15 Kasım 2018 Perşembe
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
571 PROJE
571 PROJE
41 Hedef, 41 Proje
41 Hedef, 41 Proje
Yaşama Yol Ver
Yaşama Yol Ver
Bulut Üniversite Öğrencileriyle Buluştu
Bulut Üniversite Öğrencileriyle Buluştu
  YAZARLARIMIZ
ÇAĞIMIZIN FİRAVUN VE NEMRUTLARI
11 Ağustos 2015 Salı Bu yazı 13374 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Hani filmlerin başında şöyle bir yazıya rastlarız: “Filmimizin hiçbir kimse ve olayla ilgisi yoktur” o hesap bende yazımın başında belirteyim bu yazımın hiçbir kurum, kuruluş ya da şahıslarla ilişkisi yoktur. Senaryo tamamen hayal ürünüdür biline…

Cuma namazını eda etmek amacıyla yolda yürüyorum. Arkadan gelen iki bayan öğrenci yanındakine heyecanla ve acele ile bir şeyler anlatıyor. Kulağıma gelen sorunu olan bayan öğrencinin; “Benim öğrenim hayatımı bitiriyorsunuz hocam dedim. Ne yapalım böyle dedi! düşünebiliyor musun?” sözlerinden anlıyorum ki mevzu öğretim üyesi ile öğrenci arasındaki ders ilişkisi. Yürüyorum… Camideyim. Vaiz hutbeden İslam-İman ve İhsan konusunu işliyor. Kelime-i Tevhid edenlerin İslam dinimize göre Müslüman olduğunu ifade ediyor. “La İlahe İllallah. Muhammedün Resulullah” diyen herkesin Müslüman olduğunu, ancak kişinin Mümin olması için İman ile Allaha ibadet etmesi gerektiğini ifade ediyor. Kişinin Muhsin olabilmesi için ise yaptığı ibadetlerini Allah (C.C) onu gördüğü inancı içinde İhlâsla ve hesap gününü düşünerek yapması halinde gerçekleşeceğini ifade ediyordu. İslam’ın kimsenin malı, mülkü, parası veya şöhreti olduğu ile ilgilenmediğini, dinimizin sahibi Allah’ın(C.C) kişinin ihlâsla yaptığı ibadeti ile yani “Takva” yönü ile ilgilendiğini ifade etti…

İslam’ı şan, şöhret, para ve malda arayanların Dünyanın büyüsüne kapılan Firavunlar, Nemrutlar, Ebu Cehiller gibi zalimlerden olacağı hususundaki vaizinden feyiz aldık. Tam bu vaazın şuuru ile nefsimi törpülerken aklıma Çağımızın Firavunları, Nemrutları, Ebu Cehilleri kimlerdir sorgusu geldi?. İşte bu nedenle bu yazımı siz okuyucularımla paylaşmak istedim…

Öğrenci bayanın sözleri bir kez daha kulaklarımda yankılandı. Sonra düşündüm!. Çağımızın Firavunları, Nemrutları, Ebu Cehilleri v.s kimler olabilir diye?. Siyasetçiye sırtını dayamamış Baş Yönetici, Baş Yöneticinin sırtını sıvazladığı Emir Eri Şaban, Emir Eri Şabana bağlı kısım yöneticisi Ramazan, Ramazanın emrinde olan kelli felli unvanlı Öğretim üyeleri ve bunları kullanan fırıldaklar…

Karikatürize ederek anlatmak istediğim bu “İdare Zayıflığını”, “İrade Zayıflığını”  her kişi kendi alanında görmek istediğinde rahatlıkla görebilir. Bu tür rahatsızlıklar Türk Devletlerinin Yönetimlerinde zaman içerisinde de görülmüştür. Hemen Lise bilgilerimden aklımda kalan Fuzûlî’nin Şikâyetnâme adlı eserinin başlangıcında yer alan yazdıkları zihnimde canlandı:

“Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar. Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler. Gerçi görünürde itaat eder gibi davrandılar ama bütün sorduklarıma hal diliyle karşılık verdiler.

Dedim: - Ey arkadaşlar, bu ne yanlış iştir, bu ne yüz asıklığıdır?

Dediler: - Bizim âdetimiz böyledir.

Dedim: - Benim riayetimi gerekli görmüşler ve bana tekaüt beratı vermişler ki ondan her zaman pay alam ve padişaha gönül rahatlığı ile dua kılam.

Dediler: - Ey zavallı! Sana zulüm etmişler ve gidip gelme sermayesi vermişler ki, daima faydasız mücadele edesin ve uğursuz yüzler görüp sert sözler işitesin.

Dedim: - Beratımın gereği niçin yerine gelmez?

Dediler: - Zevaittir, husulü mümkün olmaz.

Dedim: - Böyle evkaf zevaidsiz olur mu?

Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?

Dedim: - Vakıf malın dilediği gibi kullanmak vebaldir.

Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.

Dedim: - Hesaba alsalar bu tuttuğunuz yolun fesadı bulunur.

Dediler: - Bu hesap, kıyamette sorulur.

Dedim: - Dünyada dahi hesap olur, haberin işitmişiz.

Dediler: - Ondan dahi korkumuz yoktur, kâtipleri razı etmişiz.

Gördüm ki sualime cevaptan başka nesne vermezler ve bu berat ile hacetim kılmağın reva görmezler, çaresiz mücadeleyi terk ettim ve mey'us ü mahrum guşe-i uzletime çekildim.”

O günkü Fuzûlî’nin derdi ne idi ise? bugünde aynı şikâyetleri görmemiz mümkün. Anladığım şudur; Müslüman ne zaman imanını zayıflatıp müminlikten, Muhsinlikten vazgeçer ise bu tür musallatlar başından eksik olmamaktadır. Sosyal Bilimcilerin tanımlamasıyla; Toplumu(Devleti) var eden unsur Fertler olduğuna göre!. Demek ki Türkiye Cumhuriyetinde “Haddini Bilmezlik” had safhaya ulaşmış toplumumuzda, “Dunning-Kruger” sendromları görülmeye başlamıştır. Yâda başka bir tabirle, Toplumumuz da Yönetim İçerisinde Dünya malına tamah eden Firavunlar, Nemrutlar, Ebu Cehiller artmış;  Bunlar Allahtan korkan, Devletini savunan, Milletini seven Müminlerin, Muhsinlerin yerine ikame edilmeye başlamıştır…

Benim bu Cuma günü, “Cuma Vaizinden” anladığım çıkartmasınınlar bunlardı. Değerlendirmeyi siz değerli okuyucularıma bırakıyorum.

Sağlıcakla Kalın…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Gökhan Demir
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Öztürk
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  15 Kasım 2018 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net