22 Temmuz 2018 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolu demir parmaklıklara saplandı
Kolu demir parmaklıklara saplandı
Düğünde silah atanlara operasyon
Düğünde silah atanlara operasyon
Gariban Bırakılmasına Müsaade Etmeyeceğiz
Gariban Bırakılmasına Müsaade Etmeyeceğiz
Çelebi'ye Sıcak Asfalt
Çelebi'ye Sıcak Asfalt
  YAZARLARIMIZ
Çözüm süreci bitti Atalay’da bitti mi?
24 Ağustos 2015 Pazartesi Bu yazı 14043 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Güneydoğu'da “barış Süreci” denen süreçle başlayan olumsuz gelişmeler giderek dozunu kaçırmaya başladı. Terör örgütü, bu sürecin başlaması ile birlikte daha rahat hareket etmeye, alan genişletmeye, KCK yapısıyla birlikte şehirlerde ciddi anlamda varlığını hissettirdi. Hatta kimi yerlerde kendi yargısını, polisini kurdu kaymakamlar atadı. O günlerde hükümet sus- pustu olan biten bu olaylara hiç sesini çıkarmadı, KCK’yı korudu.

Ve hatta KCK operasyonları yapan bakanı görevden aldı. O günlerde İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’i terörist başı Öcalan’ın görevden aldırdığı da genel basında yazıldı. Hatırlarsanız çözüm sürecinin başaktörleri ‘havuz medyası’ diye anılan medyada kendi bakanları İdris Naim Şahin aleyhine ne manşetler attırdılar ne yazılar yazdırdılar.

Hükümetin “Çözüm süreci” konusundaki girişimlerini en başından bu yana doğru bulmadığımı her fırsatta ifade ettim, etmeye de devam edeceğim…

Türkiye Cumhuriyeti devletinin toprakları içindeki bazı bölgelerde devlet otoritesi tamamen kalkmış görüntüsünü endişe ile izliyorum. Güneydoğuda neler oluyor. Buralarda devlet otoritesinin dışında başka güçler duruma hâkim demek az bile kimi iller PKK’nın, KCK’nın yönetimi altında…

Devletin askerine, polisine kurşun sıkılıyor, kumpas kuruluyor, şehit ediliyor. Ülkenin her bir yanında ocaklar sönüyor. Anadolu’dan çıkan asker, polis hemen her rütbeden Anadolu’nun fakir çocukları bir bir şehit ediliyor.

Ve analar feryad-ı figan yürekler dağlanıyor. Şehit cenazelerine katılıyorum. Bu şehidleri sorumlusu olarak hükümet görülüyor. Çünkü açılım sürecini başlatan kutsallaştıran, PKK’nın, HDP’nin, Öcalan’ın gücüne güç katan AKP kadroları, politikaları olduğu ifade ediliyor. Ve bu kadronun başında da Beşir Atalay vardı. Adeta hükümetteki varlığı da bu görevine bağlıydı. Beşir Atalay denince akla PKK, HDP, Öcalan gelir. Eğer ki bir anket yapılsa bu görülecektir. Siyasi tarihide bu şekilde geçecektir. Eğer ki hükümet açılım sürecinde başarısız olmuşsa Atalay’ın başını çektiği kadroda başarısız olmuş demektir. Evet, açılım süreci denince bir de bugünlerde gelen şehidler akla gelir. Geçenlerde ilimizde şehid cenazesinde olan olayda, Atalay’ın görevini devam ettiren Akdoğan’a gösterilen tepki bunun en somut örneğidir.

Barış süreci denen illetin mimarlarından olan Beşir Atalay’dan bahsetmek istiyorum;

2009 un Ekim ayında PKK'lıları davul zurna ile karşılatan, Kürt çalıştayı adı altında Gazeteci kılıklı dalkavukları toplayan, 7 Haziran öncesinde özellikle 2008-2010-2011 yıllarında PKK'lılar karakollarımızı basıp onlarca vatan evladını şehit ederken sus pus olan, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüzlerce subayı iftira ile hapislere atılırken demokrasi yalanı ile terör örgütünün güçlenmesini sağlayan Beşir Atalay aynaya bi bak bakalım aynada ne göreceksin?

Hakikaten ne göreceksin PKK’yı meşrulaştıran, Öcalan’ı sevimli göstermeye çalışan, HDP’yi siyaseten güçlendiren demeçlerini sözlerini, politik eylemlerini hatırlayacak mısın?

Yoksa AKP de birçoklarının birçok konuda dediği gibi kandırılmışız mı diyeceksin? Ne de kolay kandırılıyorsunuz eski cumhurbaşkanı Gül’ün ‘ hayret ediyorum’ diye bir sözü vardı, o söz aklıma geldi de, millet size hakikaten hayret ediyor.

**

Abdullah Öcalan’ı Kürtlerin lideri ilan eden, Barzani’yle, Kürt şarkıcılarla başbakanı bulaştıran, konuşma metinlerini hazırlayan Atalay bugünlerde nerelerde? Eğer ki hükümet çözüm sürecinde hakikaten vazgeçmişse bunun bu konudaki siyasi aktörlere bir faturası olmayacak mı?

Çözüm süreci elde patlamış ve ülkenin aleyhine bir durum oluşturmuşsa bunun baş aktörü Atalay‘dan başkası değildir.

AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bu süreçten vazgeçmişse, samimilerse bu süreci yöneten bürokrat ve siyasetçilerden de derhal vazgeçmelidir. İlgili bürokratları derhal görevden almalı, siyasetçileri de partiden uzaklaştırmalıdır. AKP ve Cumhurbaşkanı PKK ile mücadele de samimiyetini anlayalım.

Ve bir de en çok dikkatimizi çeken konu PKK’nın kurucusu, baş terörist, eli kanlı katil Öcalan hakkında hükümetin hiçbir üyesinden, AKP’nin hiçbir yetkilisinden olumsuz bir şey duymuyoruz.

Ne kadar enteresan değil mi? Bu işte bir tuhaflık yok mu?

*

Pekiyi, Beşir Atalay, hangi partiye oy verirse versin milliyetçi duyarlılığı yüksek Kırıkkale’den aday olur mu? Sorunun ucu açık!

*Kırıkkale’den aday olmaz çözüm sürecinin sonlanmasının faturası Atalay’a çıkartılır. Parti içinde kıytırık görevlerde yer alır.

*Beşir Atalay’a seçim koordinasyonu ve seçim propaganda işleri verilir

*Zoraki Kırıkkale’den aday olsa bile sahada olmaz! (Medya üzerinden götürür)

 Öte yandan Beşir Atalay'a açıkça soruyorum?

Pekiyi Abdullah Gül ile ilgili ne düşünüyor? Gül, eğer bir parti kurarsa katılır mı? Ya da katılmaz erken seçimden sonra çözüm sürecini tekrar başlatırlar onun başına tekrar mı geçer? Kulislerde konuşulan bir haber var. Abdullah Gül ile arasının soğuk olduğu konuşuluyor bu doğru mudur? İstanbul’da Gül’ün ofisinde bir sohbette Atalay sorulur Gül’e… Gül onun isminden bana bahsetmeyin der…’ doğrudur yanlıştır bilemiyoruz kulislerde konuşuluyor.

** 

Öte yandan Kırıkkale halkı kendi kendine sorsun, Beşir Atalay olmasaydı neler olmazdı? Yani o olmasaydı Kırıkkale'de veya Türkiye'de şunlar olmazdı dediğiniz şeyler nelerdir? Hakikaten yıllarca bakanlık yapmış birisi olarak Kırıkkale insanına, şehrine ne gibi faydaları olmuştur. Kimin elinden tutmuş bir yere getirmiştir? Kime nerde faydası olmuştur? Şehirde kimi tanır, kimi dost edinir bir tabanı var mı dır? Mesela Ak Partiden aday olmasa bağımsız ya da bir başka partiden aday olsa 5-10 bin oy alabilir mi? Sonuçta yılların bakanı alması gerekmez mi?

Aslında Beşir Atalay ile ilgili çok bir şey yazmaya gerek yok!

Bu soruyu kendine soran ve düşünen herkes neyin ne olduğunun farkında gerisine ise sivrisinek saz misali...

 

  -----------------------------------------------------------------------------------  ---------------------  

 

KİMSEYE GÜVEN KALMADI!

 

Caddede sokakta kime sorduysam hiç kimse güvenilir değil…

Hiç güvenilir kişi ve kurum kalmadı…

Kimileri “Paralelci”, kimileri “Şeriatçı”, kimileri “IŞİD’çi”, kimileri “İktidar yalakası”, kimileri “Ulusalcı”, kimileri “Katı Kemalist”, kimileri “AKP düşmanı”…

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emniyete; yargıdan Meclis’e kadar her kurum hakkında insanlar mutlaka bir kulp bulabiliyor.

Öte yandan medyanın tarafsızlığına kimseler inanmıyor.

Sözün özü hiç kimseye güven kalmadı…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
İsmail Tekpınar
Hakan Öztürk
Seyfettin Çetiner
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Temmuz 2018 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net