07 Ağustos 2020 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
Sizlerin Hakları Yenmez Yedirilmez
MHP'de  Kongre Zamanı
MHP'de Kongre Zamanı
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Ataseven'den Yerinde İnceleme
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
Trafoda Çıkan Yangın Söndürüldü
  YAZARLARIMIZ
BU İŞTE BİR TUHAFLIK VAR
11 Aralık 2015 Cuma Bu yazı 18549 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

       Geçti Eylül gitti Eylül!

       Sonbaharda sarı sarı yapraklar yollara dökülmüyor artık,

       Kimseler Eylülde gel demiyor,

       Büyük aşklar sonlandırılmıyor, büyük ve trajik ayrılıklar yaşanmıyor,

      Bu işte bir tuhaflık var !

      Güneşler eskisi gibi ısıtmıyor,

      Yazları kurak ve sıcak, baharlarda nisan yağmuru sicim gibi yağmıyor,

       Şehirlerde metropol yalnızlığı çekiliyor, kimse haber vermeden çat kapı gelmiyor,

       Yağan yağmura inat kimse ıslanmıyor, esen rüzgara inat kimse üşümüyor dağ başında,

       Korkunç bir aymazlık  var, şehirler insan çöplüğüne döndü!

      Yaşanacak yer için Mars’ta arayışlar başladı; birilerinin Tanrı’sına komşu olmak için,

       Değerimiz ve değersizliğimiz tükettiğimiz şeylere endekslendi,

       Çarığı bıraktık Şalvarı bıraktık kravat bağlamayı öğrendik,

        Mahallenin delisi yok artık, sokaklar delirenlerin sel gibi aktığı yer haline geldi,

        Bu işte bir tuhaflık var !

        Niçinler yok artık! Nasıllar çoktan lügat’lardan çıkarıldı,

        Koşarcasına nefes almadan yaşanıyor hayat,

        Bir kuşatılmışlık yaşıyoruz ama farkında olmadan,

        Kuşlar terk ediyor  kentleri, kuzgunlar dağ başında artık,

       Yan yana yaşayıp akıllı telefonlardan mesajlar atıyoruz birbirimize,

        Bir ruh üşümesi, düş yalnızlığı, rüyasız sabahlara uyanıyoruz,

        İnsansal bir cinnet yaşıyoruz, aklın en muhteris çağında ,

        Ölümler ve öldürme biçimleri kutsanıyor yaşamaya inat edercesine,

        Sokak lambaları gece olduğunu aratmamak için voltajı yüksek ampüllerle donatılıyor,

       Orwel’in seksen dördü gibi, her taraf kamera olmasına rağmen katiller kol geziyor,

       Bu işte bir tuhaflık var !

    Tanrı şehirlerden kovulmaya çalışılıp, dağ başına sürgün edilmeye zorlanıyor!

     Kendi sürgününü tam çözemeyen insan, erkenden kemale ermek için ,

     Önce kavramların içeriğini değiştirip, sonra bilgeleri kovdu yaşadığı mekanlardan,

     Batılı insan çoktan öldürmüştü Tanrı’yı! katilliğin mahcubiyetini yaşamadan,

     Kardeş katili değil türedi evlat katilleri çoğaldı bu çağda,

     Çıldırının anaforunda trajik bir yaşama mahkum edildik soysuzlar güruhunca,

     Ne Godot’yu bekliyoruz, ne Mesih ne de Mehdi kurtarır bizi,

     Gelse İsa ya ciddiye alınmaz yada İsa’yı beklemek gelmesinden yeğdir deriz,

     Bu işte bir tuhaflık var !

     Yaşarken sefil bir hayata sürgün edilen büyük kafalar,

      Ölünce sömürmek için geride bıraktığı eserleri,

      Akıl hastahaneleri yada şehrin çöplüğüne terkedilen gerçek dâhiler,

      Açık artırmada, müzayedede satılan onların “paha biçilemez” eserleri değil bizim insanlığımız,

       Bu işte bir tuhaflık var !

       Modern hayat kararları başkalarının aldığı, tüketime endeksli,

       Bilmeden, sorgulamadan, mankurt’laştırılmış ve sürekli yorgun,

       Enformatik cehaleti gerçeklik gibi yaşamamızı,

       Kafa konforunu bozan şeylerden uzak durup,

       Sadece profosyönellerin iktidarı elinde tuttuğu, hayatımızı biçimlendirdiği,

       Sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi bile onların belirlediği,

      Artık ortak sevinçlerimiz yok, resmileştirildi herşey,

      Düzmece ve kurgulanmış bilgiler,

      Islah edilmiş ve zararsızlaştırılmış cellatların,

      Hiç okumadan çok konuşan uydurma kanaat önderlerinin,

      Biliyor olmanın ne kadar pahalı olduğunu,  öldürülüp intihar süsü verilenlerden anlaşılan,

      Yaşamak la İntihar arasında bir farkın kalmadığı ve Tanrı’ya hesabın yok sayıldığı,

    Rövanşsız bir dünyada yaşadığımıza inandırılmaya çalışılıyoruz,

     Artık dayanacak  gücümüz yok diyenlerin sesinin hala cılız çıktığı,

    Uzun çöpten kısa çöpün hakkını almak için öbür dünyayı beklediği,

    Çöpten yiyecek toplayan insanlar varken makul çoğunluğun  geceleri afakanlar basmadan, kanter içinde kalmadan uyuduğu,

      Paylaşmadan, ürettiğini, kazandığını isitifleyip caka satmanın bir aracı sayıldığı,

      Hepimizin ortak yaşam yeri olan Yeryüzünün mutlu azınlığın lehine kirletildiği,

     Hayvan ve deniz canlılarının soyunun kurutulduğu,

     Bitki türleri ve oksijen deposu ağaçların yerleşim yerleri için kesildiği,

     Kafa kesmenin, buğday sapı kesme kadar normalleştiği,

     Bütün bunlara sadece ve sadece uzaktan uzağa dikizcilik  yapıyor isek,

     Elimizden bir şey gelmez deyip birbirimize fısıldaşıyorsak,

      Çığlımızı kimseler duymuyor, ellerimizle ve ayaklarımızla boykot edemiyorsak,

       Bu işte bir tuhaflık var hemde çokkk tuhafff….

                                                                                                                      Şuayip BÜTÜN


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Halil Eşmebaşı
Erdal Geyikçi
Başar Özdemir
Ahmet Tarlabölen
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Ağustos 2020 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net