20 Kasım 2017 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
DEVREMÜLK ALDATMACASI - 2
16 Ekim 2015 Cuma Bu yazı 9417 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

          Geçen sene yazın 2014’ ün Ramazanı içinde, sahur sonrasına yönelik sabah biraz gecikmeli olarak işyerime gitmek için evden çıkmaya hazırlanıyordum, evin telefonu çaldı. Ahizeyi kaldırdım ve (- Buyrun!) dedim. Karşıdaki bayan sesi; (- Kiminle görüşüyorum beyefendi?) diye sordu. Bende bunun üzerine; (- Siz kimi arıyorsunuz hanım efendi?) diye sordum. Telefondaki bayan başladı anlatmaya;

- Beyefendi, ‘’Doğan ……… Ş ……… Grubu’’ ndan arıyoruz. Bir anket çalışması yapıyoruz. Sorularımıza vereceğiniz cevaplar doğrultusunda 200 kişilik kur’ a çekilişine iştirak edeceksiniz. Çekilişte eğer kazanırsanız, şirketimizin yurdun değişik yerlerindeki tesislerinden herhangi birisinde hiçbir ücret ödemeden 4 gece 5 gündüz misafirimiz olacaksınız. Anketimize iştirak edip sorularımızı cevaplamak ister misiniz?

- Soracağınız soruların durumuna bağlı hanımefendi dedim.

          Bunun üzerine başladı klasik basmakalıp sorular sormaya: (- Adınız – Soyadınız, Yaşınız, tahsiliniz, GSM numaranız, ne iş yapıyorsunuz, herhangi bir rahatsızlığınız – hastalığınız var mı, tatil yapabiliyor musunuz, kaplıca tedavisini biliyor musunuz, kaplıcaya gitmek ister misiniz?) türünden sorular.

          Tabii ne sorulduysa hepsinin de cevabını verdim. Teşekkür edilerek çekiliş sonunda inşallah kazanıp, misafirleri olmam temennisiyle telefonu kapattık. Ben de işyerime gittim.

          Bu görüşmeden sanırım üç – dört gün sonra öğle üzeri işyerimde idim. Cep telefonum çaldı. Baktım, bilmediğim bir GSM numarası arıyor, cevap vermeden kapattım. Kısa bir süre sonra telefonum tekrar çaldı. Baktım, demin arayan aynı numara ısrarla çaldırıyor. Bu defa açtım telefonu; (- Efendim?) dedim. Karşıdan bir erkek sesi; (- Oktay Bey’ le mi görüşüyorum?) diye sorunca ben de; (- Kim arıyor beyefendi?) diye sordum.

          Bunun üzerine beyefendi direkt olarak; (- Oktay Bey, Doğan ……… Ş……. Grubundan arıyoruz. İştirak etmiş olduğunuz anketimizin 200 kişilik çekilişi sonucunda, şirketimizden ücretsiz seyahat çeki kazandınız. Hafta sonu cumartesi veya Pazar günü servis aracımızla sizi ve eşinizi Cumhuriyet Meydanından alıp, tekrar aynı yere bırakmak üzere, Ayaş’ ı geçince ‘’ H… T….. Tesisleri’’ nde misafir etmek ve orada kazandığınız ücretsiz seyahat çekinizi takdim etmek üzere hazırlıklı olmanızı bildirmek amacıyla arıyoruz. Seyahatle ilgili olarak 4 gece ve 5 gündüz için kullanacağınız şahsi eşyalarınızla birlikte geleceksiniz. Geldiğiniz zaman burada tercih ederek gideceğiniz yer ile birlikte seyahat çekinizi de alacaksınız. GSM numaranızı servis şoförümüze bildireceğiz. O sizinle irtibat kuracak ve hareketi görüşecektir dedi.

          Aslında bu şekildeki ücretsiz kaplıca seyahatiyle ilgili olarak, Haymana seyahatinden bu tarafa üç – dört senedir birkaç ayda bir ama ev ama cep telefonumdan arayanlar oluyordu. Fakat ben her defasında (- Neyin karşılığı bedava götüreceksiniz, böyle bir şeyi kabul etmiyorum.) deyip telefonu kapatıyordum. Bu defaki aranış farklı olunca deneyelim dedik.

          Belirlediğimiz şekilde servis aracıyla irtibat kurduk, şirketin tesislerine ulaştık. Engebeli bir arazinin (muhtemelen hazineden bir şekilde alınmış olsa gerek) tepeye doğru bir bölümünde bir kısmı inşa edilerek hizmete sunulmuş, yan taraflarında bir takım yerlerde de karkası bitmiş, bazılarının dış duvar örmeleri devam eden inşaatların olduğu bir alan. En merkezi konumdaki yerde de barakadan bir yemekhane ve toplantı salonu.

          Yurdun çeşitli yerlerinden bizim gibi toplanılarak getirilen vatandaşlar, partiler halinde bu salona dolduruluyor. Şirketin Pazarlama yetkilisi tarafından, sine vizyonlu – nutuklu çok güzel bir şov ile tanıtım yapılıyor. Sonra salondan çıkanlar, gelirken kendileriyle birebir ilgilenen ve başka birileriyle de irtibat kurmalarına meydan vermeyen hostesleri ile birlikte başka bir salona alınıyor.

          Toplantı salonundaki şatafatlı sunumdan çıkar çıkmaz bizim çocukları aradım. Şirketin adını ve kurucusunu internet üzerinden araştırıp bana acilen bildirmelerini istedim. Zira salondaki sunumdan sonra istikamet sözleşme görüşmesi! Oraya gitmeden bana bilgi gelmesi lazım!

          Beş dakika geçmemişti ki telefonum çaldı. Oğlum; (- Baba sakın hiçbir şey yapmıyorsun! Eğer mümkünse hemen oradan ayrılıyorsunuz. Zira bir şekilde boş bulunup her hangi bir şeyi imzalar veyahut ta farkına varmadan karambola gelip bir taahhütte bulunursan eğer, ilerde çok başımız ağrır. Adamların aleyhindeki maillerin hatti hesabı yok. Tek – tük birkaç memnuniyet mesajı dışında, intizarlar – beddualar – küfürler gırla gidiyor. Aman ha dikkatli ol!)

          Canı yanan eşek at’ tan hızlı gidermiş derler. Bizim gibi niceleri demek ki bu şekilde gelip, salondaki o şatafatlı sunumlardan sonra, nasıl tatlı dil – güler yüzlerle tezgâha getirilip sözleşme imzalayıp ta taahhüt altına girdiler, devam eden süreçte de neler yaşadılar ki, ağza alınmayacak sözlerle doludizgin saydırmışlar. Benim açımdan mesele anlaşılmıştı.

          Görüşmenin yapılacağı salona doğru ilerlerken, ben de nasıl bir tavır takınacağımı, bu tezgâhtan zararsız şekilde sıyrılmanın formüllerini düşünmeye başladım. Çünkü gelen bilgiler hiçte hoşa gidecek cinsten değildi. Gerçi dört – beş sene önce de Haymanada buna benzer bir durum zuhur etmişti. Ama bu defaki tezgâh farklıydı. Onun için temkinli ve uyanık davranmak lazımdı.           

          Görüşme salonunda müstakil masalarda her hostes, kendi birebir ilgilendiği götürdüğü aile (müşteri) ye, şirketin ‘’Devre mülk’’ satışıyla ilgili, altı fotokopili üzeri asetatlı bir dosya ile test soruları yönelterek ailenin görüş ve tercihlerini not alıyorlar. Arada bir de diğer yan taraftan davul – zurna ekibinin sesi geliyordu. Bu nedir diye sorunca, bir müşterinin daha ‘’Devre mülk’’ aldığının müjdesi ilan ediliyor diyorlar! Dolayısıyla bir şekilde iştirakçi vatandaşı motive ederek gaza getiriyorlardı.

          Bizimle ilgilenen hostes delikanlıya; (- Bak oğlum, ben daha önce böyle bir işle ilgili olarak Haymana’ ya gittim. Şimdi sizin buraya böyle bir ‘’Devre mülk’’ almak amacıyla gelmedim. Beni telefonla aradıklarında şöyle şöyle dediler. Arkasından da arayıp ücretsiz tatil çeki kazandınız dediler. Şimdi bu ne perhiz, ne lahana turşusu. Buradan çekimizi alıp, tercih edeceğimiz tesisiniz nerede ise oraya gideceğiz diye valizimizle geldik. Siz ‘’Devre mülk’’ satmaya kalkıyorsunuz.

          Bu durumda bir yanlış anlama var diyen delikanlı, şefleri ile görüşmek üzere yanımızdan gitti. Bir müddet sonra yanında bir başka delikanlı ile döndü. Gelen genç bana; (- Bey amca sizin yanlış anlamış olmanız lazım. Biz önce burada ‘’Devre mülk’’ satışı yapıyoruz, sonra da gelen müşterinin tercihine göre, şirketin Ege ve Akdeniz Bölgesindeki tesislerinden birisi için seyahat çekini veriyoruz. Siz ‘’Devre mülk’’ ü aldıktan sonra, tatil takviminde belirtilen tarihlerden tercih edeceğiniz birisi için, altı ay süresi geçerli rezervasyon yaptıracaksınız. O yerdeki tesisimizin konaklama ve banyosu ücretsiz olup, oraya gidiş – dönüş – yemek – içmek bedeli size ait olmak üzere bir kampanyadır bu çekiliş! )

          Bana bak oğlum! Ben ne geri zekâlı birisiyim ve ne de aptalım. Seni bilmem ama ben Yüksek tahsil sahibi, geçmişte de senin gibi onlarcasını çalıştırmış bir işletme sahibiyim. Şimdi burada böyle görmekle, sen zannediyor musunki mağdur ve muhtaç olarak buraya geldik! Sizin şirket olarak ya birbirinizden haberiniz yok yahut ta böyle bir oyunla vatandaşı tezgâha getirip satış yapıyorsunuz! Zira bu davullu zurnalı işleri ben pek haz etmedim zaten.

          Madem geldik gelmeye, ben daha önce de böyle bir tezgâha geldim ama neyse. Bana şu ‘’Devre mülk’’ işinizle ilgili bir bilgi verin bakalım. Belki o konuda anlaşırız sizinle. Zira Kırıkkale ile bura arası 45 dakika bilemedin bir saatlik bir yer. Şöyle en ekonomik şekilde bir yer edinecek ve yılda bir hafta – on gün gelecek olsak bize neye mâl olur bu iş, bana uygun ve makûl bir fiyat çıkarın bakalım dedim. En ekonomik dönemin kış sezonu olduğunu, aralık – ocak ayına yönelik bir artı bir konutun bir haftalık ‘’Devre mülk’’ ü için nakit – peşin ıskontolu bedelinin on dokuz milyar küsura tekabül ettiğini, şayet vadeli olur ise, o takdirde de vadesine göre bu rakamın daha artacağını söylediler!

          Belirtilen bu yer ve rakam, iki artı – üç artı – vs. ve yaz – tatil sezonuna yönelik nakit peşin olarak otuz beş – kırk milyar lardan başlıyor ve başını alıp gidiyor. Hele birde ödemesine kredi – vade girdimi işin içine, yandı gülüm keten helva gayrı.

          İşin sonuna gelmiştik artık. Benim buradaki durumla ilgili tavrımın gayet olumsuz ve net bir şekilde belli olmasına rağmen, son olarak benden, arayıp irtibat kurabilecekleri birkaç tanıdığım veya arkadaşımın isim ve telefon numaralarını istediler!

          Düşünebiliyor musunuz bu kadar akka tukkalı işten ben yakamı zor sıyıracağım. Ondan sonra da tutacağım bir veya birkaç tanıdığımın – arkadaşımın – ahbabımın başını belaya sokacağım. Bu kadarına ancak pes doğrusu denir. Adamlar iyice kaşarlanmışlar.    

          Telefonda başka götürdükleri sahada başka şekilde bilgi ve davranışlarla, çeşitli göz boyama taktik ve metotlarıyla ağlarına düşürdüklerinin ocağına incir ağacını dikiyorlar vesselam.

          Tecrübe; insanın hayattan yediği kazıkların bileşkesidir. Yahut ta tecrübe; hatalar ve yanlışlar sonucu elde edilen bilgidir.

          Dört – beş sene önce başımdan geçen bir olayın ışığı altında ve bizim çocukların internet marifetiyle sağladıkları istihbaratın sayesinde, bu defa kaleden döndük. Ama elin oğlunun kafası sürekli bu tür fırıldakçılığa yönelik çalışıyor olunca, bu tür tezgâhlarında sonu gelmek bilmiyor hâsılı vesselam.  ‘’ D E V A M I   V A R. ‘’

* * *

N O T: Yıllar önce bir okuyucu dostum tarafından kaleme alınmak suretiyle bana hatıra olarak verilen, kaynağı hakkında bilgi sahibi olmadığım bu tavsiyeler, okuyucu dostlarıma bir şeyler verebilirse, kendimi bahtiyar sayarım.    * Bilgi ile sır arasındaki farka dikkat et. Sırrını kendine sakla.

  *  Başkalarının sırlarını da öğrenmemeye çalış.

     *  Dostunun dostu sır saklamayabilir. Bildiğin sırlar da başına dert olur.

        *  Bir başkası hakkında konuşma. Mutlaka konuşman gerekiyorsa,                        

            iyi yanlarını konuş.

           *  Doğru konuş. Daha da önemlisi, hep doğru olanı yap.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
hazangülü..  -  16-10-2015 - 20:52
Adamlar işi biliyorlar.. Her gidip gelenden aynıdüşünceleri duydum. Birkaç defa benide aradılar işlerim dolayısıyla gidemedim. Şıu anda sizin yazınızı okuduktan sonra bu türden yerlere gitmemeyi düşünüyorum. Bizleri aydınlatan yazılarınızdan dolayı size teşekkür ediyorum.. Buda bir soygun birilerinin bu haksız kazanç sağlayan şebekelere dur demesi lazım değil mi? Maalesef her geçen gün mağdurlar artıyor. Adamlar işin hukuki boyutundaki boşluklardan yararlanıyorlar.. Ama iyi ile kötüyü birbirinden ayırmak lazım. İnsanımızın bir kağıda imza atmadan önce sorup soruşturması lazım. Bitmemiş maket tesislere itibar etmemeli ve mutlaka gidip inceleyip oradakilerden soruşturup sonra almak lazım.. Bir sene git kal ,oradan devre alanlarla konuş sonra al değil mi.. Çok istiyorum ama bu tür şikayetleri duyduğum için kararsızlık yaşıyorum. Alıncada kolayca devredilmiyormuş ve aidatlar ilerde artıyormuş,mobilya ve bakım masrafları talep ediliyormuş,babadan evlada devredilmeyen devremülk sistemleride varmış. 15 günden az süreli olanlar devremülk kabul edilmiyormuş tapuda diye duydum.. Sahibinden com da 10 yılllık diye satılık ilanlarıda gördüm ondan bu kadar ucuza vermek istiyorlar yargısına vardım.. En güzeli her yıl gidip başka başka yerlerde tatil yapmak.. Parası çok olanda aramaz zaten.. Ne demişler bizden sizden uyarması,kendi düşen ağlamaz.. Çok güzel oturmuş SPA lar var Ayaşta,Haymanada,Kızılcahamamda gidip bakıp araştırmak lazım.. Herşeyin birde bedeli var elbette.. Kimse kimseye bedava hizmet vermez.. Burada kötü olan başlanılan iyi niyetli işlerin yarım bırakılması ve insanların aldatılması ortada bırakılması.. Uyarılarınız için teşekkür ederim..
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  20 Kasım 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net