21 Kasım 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
BİR TANITIM ve TEŞEKKÜR
02 Kasım 2015 Pazartesi Bu yazı 13033 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yaklaşık kırk yılı aşkın süredir çektiğim, devam eden zaman içerisinde de bunlara ilave olan birtakım fizikî beden rahatsızlıklarım mevcut. Bunların tedavisine yönelik yıllar içerisinde yapmış olduğum müracaatlarımın hemen tamamı sonuçsuz kaldı.

          Bunların bir kısmı mevcut tedavi yöntemlerinin yetersizliğinden, bir kısmı ise zamanı itibariyle çalışıyor olmam ve sonraki süreçte de emekli oluşum dolayısıyla ilgili yerlere erişemediğimden kaynaklandı.

          2004 te sevkli olarak gittiğim ‘’Kütahya Yoncalı Fizik Tedavi Merkezi’’ nde, rahatsızlığımla ilgili sağlık dosyası ve ‘’Ankara Dışkapı SSK Hastanesi’’ nin epikriz’ i olduğu halde, hiçbirisine bakılmadığı ve muayene dahi yapmadıklarını üzülerek hatırlıyorum!

          Geçen zaman içerisinde kronikleşen rahatsızlığım iki ay kadar önce nüksetti. Muayene ve EMAR sonucu acil tedavi önerisine çözümü ‘’Kırşehir AHİ EVRAN Üniversitesi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Hastanesi’’ nde bulabildim.

          Telefonla muayene randevusu sonunda sağlık dosyamı aldığım gibi Kırşehir’ in yolunu tuttum. İlgili bölümün hocası muhterem hanımefendi Yrd. Doç. Dr. Emine Eda KURT KARA muayene ve inceleme sonunda, yatarak tedavi kararı verdi. Yataklı tedavinin yoğunluğuna yönelik bir aylık bekleme sonucu, sıra geldiği bildirilince gelip yattım hastaneye.

          Burası daha önce Kırşehir ve havalisinde ‘’TERME KAPLICA OTELİ’’ olarak bilinen yer. Kuruluşu itibariyle ‘’Valilik İl Özel İdare‘’ ye ait olup, ihaleyle müstecirlere işletmesi kiralanarak çalıştırılmaktaymış.

          13. 07. 2000’ de Hacettepe Üniversitesi’ ne bağlı olarak kurulan ‘’Kırşehir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksek Okulu’’, 2006’ da ‘’AHİ EVRAN Üniversitesi’’ nin kurulmasıyla, Hacettepe den ayrılarak buraya dâhil edilmiş.   

          2008 yılında dünya standartlarında fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetlerinin burada verile bilmesi için, Valilik ile Rektörlük arasındaki protokolle ve 15 yıllık süreli tahsisle ‘’Terme Otel ve Kaplıca’’ sı, AHİ EVRAN Üniversitesi’ nin sağlık ve eğitim merkezi şekline dönüşmüş.

          Binanın içerisinde ayrıca ‘’Fizik Tedavi Rehabilitasyon (FTR) Yüksek Okulu’’ Müdürlüğü ve idaresi de bulunuyor. Fakat hastane ile okul idaresi birbirinden ayrı çalışıyor.

          2008 - 2009’ da Eğitim Öğretime başlayan okul, bugün itibariyle mezun verdiği öğrencilerin tamamının (% 100) ünün özel eğitim, rehabilitasyon merkezleri ve kamuda istihdam imkanı bulmuş olmalarının gururunu taşıyor.

          Yüksekokul ile Kamu Hastaneleri Birliği arasında 02. 08. 2011’ de yapılan protokole bağlı olarak, FTR Merkezinde hasta takibi yapılmaya, ayaktan ve yataklı tedaviye başlanmış.

          Bu surette Yüksekokul öğrencilerinin hasta ile pratik uygulama ve klinik becerileri geliştirme imkânı sağlanıyor. Ortopedik ve Sporcu Sağlığı – Nörolojik – Pediatrik (Çocuk) – Omurga Sağlığı ve Balneoterapi (Kaplıca) Rehabilitasyonları ünitelerinde staj çalışmaları ve bilimsel araştırmalar da yapılmakta olduğu belirtiliyor.

          Hastanedeki tedavi uygulaması, Üniversiteye bağlı ve vardiyalı olarak değişen sağlık personeli tarafından yapılıyor. Bu uygulamaya Fizik Tedavi ihtisası yapan Tıp Doktorları, bire bir hastalarla ilgilenmek suretiyle iştirak ediyorlar.

          Benim tedavimle ilgilenenlerin başında Prof. Dr. Hatice Rana ERDEM, Prof. Dr. Figen TUNCAY, Yrd. Doç. Dr. Fatmanur Aybala KOÇAK, FTR. Uz. Dr. Senem ŞAŞ bulunuyor. Bu dönemde FTR ihtisası yapan doktorlardan Dr. Cihan KOÇ ve Asistan Arkadaş Gurubu çalışmaları yürütüyor. Fizyoterapi Teknikeri Eyüp ŞAHİN, Yardımcı Sağlık Personeli olarak ta Sorumlu Hemşire Zeynep KARADURMUŞ başta olmak üzere, diğer tüm Vardiya Hemşireleri, Sağlık Memuru Yusuf GÜRBÜZ, Stajyer FTR Elif KIRATLI ve genç arkadaşlarının tamamı benim rahatsızlığımla fevkalade ilgili davrandılar.                      

          Kırşehir’ e tedaviye gelip ve iki hafta da kalıp, hafta sonu tatilinde şehrin üç – beş belli başlı noktalarını da gezip görmeden dönülmezdi. Tanıtımla ilgili olarak ayrıntılara girmeyeceğim. Zira o takdirde her birisi için yazı dizisi hazırlamak gerekir. Ceddimizin vaktiyle neleri gerçekleştirmiş olduğu ve fakat günümüzde unutulduğu veya unutturulduğu o başarıları, kısmet olursa ilerde ayrı bir yazıda sunarım. O nedenle bu tanıtımı şimdi kısa başlıklarla arz edeceğim.

          Önce ‘’AHİ EVRAN - I VELİ HAZRETLERİ (Şeyh Nasırettin Mahmut el Hoyi / 1171 – 12 Nisan 1261)’’ nin türbe ve camiinden başladım. Türk ve İslam âleminin esnaf ve ahlak abidesi olan şahsiyetin camisinde öğle namazı kılmak nasip oldu.

          Şehir merkezindeki meydana yeni yapılmış olan ‘’Yeraltı Çarşısı’’, tarihî Kırşehir’ e ayrı bir modern tarz getirmiş. Hemen yanı başında bulunan ‘’CACABEY CAMİİ’’ nde ikindiyi ifa edip, ilk ‘’Gökbilim Medresesi’’ ni kuran, zamanın Kırşehir Emiri Nurettin Cibril Bin Cacabey (1240 – 1301) ruhuna bir Fatiha okuyup buradan ayrıldım.  

          Güzergâh olarak Kırşehir’ den geçen her yolculuğumda, önünden duasını okumadan geçmediğim ‘’ÂŞIK PAŞA’ nın (1272 – 1333) TÜRBESİ’’ ne gittim. Yıllar yılı adeta virane bir durumda olan o çevre, çok fevkalade bir dizayn uygulamasıyla ziyaretçilere sunulmuş. Buradaki ziyaretimi de tamamlayıp haftaya da başka yerleri gezip tanıtmak üzere hastanenin yolunu tuttum.

          Ertesi hafta yine hafta sonu tatilinden istifade bu defa da öğle yemeğini yemek üzere, Kırşehir Belediyesi tarafından eski bir Kırşehir evi, restorasyonu yapılarak işletilmek üzere halkın hizmetine sunulan ‘’Ağalar Konağı Restoran & Cafe’’ ye gittim. Anadolu yemek kültürünün Kırşehir’ e özgü damak tadına hitap eden o muhteşem ev yemeklerini, tarife kelimeler yetersiz kalır. Hele ev baklavası, tam da dillere destan lezzette.

          Öğle yemeğinin üstüne kahvesini içmek üzere, yine Belediye tarafından restore edilerek halkın kullanımına açılan ve işletilen ‘’HILLI Cafe & Restoran’’ a çıktım. Zamanında bataklık şeklinde olduğu ifade edilen yer, yapay göl olarak çok güzel bir şekilde tanzim edilip, adeta şehir merkezinde bir mesire yeri şekline getirilmiş.

          Kırşehir de olup ta son dönemin büyük halk ozanı Bozkırın Tezenesi ‘’GARİP’’ Neşet ERTAŞ’ ın (1938 – 25. 09. 2012) ve babası Bozlağın Ustası Muharrem ERTAŞ’ ın (1913 – 03. 12. 1984) mezarlarını da ziyaret ederek birer Fatiha okunmadan geçilmezdi! 

          Bağbaşı mezarlığından aşağı doğru, şehrin ortasından geçen ‘’Kılıçözü Deresi’’ kenarına yapılan ‘’Kent park’’ ına indim. Burasını da gayet modern tarzda ve çeşitli spor aktivitelerine yönelik malzemelerle tesis etmişler. Yakın zamana kadar o dere boyu civarı, bir uçtan öbür uca mezbelelik iken, yapılan peyzaj çalışmasıyla ihya edilmesi sonucu olmuş bir sayfiye yeri. Belediye Gençlik Merkezi, Nikâh Salonu, gezinti ve yürüyüş yolları ile adeta bir Avrupa şehri görünümü sağlanmış. Halka hizmeti gerçek şekilde yapan kim olursa olsun Allah razı olsun.

          Meydandaki Yeraltı Çarşısının üstüne, işletmesi Belediye’ ye ait olan ‘’Çay Salonu’’ olarak hizmet veren bahçede, tavşankanı gibi çayın keyfine diyecek yoktu. Buradaki ikindi çayından sonra dönüş yine tabiî ki hastaneye.    

          Tedavimin devamı süresince sağlık bakımından fevkalade hizmetlerini aldığım, yukarıda isimlerini zikrettiğim Hoca ve Fizyoterapist kadrosunun tamamına minnet ve şükranlarımı arz etmeyi bir borç bilirim.

          Bu arada bir maruzatı da açıklamadan geçemeyeceğim:

          İnternetten günlük mahalli ve ulusal olayları takip ettiğimden dolayı, buraya gelirken ilgili mekânda Wi - fi sistem internet olacağı düşüncesiyle, şahsi Türkcell Wınn’ ımı almamıştım. Zira gittiğim yer dağ başı değildi! Ama gel gör ki iki haftayı aşkın süre, gerek Kırıkkale ve gerekse dünya gündeminden, okuyucularımın e - maillerinden uzak kaldım. Nasıl mı?

          Hastanede hastaların internet kullanımına izin yok! Yaptığım müracaatta yasak olduğu cevabı verildi!  Kendimi tanıtıp günlük haber akışı, bilgi alış – verişinde bulunmam gerektiğini bildirmeme rağmen, bunu temin mümkün olamadı.

          Dağ başındaki kıytırık bir işletmede dahi internet imkânı müşterilerin hizmetine sunulurken, dünya standartlarında hizmet vermek üzere yola çıkmış olan böyle bir tesisin, bu çağda böyle bir olumsuzluğa sebebiyet vermesini de garipsedim doğrusu!

          ÇOK ÖNEMLİ BİR NOT: Yazımda hastaneye yönelik memnuniyette, şahsi rahatsızlığımın veya şansımın rol oynaması söz konusu olabilir. Zira her şey öyle güllük – gülistanlık değildir. Çünkü üç – beş ay randevu bekleyen hastaların olduğu bir tedavi merkezi konumunda olan bir yer burası! Ayrıca Fizyoterapist ve Sağlık Teknikeri konusunda yeterli sayıda personel olmadığı için, günlük mahdut sayıda yataklı veya ayaktan tedavi yapılabilmektedir. Dolayısıyla yeterli eleman sıkıntısı söz konusudur. Bu itibarla da okuyucularımızdan veya çevrelerinden konuyla ilgili olup ta iş arayanlar varsa şayet, haberdar olmalarını bildirmek benim için bir vebâldir.

          Saygılarımla. 31. Ekim. 2015 - Cumartesi / 20. 30 (K. Kale) – KIRLANGIÇOĞLU OKTAY.       

*   *   *   *   *

* (Beni TÜRK Hekimlerine emanet edin! ‘’Atatürk’’)

  * (Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

      Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi! ‘’Kanunî Sultan Süleyman’’)

     * (Sağlığın ve dostların en büyük servetindir. ‘’Anonim‘’)    

        * (Taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun. ‘’Anonim’’

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Ali Dursun  -  02-11-2015 - 19:34
Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi! Her şeyin başı sağlık ve sağlıkla ilgili yazınız güzel bir yazı olarak okudum.Rahatsız ve hasta olduğumuzda hatırlıyoruz.Sağlımızı.Herkesin şu parti şunu yapsaydı şöyle olurdu bu parti bunu yapsa böyle olurdu yazılarına inat siyaset yazısından başka birseylerinde yazılacağını göstermişsiniz.Elinize sağlık.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Kasım 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net