07 Ağustos 2020 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
MHP'de  Kongre Zamanı
MHP'de Kongre Zamanı
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
  YAZARLARIMIZ
MÜHÜRLENMİŞ ZAMAN
12 Haziran 2015 Cuma Bu yazı 20363 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

MÜHÜRLENMİŞ ZAMAN

               Öteki  Sinemanın inanmışlık ızdırabı çeken dervişi Rus yönetmen Andrey TARKOVSKİ, ama ben bu yazıda Filmlerinden değil kitabından söz edeceğim.Hayata,sinemaya ,sanata bakışından bahseden gerçekten sarsıcı bir kitap.

             “ İşte,Dostoyevski’yi de bu tür bir ihtirası anlattığı için seviyorum.Benim bütün ilgim,görünüşte dingin,ancak esiri oldukları ihtiraslar yüzünden içsel gerilimle dolu karakterlere yöneliktir” diyor.

              Ne olursa olsun, yalnızca bir meta olarak “tüketilmek” istenmeyen her türlü sanatın amacı hiç şüphesiz kendine ve çevresine, hayatın ve insan varlığının anlamını açıklamak,yani insanoğluna gezegenimizdeki varoluş sebebini ve amacını göstermek olmalıdır.Hatta beklide hiç açıklamaya bile kalkmadan onları bu soruyla karşı karşıya getirmelidir.İnsanoğlu yeryüzü sürgününden sonra sonsuz bir gerçek arayışına mahkum edildi.Ulvi bir bilgisizlikten,faniliğin düşman ve bilinmedik topraklarına fırlatılıp atılanların trajedisi hiçte anlaşılmaz değildir.Bir anlamda insan,hayatın özünün ve kendisinin imkanlarının ,amaçlarının bilincine her seferinde yeniden varır.Demek ki sanat ve bilim dünyaya sahip olma biçimleri;insanın sözümona ‘mutlak gerçek’e giden yol üzerindeki bilgi edinme biçimleridir.

               Sanat, sanatçının bütün dünya yasalarını sezgisel olarak yakalama arzusu şeklinde ortaya çıkar:güzellik ve çirkinlik ,merhamet ve acımasızlık,sonsuzluk ve sınırlılık.Bütün bunları sanatçı,mutlak’ı yakalayan görüntüyü yaratma aşamasında kendine özgü bir tavırla yeniden şekillendirir.Sanat ,olgucu-faydacı bir pratiğin bizden gizlediği,mutlak tinsel gerçekle iç içe geçmiş bu dünyanın bir simgesidir görüşünü ileri sürebiliriz diyor Tarkovski.Sanat insandan ,katı mantık kurallarından çok,sanatçılarca iletilen manevi enerjiye boyun eğmesini bekler.

              Modern sanatın seçtiği yol yanlıştır, hayatın anlamını arama adına salt kendini onaylama peşinde koşmaktadır.Bu yüzden bu yaratıcı uğraş,kendi bireyci eylemlerinin bir kerelik değerini haklı göstermeye çalışan eksantrik kişilerin garip bir çabasına dönüşmüştür.Ne var ki,bireyin kendini sanatta kanıtlaması imkansızdır,çünkü sanat daha farklı,genel ve yüksek bir düşünceye hizmet eder.Sanatçı kendisine neredeyse bir mucize sonucu bahşedilmiş sayabileceğimiz yeteneğinin bedelini ödemek zorunda olan bir hizmetkardır.Günümüz insanı/sanatçıları hiçbir şey feda etmeye yanaşmıyor;oysa gerçek bireyselliğe varmanın tek yolu özveriden geçer.Ne yazık ki bu gerçek unutulmuş durumda,insan olma duygusu da yitip gidiyor.Burada güzele ulaşmaktan söz ederken,yani ideale özlemden doğan sanatın hedefinin işte bu ideal olduğunu söylerken,amaç dünyevi ‘pislik’ ten kaçınması gerektiğini vurgulamak değildir…

                 Aksine sanatsal görüntü (sinema) daima, birinin yerine ötekini,büyüğün yerine küçüğü geçiren bir göstergedir.Canlıdan söz etmek isteyen sanatçı ölüden bahseder,sonsuz hakkında konuşabilmek için sınırlı olanı sunar.Bir yedek!Sonsuzu maddeleştirmek mümkün değildir,ancak onun yanılsaması,görüntüsü yaratılabilir.

                  Çirkin nasıl güzelin içinde varsa,güzelde çirkinin içinde vardır.Hayat bu saçmalığa varan muazzam çelişkinin içine gömülmüştür ve bu çelişki sanatta aynı zamanda hem uyumlu hem de dramatik bir birlik olarak belirir.Her şeyin birbirine yakın olduğu ,her şeyin iç içe geçtiği bu bütünlüğü algılamaksa ancak görüntüyle mümkündür.Bir görüntünün düşüncesinden söz edilebilir,görüntünün özü,sözcüklerle ifade edilebilir,çünkü düşüncenin sözel ifadesi ,şekillendirilmesi mümkündür.Ancak bu tanımlama da görüntüyü anlatmaya yetmez.Bir görüntü bu eylemin akılsal anlamı açısından kavranamaz .Sonsuzluk düşüncesi sözcüklerle ifade edilemez,hatta tanımlanamaz bile.Sanat ise insanlara bu imkanı bahşeder,sonsuzu denenebilir kılar.Sanatçının  kendi sanatı uğruna verdiği mücadelelerin vazgeçilmez koşulları,kendine inanmak,hizmet etmeye hazır olmak ve taviz vermemektir.

                  Sanat bir üst-dildir, insanlar da bu dilin yardımıyla kendileri hakkında bilgi verip başkalarının deneyimlerini benimseyerek birbirlerine ulaşmaya çalışırlar.Ama yine bu da herhangi bir pratik fayda sağlama adına değil,faydacılığın tam zıddı olan özveride kendini bulan sevgi adına gerçekleştirilir.

                  Tarkovski , düşünce kısa ömürlü,görüntüyse mutlaktır.Bu yüzden manen duyarlı bir insanın sanat eseri karşısında algıladıklarıyla salt dinsel (mistik )bir deneyim arasında paralellikler vardır.Dinsel gerçeğin anlamı umutta yatar.Sanat ,her şeyden önce insanın ruhuna seslenir ve insanın manevi yapısını şekillendirir.Sanatçı dünyayı tanımlamaz,dünya onundur.

                 Güzel, gerçeğin peşinden koşmayanlardan kendini gizler.

                 Engels derki; Yazarın görüşleri ne kadar iyi gizlenmişse sanat açısından o kadar iyidir.

                Goethe; Sanat eseri yargılamaya ne kadar kapalıysa o kadar değerlidir.

                Thomas Mann; Özgür olan , yalnızca kayıtsızlıktır.Kişilik sahibi olan özgür değildir,aksine kendi damgasının izini taşımak ,gereklerine uymak ve esiri olmak zorundadır.

               Anılarını hafızasını kaybetmiş bir insan, hayali bir varoluşa hapsolup kalmıştır.Anılar bizi saldırılara açık ,acı çekmeye hazır kılar.

              Hayat,var olmak için kendine koyduğu hedeflere uygun bir ruh geliştirmesi için insana tanınmış bir süreden başka bir şey değildir ve insan bu gelişimi gerçekleştirmek zorundadır der.

              Film hayatın dolaysız gözleminden doğar.Çünkü filmsel görüntü,özü itibariyle zamanın içine yerleşmiş bir fenomenin gözlemlenmesidir.(yönetmen olarak çektiği filmler;Andrey Rublow 1966,Ivan’ın Çocukluğu 1962,Ayna 1965,Stalker 1978,              Solaris 1972,Nostalghia 1983,)

                                                                                                          Şuayb BÜTÜN

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Ali Dursun  -  14-06-2015 - 17:53
Bir yere gidin ilk etaptasiyaset konuşurlar.Sizin yazınız siyasetten başka şeylerin olduğunun göstergesi olması ile bizi bir nebze siyasetten uzaklaştırdı.Bizim en büyük özelliğimiz okumaktan çok duyumlarla ve duygularımızla hareket etmek.En azından siyaset dışı bir yazı.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Halil Eşmebaşı
Erdal Geyikçi
Başar Özdemir
Ahmet Tarlabölen
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Ağustos 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net