25 Nisan 2018 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
İngilizce Sokağı
İngilizce Sokağı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
  YAZARLARIMIZ
MAKULAT ŞİİRLERİ VE SİMİTÇİ BİR ÇOCUK
10 Haziran 2015 Çarşamba Bu yazı 9389 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

 

Geçen aylarda, gecenin ilerleyen vakitlerinde “hüzün geldi artık” adlı şiir kitabıma girecek şiirlerin tasnifiyle uğraşıyorum… Diğer yandan da ney eşliğinde çalan kemanın hüzünlü sesiyle birlikte, şiirden şiire hüzünler arasında koşturuyorum. Uykum gelir gibi olduğunda ise, uykumu dağıtmak adına yine şiir sitelerinde başka şiirlerle, şiir deryasında hem hal oluyorum.

Şiir sitesinden ayrılacağım anda ise, “simitçi bir çocuk’’ adlı bir şiir dikkatimi çekiyor. Ve şairini dahi bilmediğim bir şiiri okumaya başlıyorum sessizce ve bir o kadar hüzünlüce... Daha ilk okuyuşumda etkisi altına alıyor şiirin dizeleri beni alıp götürüyor çocukluk yıllarıma… Ve şimdi boyacı çocukluğumun hayali gözlerimin önünden bir film şeridi gibi gelip geçiyor...

 

Kendi halinde, kendi derdinde on, on bir yaşlarında, kısa boylu, kara saçlı, güleç yüzlü, kara benizli, bir boyacı çocuktum. Belki hayatımda hiç simit satmamıştım ama sırtımda boya sandığıyla okul çıkışlarında “boyalım ağabeyler, parlamazsa para yok’’ nidalarıyla gezmediğim kahvehane, girmediğim bakkal hane kalmazdı.

 

Soğuk ve çetin geçen kış ayları da olsa, ayağımda soğuk kuyu ayakkabısıyla, sırtımda bedenimden büyük ceketle, bir tane dahi olsa bir ayakkabıyı boyamanın, üç beş kuruş kazanmanın, okul ihtiyaçlarını karşılamanın derdindeydim. İşte hüzünlere koyan, gözyaşına boğan “simitçi bir çocuk’’ adlı şiirdeki çocukta ben kendimi buluyor ve simitçi çocuk tüm ruhumu kaplıyordu.

 

Anadolu’nun gariban, kimsiz, kimsesiz bir çocuğunun halini, ahvalini anlatan “makulat şiirleriyle’’ olan tanışıklığım “simitçi bir çocuk’’ adlı şiirin dizeleriyle hüzünlü hallerle başlıyordu;

 

‘‘Diz boyu kar kaplıydı yer, havaysa çok soğuktu,

Simiit! diye bağıran bir küçücük çocuktu...

 

Yüzü soğuktan gergin, titriyordu vücudu,

Donuk donuktu gözü, sanki bitmiş umudu

 

Diz kapağı yamalı, eskiydi pantolonu,

Büyük bir ceket giymiş, korusun diye onu...

 

Kıpkırmızı elleri morarmaya yüz tutmuş,

Simiit diye bağırdı, üşümeyi unutmuş... ‘‘

 

* * *

 

Yıllardır şiir okumanın ve yazmanın peşinde olan öylesine sıradan bir aciz insanım... Çünkü şu yalan dünyanın meşgalesinden, derdinden, samimiyetsiz insanlarından, hayal kırıklıklarından kaçacak yer aradığımda ilk sığınacağım liman şiir limanı oluyordu... Şiirlere ve şairlere karşı bir ön kabulüm ve sevgim vardı. Evet, şiirlerle, hayatın hayından, huyundan sıradanlıktan kurtulmayı ve yine şiirlerle insanları daha iyi tanımayı, daha çok sevmeyi, sevilmeyi öğreniyordum.

 

Şiirlerle birlikte geçen zaman içinde şairlerle de tanışıyor olmak, gönülden gönüle köprü kurmak, edebiyata, şiire dair sohbetler yapmak, şiirler okumak, benim hayatımın en güzel, en hoş geçen anları oluyordu.

 

 İşte simitçi bir çocuğun hayaliyle, makul at şiirlerinin, şiir vadilerinde geziniyor, şiir konaklarında konaklıyor ve simitçi çocuğa yaklaşarak;

 

“Yavrum bir simit!” dedim, yaklaştım biraz ona,

Parlayan gözler ile seğirtti hemen bana...

 

Başındaki tepsiyi, indirdi hemencecik

Uyuşmuş ellerini, ovuşturdu azıcık...

 

“Ağabey!” dedi uzattı, sevinç doluydu sesi

Havada helezonlar çiziyordu nefesi... “

 

Birden içim titredi; şu yavrunun haline...

“Oğlum gel” dedim; ona, çağırdım onu yine!

 

* * *

 

Makulat şiirlerinin okudukça, şairin yaşam anlayışını, dünya görüşünü, davasını, duyarlıklarını ve birikimini anlar hale geliyordum. Yazdığı şiir ve nesirler dünya görüşümle, ülkümle, misyonumla örtüşüyor olması ise beni ayrıca sevindiriyordu. Fikirleriniz, düşünceleriniz, hayata olan bakış açınız benzeşiyor ise, ya da şiirlerinde kendinizi bulabiliyorsanız gayrisi laf-ı güzaftan başkası bir şey değildi. Mühim olan gönülden gönüle giden bir gönül köprüsünün kurulmasıydı. Tanısanız da, tanımasanız da bir samimi insan, bir gönül insanı silueti hayalimde beliriyordu.

 

* * *

 

Makulat şiirlerini okudukça hemen her dizesinde Mehmet Akif Ersoy aklıma düşüyordu. Mehmet Akif meşrepli Dr. Mehmet Ali Kulat gibi değerli bir şahsiyetle, şairle, yazarla tanışmak zaman içinde nasip oluyordu. Artık bizim için Mehmet Ali Kulat’ın ismi de, cismi de; bir dost, bir abi, bir arkadaş sıfatlarıyla anabileceğimiz samimi bir gönül adamının ifadesiydi.

 

O da vefanın iklimlerinde, mertliğin, dürüstlüğün yamaçlarında, Anadolu topraklarında yetişmiş hizmet sevdasına kendini adamış, yazılarıyla şiirleriyle bunu haykırmış samimi bir vatan evladıydı. Ve yine bizler gibi “hizmet derdi olan, yalana minnet etmeyen, her zaman dürüst kalabilen, şubat rüzgârlarında üşüyen, ötelerin bilincinde olanlardandı.

 

Kim bilir belki de “simitçi çocuk” adlı şiiri de kendi çocukluk günlerini anlatan bir şiirdi. Ve yine şefkat dolu sesiyle simitçi çocuğa sorarak;

 

“Dedim; gel yaklaş bakam, adın ne senin söyle;

Bir garip baktı biraz... Umursamazca öyle...

 

Abdullah” dedi adım! Niye sordun adımı

Biraz para çıkardım; “al!” dedim “bu yardımı!

 

Sert sert baktı yüzüme... itti elimi geri

Beni şaşırttı birden! bu mükemmel özveri...

 

Hamdolsun Allah’ıma ben dilenci değilim

Şükür! sağlam şimdilik ayaklarım ve elim!

 

* * *

 

Mehmet Ali Kulat şiirleri; Akif gibi asımın neslini aramakta ve o nesle seslenmektedir. Peygamber efendimize, Raşid halifelerine ve sahabelere olan aşkını şiirlerin dizelerinde görmeniz mümkündür.

 

Evet makulat şiirleri; “ mili ve manevi mesajları olan, ülkeye hizmeti dert edinen, dert edinenlere destek olan, doğruya yönelten, hakka götüren, aşkı vefayı hissettiren, dostluğu kardeşliği öğreten, biraz dertlendiren, biraz hüzünlendiren ve bizi ümitlendirerek, asımın nesline dizelerinde seslendiği görülür... ‘‘

 

Makulat şiirlerinin şairi Sevgili Üstadım M. Ali Kulat Beyefendi’ den bir an önce Türk Edebiyatına ve okurların istifadesine sunabilmek adına şiirlerini, makalelerini kitaplaştırmasının zorunluluk olduğunu ifade etmek isterim...

 

Simitçi bir çocuk şiirinin son dizeleriyle yazımı nihayetlerken, değerli şahsını sevgi ve saygıyla selamlıyor, dünyada ve ukbada ailesiyle birlikte şiirleri gibi bir yaşam diliyorum.



Alnımın teri ile kazanmayı severim...

Sonra da Rabb’imin rızkına şükrederim!”

 

Ağabey! dedi tekrar... gözleri çakmak çakmak

“Çalışanı kul sever, Rabb’de sever muhakkak”

 

Simit dolu tepsiyi tekrar kavrarken eli...

Dedi; “Dilenmek değil, didinmeyi bilmeli”


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Nisan 2018 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net