17 Aralık 2017 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Uygulayarak öğreniyorlar
Uygulayarak öğreniyorlar
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
  YAZARLARIMIZ
GIYBET BELASI
14 Temmuz 2015 Salı Bu yazı 11102 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Gıybetin kabirde bir lâşe şeklinde hemen başımızın ucunda, kabir ufkumuzu kirletmemesini ve onun pis kokusunu ve çirkin görüntüsüyle bize bir azap vesilesi olmamasını istiyorsak ona karşı şimdiden hep beraber ciddi bir tavır almamız gerekiyor.

            Bu sebeple çevremdeki insanlara diyorum ki, ağzımı açtığımda yarım kelimelik bir gıybete şahit olursanız hemen buna karşı tavır alın ve sözü değiştirip sohbet-i canana getirmeye çalışın.

            Ne olur, bu konuda geri durmayın ve o çirkin fiilin önünü almak için medeni cesaretinizi, daha doğrusu din cesaretinizi ortaya koyun!

            Bu notları birleştirip bir araya getirip zaten bildiğimiz konuları bir kez daha balyoz edasıyla kafalara vurmamın pek çok nedeni oldu.

            Çevremizde bunun yani gıybet belasının ne denli günah olduğunu bilen insanların sayısı bilmeyenlerden daha fazladır. Her birine “gıybet” dediğinizde kitap yazacak kadar bilgiye sahip olduğunu görürüz.

            Pek çoğu dini eğitim de almış veya alıyor durumdalar. Ama bakıyorsunuz tüm günahlardan sakınıyor olmalarına rağmen konu gıybet olunca dayanılmaz çekiciliğinde boğulup gidiyorlar.

            Bilenler gıybeti yapıyor bilmeyenler zaten yapıyor.

            Dediğim gibi bu satırların toparlanması için pek çok nedenle karşılaştım.

            Yıllar önce, benim yan mekânda olduğum ortamda bir annenin evlatlarını toplayıp, sohbetin en yakınlarına gelmesi ile nasıl gıybet edildiğini duymuş, kelimesi kelimesine beyime yazmıştım. O mekanda bunların konuşulması yani bu insanın en yakınları hakkında söyledikleri sözler beni öyle çok etkiledi ki o insan mevzu olduğunda hemen aklıma yerleşmiş ve tavır koymamı gerektirir bir hal aldı. İşte o zaman gıybetin yıkıcı gücünü anlamıştım.

            Sebeplerden biri belki de dini bütün insanların İslam’ı yaşamak için nasıl çırpındığını görürken bu gıybet illeti ile savaşta nasıl mağlup olduklarını gözlemliyor olmamdandır.

            Sebep tükenmiyor tabi ki: siyasetin içinde olmuş biri olarak siyasi işlere uğraşanların en yakınlarını arkaları döndüğünde sanki hiç görmemiş tanımamış gibi nasıl eleştirip dedikodusunu yaptıklarını gördüm. Belki bir siyasinin dikkatini çekerim diye toparladım.

            Girilen ortamlarda beş dakika hayır konuşulduktan sonra ne denli gıybet yapıldığını gördüğümden yazdım bu satırları. Koca koca insanların, sakalları saçları bir araya karışmışların nasıl gıybet girdabında dolana dolana gözlerden kaybolduğunu gördüğümden yazdım.

            Bırakın cami avlusunu Rabbimin nasip etmesi ile gitmiş olduğumuz Kâbe’de sevap almak üzere Allah’ın evini izlerken yanımıza oturan hacı ile sohbetin ilk beş dakikasında Kırıkkaleli bir komutanı olduğunu askerde onu nasıl süründürdüğünü anlatması ile yaşadık gıybet belasını.

            Ravza’da cennet bahçesinde namaz sırası beklerken “içeri girenlerde oturup kalıyor, kalkmayı bilmiyorlar, nasıl insanlar bunlar “diyerek Resulullah’ın karşısında yaptığımız için gıybeti yazma gereği duyduk.

            Kardeşimizi arkasını döndüğünde kıyasıya yerdiğimiz için, kayın, enişte, yenge, amca, dayı, teyze ile nasıl orada olmayanların gıybetini yaptığımızı bildiğim için derledim bunları.

            Aslında o kadar çok neden var ki yazmak için bu gıybet belasını kelimelere bile dökülmesi uzun zaman alır.

            Eğer bu satırları okuyan iki kişiden biri, on kişiden biri, yüz kişiden biri hatta bin kişiden biri aklına gıybetin bir bela olduğunu sokarda uzak durursa ne mutlu.

            Olmadı mı? Ben bunları derlemek için en az beş kaynak okudum, araştırdım, düzenledim. Bu bana yeter. En azından ben bu konunun ne denli yıkıcı bir konu olduğunu öğrendim. İnşallah dikkat eder bir başkası ile konuşurken, bir ortamda otururken gıybet edildiğinde müdahale ederim, konuşmam, en azından çıkar giderim o ortamdan. “İnşallah”

            Bu konuda uzun derlemelerde yapılır ve konu derinlemesine daha çok irdelenebilir ama sıkıcı olmadan konuyu aydınlatıp, okuma alışkanlığı olmayan bizler için “yeter” diye düşündüm.

            Allah’ım hesap gününde beni ve hakkında gıybet ettiğim kimseyi, anne ve babamı ve bütün müminleri affeyle, ey merhametlilerin en merhametlisi.

                 


GIYBET BELASI” adlı kitabın tamamına ulaşmak için kalehaber.net internet sitesinin arama bölümüne büyük harfle “GIYBET BELASI “ yazarsanız kitabın tamamına ulaşabilirsiniz.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
fazli  -  21-07-2015 - 09:40
Yaradan rabbim sizden razi olsun
armağan genç  -  16-07-2015 - 15:41
kalemine sağlık üstad.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Hakan Gökkaya
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Aralık 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net