20 Kasım 2017 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
TRAFİK TERBİYESİ
28 Eylül 2015 Pazartesi Bu yazı 8127 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

 Şehrimizin trafik keşmekeşinden bahsetmeye gerek yok. Çünkü evinizden çıktığınız andan itibaren bu kangren olmuş durumla her an karşı karşıyasınız.

           Bir Cumhuriyet şehri olan Kırıkkale’ nin bu durumu, ne bugünün ve nede dünün eseri değil tabii ki. Bilakis şehrin kuruluşundan itibaren günümüze değin geçen sürecin hemen hiçbir dönemi, gerçek şehircilik anlamında bir çalışmanın olmamasının eseridir!

          Cumhuriyet Meydanını bir merkez kabul ederek (zaten elli metre altında tren hattı var), çevre olarak 1 Km lik bir yay çizdiğimizde, bu alan içerisinde acaba kaç binanın ‘’OTOPARK’’ ı var derseniz, şehrimizin şehirleşmedeki başarısını görmüş olursunuz!

          Geçtiğimiz günlerde mahalli basına yansımış olan bir haberde, şehir merkezindeki bir sokakta kocaman bir ‘’TIR’’ ın park etmiş resmi yayımlanmıştı.

          Mahalle aralarındaki işyerleri ile onların bulunduğu binaların sakinlerinin yaşadığı sıkıntılar da, bu konuda hiçte azımsanamayacak düzeyde aslında. Bu mevzuu başlı başına ayrı bir yazı konusu olduğundan, bayram öncesi yazımda da bir paragrafla bu konuya değindiğim için, şimdilik bunu teğet geçiyorum.

          Yazı başlığına ‘’Trafik Terbiyesi’’ deyince, bu defaki yazıda amacım şehrin park sorunu değil. Onun olumsuzluğu ve çözümü için bir kitap bile yazılabilir. ‘’Kırıkkaleli Neden Yolun Ortasından Yürür?’’ diye mesela!

          Şehir içerisindeki yolların üzerinde yer yer ve silinmiş olan ‘’Yaya Geçitleri’’, kaldırımların başlangıç ve bitişi ile ara yerlerinde de ‘’Engelli Rampaları’’ var sözüm ona! Sözüm ona diyorum, zira bunların hemen hiç birisinin önlerinde, araç sürücülerini ikaz edici levhaları maalesef yok!

          Araç sürücülerimizin aileden gelen terbiye ile sürücü kurslarından almış oldukları eğitimin harmanlanması sonucu oluşan bilgi birikimlerinde, ne hikmetse kendi binmiş olduğu arabadan indiği zaman, kendisinin de aynı zamanda bir yaya olduğunun idrakinden yoksun olmalarıdır.

          Keza bugün için tabir caizse çivi gibi olan, çaksan yere geçecek derecedeki kişinin, bir gün gelip engelli olmayacağımızın hiçbir garantisi yoktur. Hani ne demişler; (güvenme güzelliğine bir sivilce yeter, güvenme variyetine bir kıvılcım yeter!) misali.

          Yaya geçitleri üzerinde karşıdan karşıya geçiş yapanlara, araç sürücülerinin tacizleri adeta vatandaşı canından bezdiriyor. Yaya geçidinden geçeceği yolun ortasına gelmiş olan bir yayanın üzerine araç süren gence, yaya geçidi üzerindeki şahıs duruyor. Eliyle yerdeki işareti göstererek (üzerime mi çıkacaksın oğlum!) demesine karşılık, icabında dedesi yaşındaki şahsa direksiyon başından hiçte hoş olmayan ukala bir tarzda verdiği cevap enteresan; (arabanın geldiğini görmüyor musun, sende ne diye önüme çıkıyorsun!). Oysaki o vatandaş yaya geçidi üzerinde ve kör de olabilir, sağır da olabilir, yürüme engelli de olabilir! Nitekim de zor yürüyor idi!

          Araç kapısının üzerinde birde firma ismi yazılı olan bu kendini bilmez sürücü düşünmüyor ki, kendisinin babası yahut dedesi de, bir başka yerde benzeri bir durumla karşılaşmış olsa, kendisi acaba nasıl bir tavır izler. Yani (iğneyi kendine çuvaldızı başkasına) derler ya.

          Bu ve benzeri durumları günün hemen her saatinde ve şehrin her yerinde görmek mümkün. Çünkü adından başka bir şeyinin milli olmadığı ve adeta yazboz tahtasına dönen eğitim düzeninde trafik dersinin önce seçmeli olarak konulup, sonrada kaldırılan bir eğitimden yetişen nesil, eğer aileden bir şeyler almışsa ne ala. Yok değilse vay geldi başa, (tut Allah delini, yaz başına geleni).  

          Engelli rampalarının önünün kapatılması ayrı bir dert. Neymiş efendim başka park edecek yer yok! İyi de orası park sahası değil ki! Hem sen engelli arabanla gelip te oradan yola inecek olsan veya geldiğin yoldan kaldırıma çıkmak zorunda olsan ne yaparsın, önce bir düşüş! Dedik ya arabadan indiğin anda sen de bir yaya olduğunu unutma! Direksiyon başındayım diye de sakın ola şımarma! (Her sağlam kişi, aynı zamanda potansiyel bir engelli adayıdır) biline!           

          Birde gecenin bir yarısından sonra ortaya çıkan ‘’Bremen Mızıkacıları’’ mız var! Arabanın teybinin sesini sonuna kadar açarak sokak ve caddelere konser verenler! Hele ellerinde birde kutu bira varsa, üff, değme keyfine gitsin! Gecenin o saatinde geçtiği yerlerdeki mahalle sakinlerinin isyanını varın siz hesap edin gayrı! Eminim bu satırları okuyan okuyucularımız, bu ve benzerlerini hemen her gün kendi mahalle ve sokaklarında yaşamaktalar.

          Bunlardan başka birde yeni türeyen hız tutkunu motosiklet sevdalılarımız var ki düşman başına. Günün hangi saati olursa olsun, şehrin cadde ve sokakları sanki ralli parkuru imiş gibi, hiçbir gerekliliği yok iken, bir anda roketleme yaparak, egzoz patlatarak şov yapanlar peydah oldu! Bunların çoğunun plakaları da ya ortadan bükülü, ya da seyir anında görünmeyecek şekilde zula yere monte edilmiş vaziyette!

          Bunları yapan magandalara ceza uygulamak ta güçleşiyor. Zaten motorun sesini duyman ile geçtiği yeri belirlemek mümkün olmuyor! Tabii ki bunu söylerken hiç kimsenin varlığına veya keyfine müdahale gibi bir densizlik söz konusu değildir.

          Ancak ne var ki demokrasi denen şey, yekdiğerinin hürriyetiyle sınırlı olduğuna göre, hiçbir kimse de bir başkasının hak ve hürriyetine müdahale hakkına sahip değildir! Yani şahsi keyfi veya egosunu tatmin uğrunda, hiç kimseyi rahatsız etmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla varlığının veya keyfinin istediği şekilde hareket edemez!

          İdrak ettiğimiz Mübarek Kurban Bayramı’ nın resmi tatili sürecinde geçen sekiz – on günün trafik kaza (pardon katliamın) bilançosu önümüzdeki günlerde kısmen netlik kazanır. Kısmet olur ise o felaket istatistiğini de bir gün kaleme alırız inşallah.

          Bu vesileyle tüm okuyucularımızın geçmiş bayramını kutlar, saygılar sunarım.

*   *   *   *   *

* Terbiyeli bir insan ahlâksız olamaz. ‘’A. Hamit TARHAN’’

   * Ben terbiyeyi terbiyesizlerden öğrendim. ‘’Ebu âlâ Ma’ arri’’

      * Hangi adamın oğlu olursan ol, terbiye öğren.

        Bu güzellik seni, başka asalete muhtaç etmez. ‘’Hz. Ali’’


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  20 Kasım 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net