07 Ağustos 2020 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
MHP'de  Kongre Zamanı
MHP'de Kongre Zamanı
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
  YAZARLARIMIZ
ÖLÜ FİLOZOFLAR KİTABI
01 Temmuz 2015 Çarşamba Bu yazı 22715 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Simon CRITCHLEY’in ktabı .Felsefe aslında ölmeyi öğrenmektir,öğrenilen şey bilgi değildir.Felsefenin öğrettiği şey,pazardaki alınıp satılalabilecek, ölçülür tartılır bir bilgi değildir.Ölüm aslında hayatın bir reçetesidir.Filozof, bildiğini iddia etmeyen, ama her şey hakkında hatta ölümün mü yoksa yaşamın mı daha iyi bir durum olduğu hakkında köklü bir kuşku dile getiren bilgelik sevdalısıdır.Thales, ölümle yaşam arasında hiçbir farkın olmadığını düşünürdü. “Peki niye ölmüyorsun?” diye sordu birisi, o da “arada hiçbir fark yok da ondan” karşılığını verdi.

          Filozofların tarihi bakımından, ölüm, aynı zamanda tuhaflığın, deliliğin,intiharın, cinayetin, kötü şansın, acımanın, kara mizahın bir hikayesidir.

          Pythagoras fasulye tarlasına girmektense öldürülmeyi yeğlemiş.

         Herakleitos inek pisliğinde can vermiş.

         Platon güya bitlenip ölmüş.

         Aristoteles’in kendisini boğanotuyla  öldürdüğü söylenir.

         Empedokles Tanrı olmak umuduyla Etna  yanardağı’nın içine atlamış,fakat ölümsüzlüğünü kanıtlar şekilde alevler onun bronz terliklerinin bir tekini dışarı püskürtmüş.

         Diogenes nefesini tutarak ölmüş.

         Büyük radikal Kitionlu Zenon da öyle.

         Elelalı Zenon bıçaklanıp öldürülünceye dek bir zorbanın kulağını ısırarak kahramnca ölmüş.

         Lukretis güya aşk iksiri içip çıldırdıktan sonra kendisini öldürmüş.

         İskenderiyeli Hypatia öfkeli bir Hristiyan kalabalık tarafından öldürülmüş ve derisi istiridye kabuklarıyla yüzülmüş.

         Boethius Ostrogat Kralı Thedoric’in emri üzerine sopayla dövülerek öldürülmeden önce acımasızca işkence görmüş.

          Johannes Scotus Eriugena,Büyük İrlandalı filozof,Güya İngiliz öğrencileri tarafından bıçaklanarak öldürülmüş.

        Aquinas kafasını bir ağaç dalına çarparak doğduğu yere kırk kilometre uzakta ölmüş.

          Pico della Mirandola sekreteri tarafından zehirlenmiş, Barabantlı Siger de kendi sekreteri tarafından bıçaklanmış.

        Ockhamlı William vebadan ölmüş.

         Thomas More’un kellesi uçurulmuş, üstelik kellesi Londra köprüsünde bir mızrağa oturtulmuş.

          Giordana Bruno Engzisyon tarafından ağzı tıkanarak kazıklar üzerinde can vermiş.

          Galileo onunla aynı kaderi paylaşmaktan kıl payı kurtulsa da ömür boyu hapsedilmiş.

          Bacon soğutmanın etkilerini değerlendirmek için Londra sokaklarında bir tavuğu kar ile doldurduktan sonra ölmüş.

         Descartes, iri ve erkek gibi giyinen İsveç Kraliçesi Christina’ya Stockholm kışında sabahın erken saatlerinde ders verdiği için zatürreeden ölmüş.

        Spinoza,Hayek’teki kiralık odasında herkes kilisedeyken ölmüş.

        Ateist olduğu için gözden düşen ve halkın unuttuğu biri olan Leibniz yalnız başına ölmüş ve sadece tek bir arkadaşının eşliğinde geceleyin gömülmüş.

         Yakışıklı ve kıvrak zekalı John Toland, Londra da öylesine korkunç bir yolsulluk içinde ölmüş ki gömüldüğü yere bir kazık çakan bile olamış.

         Montesquieu yarım kalan makalesini tadımlık bırakarak sevgilisinin kollarında ölmüş.

        Berkeley ,Oxford’a yaptığı bir ziyarette Pazar gecesi karısı ona hutbe okurken ölmüş.

       Rousseau  ölmeden iki yıl evvel Paris sokaklarından birinde Büyük Danua ile kafa kafaya çarpışmasının neden olduğu ani beyin kanamasından ölmüş.

        Diderot belki de  son nefese kadar zevk alınabileceğini göstermek için yediği kayısının boğazında kalmasıyla ölmüş.

         Kant’ın son sözü “sufficit” “yeterli” olmuş.

         Hegel kolera salgınında ölmüş.

        Max Stirner uçan bir böcek tarafından boynundan ısırılmış ve hummadan ölmüş.

        Nietzsche Turin’de bir atı öptükten sonra,zihinsel yetilerini yitirdiği uzunca bir çöküş sonrası unutulur gider.

        Wittgenstein doğum yıldönümü gününün ertesi günü ölür.

        Sartre, ölüm mü?Ölümü düşünmem ben,onun benim hayatımda yeri yoktur demiştir,cenazesine elli bin kişi katılmıştır.

        Gilles Deleuze, anfizem sızısından kurtulmak uğruna kendisini Paris’teki dairesinin penceresinden boşluğa salıvermiş.

        Derrida pankreas kanserinden ölen babasıyla aynı yaşta aynı hastalıktan ölmüş.

       Hobbes’un tenis oynamayı ve yatak odasında şarkı söylemeyi sevmesi,Kant’ın İngiliz peynirine olan düşkünlüğü ve terlemekten kokması Marx’ın kan çıbanı gibi.

       Filozoflar, besteciler, sanatçılar yaşarken kıymet verilen kişiler değildir. Tamamına yakını öldükten sonra değeri anlaşılan yada iyi pazarlanıp sömürüldüğü için öyle değerlendirilenlerdir .Çünkü en iyi filozof ölü olandır.Ondan elde edilecek maddi manevi rant önemli olan , oysa yukarıda alıntılatıladığımız gibi iyi bir hayat sürmemişler tamamı yoksulluk,  hastalık, dışlanmışlık, yalnız bırakılmışlık vb gibi sürgün hayatı yaşamaya mahkum edilmişler.Ne zaman ki ölmüşler işte o zaman badem gözlü muamelesi görmüşlerdir.

       “Batı yaşamının su götürmez biricik iyisi, İnsanların gerçekten inandığı tek rahiplik,tıp mesleği ile onun uzun ömrü destekleyen kutsal ilaçları ve teknolojisidir”.

        Haz ve Hız medeniyeti diye tarif edilen içinde yaşadığımız zaman dilimi filozofça bir yaşam şekline değil gündelik geçici isteklerin peşinde koşmaya ve sınırsız tüketime zorluyor insanı.Ne kadar tüketirsen o kadar değerlisin.Çünkü düşünmeyeceksin, sorgulamayacaksın, anlamaya çalışmayacaksın sadece dayatılan hayatı içeriği ile birlikte tüketeceksin .Bize önerilen kuşatılmış/tasarlanmış ve denetimli bir yaşam şekli.Filozoflar ise dolmayı yutmayan ve yutulmamasını anlatan insanlardır.

       Ölüm felsefe yapmanın gerekçesidir ve yaşam acı çekerek sürekli ölmek demektir.          

        Bir filozofun en büyük eseri onun ölüm şeklidir. Aristoteles’ten bu yana felsefenin vaad ettiği en yüce mutluluk tefekkür hayatıdır ve bundan başka bir ölümsüzlük yoktur, tefekkür hayatı zaten yaşarken ölme durumudur.

 

                                                                                                     Şuayb BÜTÜN


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
a.vural  -  03-07-2015 - 10:09
felsefe gericiliktir.yobazlıktır tek gerçek dindir
İsa  -  02-07-2015 - 00:42
Gelişmemişliğin birinci sebebi pisikoloğa ve psikiyatrise gitmeyi deli doktoruna gitmek olarak alırız.Felsefe okumayı ayrı bir sorun olarak alırız. Şu bir gerçektir ki bunlar bilimdir ve değer vermeyen uluslar hep geri kalmıştır.Matematik,fen bilimleri hepsi felsefe içinden çıkmıştır.Felsefe düşünceler ve fikirler bilimidir.Temeli sormaya dayanır ve herşeyi sorgular nedenini araştırır.Düşünüyorum öyleyse varım.Bazıları düşünüyorum öyleyse vurun diyenle bu fikri bir karşılaştırın hangisi daha mantıklı.
ilyas  -  01-07-2015 - 19:56
Yeğen sen bi ara müdürlük falan da yaptın değil mi?
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Halil Eşmebaşı
Erdal Geyikçi
Başar Özdemir
Ahmet Tarlabölen
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Ağustos 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net