21 Kasım 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
DEVREMÜLK ALDATMACASI - 3
21 Ekim 2015 Çarşamba Bu yazı 10016 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

          Sabah kalktım kahvaltımı yapmak üzere masaya yeni oturmuştum ki cep telefonum çaldı. Baktım yine bilmediğim kaydı olmayan bir numara. Hayırdır inşallah sabah sabah dedim ve açtım telefonu;

- Buyrun kimi aradınız? diye sordum.

          Karşıdaki erkek sesi; (- Oktay Bey’ le görüşmek istemiştik!) dedi.

          Bunun üzerine ben de; (- Oktay Bey’ i ne konuda aramıştınız?) diye sordum.

          Karşıdaki; (- Kültür ve Turizm Bakanlığından arıyoruz. Tatil konusunda bir anket çalışması yapıyoruz. Vaktiniz müsaitse bir kaç dakikanızı bize ayırabilir misiniz? Tatil ile ilgili size sekiz – on sorumuz olacak ) diye gayet kibar bir şekilde hitap edilince ve bakanlık adına resmi bir anket çalışması olduğunu düşünerek;

- Buyrun ben Oktay dedim.

          Bunun üzerine beyefendi başladı soruları yöneltmeye. Ve bende başladım yine cevap vermeye:

- Oktay Bey yaşınızı öğrenebilir miyiz?

- Tahsilinizi öğrenebilir miyim?

- Halen çalışıyor musunuz?

- Yılda kaç kez tatil yapıyorsunuz?

- Tatil yapmayı düşünüyor musunuz?

- Eşiniz çalışıyor mu?

- Kaç çocuğunuz var?

- Çocuklarınız tatil yapıyorlar mı?

- Herhangi bir hastalığınız yahut rahatsızlığınız var mı?

          Bu soruya kadar konuşmamız gayet normal bir anket görüşmesinde geçmişken, bu son soruda verdiğim cevaba karşılık; (- Kaplıcaya gittiniz ve fizik tedavi gördünüz mü?) deyince, benim jeton düştü. Anladım ki biz yine bir tezgâhla karşı karşıyayız.

- Bakın beyefendi, siz bana Kültür ve Turizm Bakanlığından arıyoruz ve tatil ile ilgili bir anket yapıyoruz dediniz. Benim fiziki rahatsızlığım ve kaplıca tedavimle ne ilginiz var? deyince de,

- Oktay Bey, bakanlıkla anlaşmalı çalışan bir firmayız biz. Bu anketi bakanlık adına yapıyoruz.

- Tekrar ediyorum, siz bakanlık adına dediniz, firma adına demediniz bana. Dolayısıyla hangi firma adına bu çalışmayı yaptığınızı sorabilir miyim?

- Doğan …….. Ş…….. Grubu adına, H .….. T……. Tesisleri için yapıyoruz!

- Güzel, yani siz aslında kaplıca hizmeti veren bir firmasınız değil mi?

- Evet Oktay Bey, öyle de denebilir. Aynı zamanda ‘’Devre mülk’’ pazarlaması da mevcut.

- Sizin bu tesisleriniz Ayaş’ ı geçince değil mi?

- Oktay Bey, siz bizim firmayı da kaplıca tesislerini de biliyor musunuz?

- Bak oğlum, ben sizin firmanızı da, kaplıcanızı da, sizin patronunuzu da tanıyorum. Çok değil daha beş – altı ay önce, yine sizin firmanızdan başka bir bayan eleman arayıp, aynı senin gibi bir anket çalışması ve kura çekilişi yapıyoruz ayağıyla tezgâha getirmişti. Arkasından üç – dört gün sonra da, başka birisi arayıp; (- Tebrik ederiz, çekilişte ücretsiz seyahat çeki kazandınız.) diyerek, H …… T……. Tesislerine gitmiştim. Senin anlayacağın ben bu tezgâha daha önce düştüm.

          (Şimdi ben sana soracağım delikanlı. Sen nasıl bir firmada çalışıyor olduğunu biliyor mu sun? Sana göre şu yapıyor olduğunu sandığın sözüm ona görevinin karşılığında, karşındaki nice insanların kanına giriyor, vebalini alıyorsun. Bunun karşılığında da güya hak ederek kazandığını zannettiğin o aldığın paranın helâl olduğunu mu sanıyorsun. Sen her şeyden önce o ekmek yediğin yeri bir araştır evvela. İnternet sitenizi incelersen eğer, orada nicelerinin ahını, feryadını, yorumlarını görür ve okursun. İşte o zaman benim ne demek istediğimi daha iyi anlarsın) dedim.

          Burada şu konuyu bilhassa vurgulamak istiyorum. Günümüzde kim nereden neyi vururum, nereden neyi götürürüm, kimi nasıl kandırıp kazıklarım hesabıyla planlar yapıp projeler üretiyor. Hâl böyle olunca da, iyi niyetli ve halisane düşünce sahiplerinin kandırılması ve aldatılmasının da sonu gelmiyor. Üç bölüm halinde yazdığım ve bizzat kendi yaşadıklarım, bütün tecrübelerime rağmen maalesef ortada. Cenabı Allah hakkımızda hayırlısını verir inşallah.   

                                                                                           ‘’ Y A Z I   D İ Z İ S İ N İ N   S O N U ‘’  

* * * * *

       * (Biri sizi bir defa aldatırsa suç onundur.

            İkinci defa aldanırsanız bilin ki suç sizindir. ‘’Sarah Bernhardt’’)

           *  (Farkına varmadan başkalarını aldatmak ne kadar güçse,

                farkına varmadan kendini aldatmak o kadar kolaydır.

              *  Kurnazlıkların en incesi bize kurulan tuzaklara düşer gibi görünmeyi            

                  iyi bilmektir. ‘’François de La Rochefoucauld’’)                     

                                                         Ekim. 2015 -            - KIRLANGIÇOĞLU Oktay.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Kasım 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net