sonra kurulan 1. ve 2. Milliyetçi Cephe hükümetlerinde başbakan yardımcılığı yaptı.

 

12 Eylül 1980 darbesinden sonra tevkif edilenler arasında yer aldı ve 29 Nisan 1981´de, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davası adı ile sıkıyönetim mahkemelerinin karşısına çıkarıldı. Dört buçuk yıl hapis yatarak, 9 Nisan 1985‘de cezaevinden tahliye oldu.

 
6 Eylül 1987‘de siyasi yasaklar kalkınca, 20 Eylül’de Alparslan Türkeş MÇP’ye kaydoldu.1987´de yapılan olağanüstü kongre ile Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkanı oldu. 24 Eylül 1991´de MÇP, IDP, RP ile yapılan üçlü ittifakla seçime girdi ve Yozgat’dan milletvekili seçildi. 15 Kasım´da 18 arkadaşı ile ittifaktan ayrılarak bağımsız kaldı.

 

 25 Aralık 1991‘de Demokratik Hareket Partisini kurdu. Kurucular Kurulu kararı ile parti kapatılarak, Milliyetçi Çalışma Partisi’ne toplu geçiş yapıldı.

 

29 Aralık 1991 tarihinde yapılan 3. Olağan Genel Kongresi’nde MÇP’nin Genel Başkanlığı’na seçildi, 12 Eylül 1980’de kapanan siyasi partilerin isim ve amblemlerinin kullanma yasağının kalkması ile, MHP’nin isim ve amblemini kullanma yetkisi Alparslan Türkeş’e devredildi. 24 Ocak 1993 tarihinde MÇP yerini MHP’ye bıraktı. MHP, 24 Aralık 1995‘te yapılan genel seçimlerde meclise giremedi.

 

Başbuğ 4 Nisan 1997 tarihinde vefat etti. Cenazesi, Ankara Beşevler’e defnedildi.

 

Ölümünün 18. Yılında Cennet mekan Başbuğ, Ülkücü Gençliğin kalbinde yaşamaya devam edecektir.

 

Eserleri

  • Milli Doktrin 9 Işık; Alparslan Türkeş, Kamer Yayınları; İstanbul, 1999.

  • Dokuz Işık; Berikan Elektronik Basım Yayım;

  • 9 Işık; Hamle Yayınevi; İstanbul

  • Dokuz Işık ve Türkiye;Hamle Yayınevi; İstanbul

  • Ülkücülük; Hamle Yayınevi; İstanbul,

  • 12 Eylül Adaleti (!) : Savunma; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1994.

  • 1944 Milliyetçilik Olayı; Hamle Yayınevi;

  • Modern Türkiye ; İstanbul.

  • Milliyetçilik Olayları; Berikan Elektronik Basım Yayım.

  • 27 Mayıs ve Gerçekler; Berikan Elektronik Basım Yayım.

  • 27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler; İstanbul, 1996.

  • Ahlakçılık; Berikan Elektronik Basım Yayım.

  • Etik (Ahlak Felsefesi), Etik.; Bunalımdan Çıkış Yolu; Kamer Yayınları.

  • Türk Edebiyatında Anılar, İncelemeler, Tenkidler, Anı-Günce-Mektup; İstanbul, 1994.

  • Bunalımdan Çıkış Yolu; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996.

  • Dış Meselemiz; Berikan Elektronik Basım Yayım.

  • İlimcilik; Berikan Elektronik Basım Yayım.

  • Kahramanlık Ruhu; İstanbul, 1996.

  • Temel Görüşler; Kamer Yayınları.

  • Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1994.

  • Türkiye'nin Meseleleri; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996.

  • Yeni Ufuklara Doğru; Kamer Yayınları.

  • Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1995.

  • Gönül Seferberliğine; Kamer Yayınları; İst; 1994

     

    Ardından Söyleneler

     

    İnanmak ve inandırmak

     

          Ancak, gerçekten inananlar inandırıcı olabilir. Kızlarının adlarına bakıyorum....

     

    Ayzıt..... Göktürkler’de fazilet ve güzellik ilâhesi....

    Umay.... Göktürkler’de fazilet ve şefkat meleği.

    Sevenbige..... Kazan’da hükümdarlık yapmış, yüksek ahlâklı bir bayanın ismi.

    Selcen.... Dede Korkut hikâyelerindeki Selcen Hatun’dan geliyor. Anlamı, hamaratlık, güzellik ve fazilet.

    Oğlu Tuğrul da, adını Türk büyüklerinden almış. Hayatının her boyutunda Türklük tutkusu ve heyecanı var.

     

          Köklü inancıyla yarattığı karizması, dalga dalga inanan kitleler yaratmış. Hayatının daha sonraki bölümlerinde de, karizmanın ilmik ilmik dokunuşunu görüyorsunuz.

     

          Türkeş’in elbette yanlışları da olmuştur. Hem de, küçümsenmeyecek yanlışları... Bunu acının şu sıcak günlerinde kimseyi rencide etmemek için geçiyorum.  Ancak.... Ayrıca insan ömrü, bir kronolojidir. Son yılları özellikle önemlidir.

     

          Çünkü, nihaî formasyonu ve sentezi yansıtır. Türkeş, son yıllarında bir siyaset bilgesiydi. Allah rahmet eylesin.

    10 NİSAN 1997 - MİLLİYET GAZETESİ  GÜNERİ CIVAOĞLU

     

     

    Milyonlarca insanın gerçek anlamda "liderliğini" ve "önderliğini" yaptı. Bizim anladığımız anlamda sıradan bir parti başkanı değildi. Dikkat edilirse, bugünkülerin pek çoğu sıradan genel başkanlardır. Oysa "genel başkan" ayrıdır, "lider" ayrıdır. 

          Türkeş, partisinin genel başkanıydı ama aynı zamanda bir liderdi. Elinin altında büyük kitleler vardı. "Vur" dese vuracak, "Öl" dese ölecek kadrolara sahipti.

    Alparslan Türkeş’i seversiniz veya sevmezsiniz. Taparsınız veya nefret edersiniz. Ama kabul edin ki, yakın tarihimize damgasını vurmuş bir liderdi. Ülkesini seven bir Türk milliyetçisi idi. Ama ırkçı değildi.

    Onun âni ölümü, sanıyorum Türk siyasetini epeyce sallayacak ve yeni gelişmelere neden olacak. Allah rahmet eylesin. 

    EMİN ÇÖLAŞAN  6 NİSAN 1997 - HÜRRİYET GAZETESİ

     

     

    Bozkurtların Doğumu

     

    "Doğmak ölmek içindir" 
    "Dünyaya gelen her can, elbette ölümü tadacaktır."

     

          Türkler Müslüman olduktan sonra o Ergenekon Bozkurduna daİslam’ın ışığını gösterdiler. Onunla da heyecanlandılar ve kendilerine güven duydular. Gençler, ellerini bir bozkurt kafası gibişekillendirerek : "Ya Allah! Bismillah" Allahuekber !" diye haykırdılar. Tekbirler çektiler. "Kanımız aksa da zafer İslamın!" dediler. 

          Destansız, türküsüz, masalsız, şarkısız, oyunsuz, tarihsiz, sanatsız, dinsiz ve dilsiz bir millet olmaz! Türkeş’in cenaze merasiminde bizim kültür değerlerimizi yeniden canlı ve heyecanlı görmek beni sevindirdi. Bana ümit verdi. Milletimize, devletimize, vatanımıza şuurla bağlı olan bir milyon Bozkurdun doğumuna şahid olmak, benim için unutulmayacak bir ihtişamdır. Milletime hem başsağlığı diliyorum hem de gözün aydın diyorum. 

    YAVUZ BÜLENT BAKİLER  12 NİSAN 1997 - TÜRKİYE GAZETESİ


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İdris Aykul
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Mart 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net