07 Ağustos 2020 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
MHP'de  Kongre Zamanı
MHP'de Kongre Zamanı
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
  YAZARLARIMIZ
ŞEYTANIN SAATİ
28 Temmuz 2015 Salı Bu yazı 20983 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

            Fernando Pessoa’nın kitabı.Kesinlikle okumaya değer çünkü anlatılan bizim çok iyi tanıdığımızı sandığımız ebedi düşmanı tanıtmaya çalışıyor.

            Faust’ta bilgi bilmemenin bilincidir der.

            Şeytan, ben Tanrı’nın öğüdünü yerine getirdim, çünkü bu benim görevimdi: İsa’yı var olan her şeyle ayarttım. Kendi aklıma uymuş olsaydım onu, var olamayacak şeyle ayartırdım. O zaman, genel olarak dünya ve özel olarak Hristiyanlık tarihi belki farklı olurdu.

            Benim bütün silahlarım müzik, ay ışığı ve düşlerdir. Ne var ki müzik deyince sadece çalınan müzik değil, sonsuza dek çalınmadan kalacak müzik de anlaşılmalıdır. Ay ışığı derken, sadece aydan gelen ve ağaçların gölgelerini uzatan ışıktan söz edildiği sanılmamalıdır; güneşin dışladığı ve nesnelerin aldatıcı görünümlerini güpegündüz karartan başka bir ay ışığı da vardır. Her zaman kendisi olarak kalan tek şey düşlerdir. Onlar bizim, içinde doğduğumuz, her zaman doğal ve kendimiz kaldığımız o parçamızdır.

            Ben şeytan’ım, bayanlar. Evet , Şeytan’ım. Ama ürküp telaşa kapılmanıza gerek yok. Ve kadınlar, yeni bir zevkin gezindiği ürküten bir göz kırpışla, ansızın bunun doğru olduğunu anladılar.  Gerçekten de , ben Şeytan’ım . Yinede korkmayın , kötülük yapmam. Yer yüzündeki ve yer yüzünün üstündeki bazı taklitçilerim , bütün aşırmacılar gibi tehlikelidirler , çünkü benim var olma tarzımın sırrını bilmezler. Sık sık esinlediğim Shakespeare benim hakkımı teslim etti: Benim bir centilmen olduğumu söyledi. Bu yüzden içiniz rahat etsin:Emin ellerdesiniz.Bir hanımı incitecek tek bir söz etmek, tek bir davranışta bulunmak elimden gelmez.Bu doğama uygun olmasaydı bile, Shakespeare beni buna zorladı. Ben dünyanın başlangıcından beri varım ve oldum olası bir alaycıydım.Zira bilmeniz gerekir ki bütün alaycılar, bazı doğruları telkin etmek için alaya başvurmak istemeleri dışında, zararsızdırlar.Benim, hakikati söylemek gibi bir iddiam olmadı asla, hakikati bilmediğimden olsa gerek.

            Zaten saldıramam. Böyle şeyler yeryüzünde olur, çünkü insan hayvansı yönünü hatırladığında. Benim cinsiyetimde yoktur.Bu benim için iyi bir güvencedir.Rahat edebilirsiniz, çünkü size saygıda kusur etmem.Modern romancıların ve yaşlıların saygısızlığı gibi, ikinci derecede önemli ve yarasız saygısızlıklar olduğunu da iyi biliyorum; ama ben bunlardan bile mahrumum, çünkü benim cinsiyetsizliğim şeylerin kökenine kadar uzanır,ama asla buna kafa yormak zorunda kalmadım.Bir çok büyücünün benimle alışverişte olduğu söylenir bu tamamen yanlıştır benim üzerimden pirim yapıp gelir elde ederler.Hemcinslerine karşı üstünlük sağlamaya çalışırlar.Onlar kendi imgelemleriyle ilişki içindedirler buda bir anlamda benim.Dünyanın başlangıcından beri…sürekli ayartma ve deneme içindeyim.Çünkü başarılı biçimde ayartmaya izin yok.

               En iyi yapıtlarım ay ışığı ve alaydır. Pek birbirine benzer şeyler değil…

               Hayır, çünkü bende kendime pek benzemem.Bu kusur benim erdemimdir bu yüzden ben Şeytan’ım.Yorgunum her şeyden önce yorgun Taaa Adem babanızdan bu tarafa uğraşıyorum, en çokta orda zaman harcadım,Havva’yı ayartmak hiçte kolay olmadı,kardeşi kardeşe öldürtmek, din adına savaşları tetiklemek, Tanrıyı kiliseye kilitleyip anahtarını da Rahiplere vermek bunlar zor olmadı ama uğraştırdı.Daha sonra  Tanrı Muhammed’i görevlendirdi.Onun zamanında da boş durmadım. O vefat edince biraz işim kolaylaştı, hemen takipçilerini savaşa zorladım ve damadıyla eşini karşı karşıya getirdim, daha önceki atalarından gördükleri uygulamaları akıllarından hiç çıkarttırmadım. Burda da Tanrı’yı mescidlere hapsetmeye çalıştım. Görkemli ve şatafatlı mabetler yapmalarını esinledim (sanki orda yapılan ibadet daha sahih olacak gibi). Az kaldı Tanrı’yı mabetlere kilitleyip anahtarını da mollalara verecem, içini kıymetli eşyalarla doldurttum tapınma saati dışında içeriye kimseyi almamalarını üfledim. Artık bütün Gönderilen dinlerin takipçileri işleri düştüğü/başları sıkıştığı zaman Tanrı’yı hatırlıyorlar yoksa hepsini birledim. Zaten diğer inanışların takipçileri avucumun içinde.

               Eski çok eski şeyleri hatırlıyorum; İsrailoğulları’ndan önce  Edom denen krallıkları. Az kalsın onların kralı ben olacaktım, bu günse benim olmayan şeyin sürgünündeyim. Hiçbir zaman ne çocukluğum ne de yeni yetmeliğim ne de dolaysıyla ,erişeceğim ergenlik çağım oldu.Ben olumsuz mutlağım ,hiçliğin cisimleşmiş haliyim.Asla elde edilemeden arzulanan ,var olmayacağı için düşlenen şey,bu benim hiçlik krallığım bana verilmeyen taht bu.Bir ihtimal olan,olması gereken şey,Yasa’nı yada Yazgı’nın bahşetmediği şey,bunu İnsan ruhuna avuç avuç serptim ve bu ruh, var olmayanın yaşayan yaşamını hissedince allak bullak oldu.Ben ,bütün görevlerdeki unutuluşu,tüm niyetlerdeki tereddütüm.Mutsuzlar ve hayat yorgunları ,yanılsamalarından kurtulur kurtulmaz ,gözlerini bana doğru kaldırırlar, çünkü ben de kendimce parlak Sabah Yıldızıyım.

             Böyle konuşuyorum diye şaşırmayın. Ben doğuştan şairim, çünkü ben yanlışlıkla konuşan hakikatim ve sonuçta tüm yaşamım,alegori kılığına girmiş ve simgelerle açıklanan özel bir ahlak sistemidir. Şunu da itiraf edeyim; ,Aslında bütün dinler gerçektir,ne kadar karşıt görünürse görünsünler, bunlar aynı gerçeğin farklı simgeleridir.Farklı dillerde söylenmiş farklı cümleler gibidirler;öyle ki aynı şeyi söyleyenler birbirlerini anlamadılar hatta dışladılar yeri geldi kan akıttılar.Bir pagan Jüpiter,Bir Hristiyan Tanrı,Bir Müslüman Allah dediğinde ,insan aklının farklı sözcüklerine aynı anlamı katarlar: Aynı sezgiyi değişik biçimde düşünürler. İnsanlar hep simgelerin dünyasın da yaşıyorlar,aynı aydınlık ve karanlık ayrı tapınaklar da ve her simge hakikatin yerine geçebilecek bir hakikattir ta ki zamanla koşullar hakiki hakikati yeniden oluşturuncaya kadar.Öyle ki ritüelleri aslı gibi saydırdım,  insanlar kendilerinden önce yaşanmışlıkları hakikatten daha değerli saydılar.Bu konuda bana bazen dinlenmek düştü onu da söylemeliyim takitçilerim sayesinde.

                Oysa ben bile kendi cehaletimin farkındayım Şeytan olarak. Ama ne garip Ademoğulları hala bunu fark edemedi ve Bilmenin temelinin  kendi cehaletimizi bilmek olduğunun.

                                                                                                     Şuayb BÜTÜN


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Halil Eşmebaşı
Erdal Geyikçi
Başar Özdemir
Ahmet Tarlabölen
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Ağustos 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net