28 Temmuz 2017 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
973 Kişi Hakkında Soruşturma Açıldı
973 Kişi Hakkında Soruşturma Açıldı
Kırıkkale'de çaldılar Ankara'da yakalandılar
Kırıkkale'de çaldılar Ankara'da yakalandılar
Türk Askerine MPT-76 Sevkıyatı
Türk Askerine MPT-76 Sevkıyatı
Amatör sporlara destek bekliyoruz
Amatör sporlara destek bekliyoruz
  YAZARLARIMIZ
TÜRKLERE NE VERSEN YİYORLAR
17 Aralık 2015 Perşembe Bu yazı 6838 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yabancı bir hamburger zinciri sâhibinin, “Türklere ne versen yiyorlar.” dediğini duymuştum.  Yediğimiz gıdaların, içtiğimiz içeceklerin ve beslenme şeklimizin ruh sağlığımız üzerinde etkisinin olduğu çok eski tarihlerden beridir bilinen bir gerçektir. Beslenme alışkanlıklarına göre, tarih boyunca milletlerin ruh hali şekillenmiş,  ağırlıklı olarak pirinç tüketen Çinlilerin durgun, at eti yiyen Moğol ve Tatarların hareketli ve saldırgan, domuz eti ile beslenen Batılı toplumların ise kıskanma duygusundan yoksun olduğu iddia edilir.

Yani gerçekten de "ne yiyorsak O'yuz !" diyebiliriz.

Bu yüzden yediğimiz, içtiğimiz her şeye dikkat etmeliyiz ve seçici davranmalıyız. Çünkü ağzımıza koyduğumuz şey bizim bir parçamız olacak. Bize ya şifa verecek ya da zehir olacak. İnsanda ahlak ve karakterin oluşmasında da yediklerinin büyük etkisi vardır. Sonuçta yediklerimiz sadece bedenimizi beslemiyor. Ruhumuza ve karakterimize de bir şekilde etkisi oluyor. 


Yapılan bazı araştırmalar, aldığımız besinlerin beyin biyokimyasını etkileyerek kişiliğimizi de, içinde bulunduğumuz ruh halini de değiştirebildiği sonucuna varıldı. Yediklerimizde haram - helal ölçüsü de önemli kriterdir. Çünkü dinimizce haram olarak görülen besinlerin, yenildiğinde beden ve ruh sağlığımızı bozduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Buna karşın helal gıda ile beslenmek, beden ve ruh sağlığını koruyup geliştiriyor, bünyeyi besliyor, fayda veriyor. Ayrıca helal yiyen bir insan Allah'ın emrine uygun davranmanın olumlu etkisiyle moral buluyor.

Demek ki domuz ve katkıları hem hastalık boyutunda hem de ruhî ve manevî boyutta, mizaç ve davranış bozukluklarına yani karakter değişikliklerine de yol açmaktadır. Bir hocam öğrencilik yıllarımda şöyle bir tespitte bulunmuştu: “Domuz katkılı yiyecekler yiye yiye erkekler artık eşlerini kıskanmaz oldular! Habire yanlarında gezdirerek teşhir etmekteler ve de güzel bir hanıma sahip olmakla etraflarına hava atmaktalar!” O zamanlar buna gülüp geçmiştik… Aldırmamıştık… Fakat araştırdıkça bakıyorum da bizler domuz yemesek bile domuz katkılı gıdalarla kim bilir kaç tane domuz yemiş oluyoruz! Nitekim yapılan araştırmalarda şu kanıya varılmıştır: Doğulu ve Batılı bazı düşünür ve ilim adamları, beslenme ve gıda rejiminin insan bedeni ve karakteri üzerinde tesiri olduğunu söylemişlerdir. İçki yasağıyla birlikte düşünülünce domuz yasağının bu bakımından da önem taşıdığı şüphesizdir. Domuz eti ve içki tüketen toplum fertlerinde görülen şiddet ve taşkınlık eğilimiyle hiç et yemeyenlerde görülen sakin mizaca karşılık Müslümanların orta bir mizaç hali sergiledikleri söylenebilir.”

 

"Temiz olan şeylerden yiyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim."
(Mü'minun Suresi, 51.Ayet )
Bu ayet dikkatleri yediklerimize çeviriyor ve bu ayette yediğimiz gıdalarla davranışlarımız arasında bir bağ olduğu da anlaşılıyor.

Sevgili dostlar yediğimiz içtiğimiz her şeye dikkat etmeye çalışalım. Ülkeler arasında ki savaşlar şiddetini artırarak devam etmektedir. Artık eskilerde olduğu gibi cephe savaşları değil, bunların yerini kimyasal, biyolojik ve elektronik harp teknikleri almıştır. Toplumun çoğunun bu konulardan haberi olmasa da bu savaşlar şiddetini artırarak devam etmektedir. Tv lerden yapılan ahlaksız yayınlar karşısında çocuklarımızı tv ye bilgisayara esir etmeyelim. Eskiden çocuklar dışarda geç saatlere kadar oynayınca büyükler kızardı. Şimdi ki çocuklar tv ve bilgisayar başında vakit geçiriyor. Aile zannediyor ki çocuğum evde güvende, asıl tehlike tv ve internette. Aslında birbiri ile bağlantılı bir çok konudan bahsetmek istiyorum ama uzun uzun yazıp sizleri de sıkmak istemiyorum.

Yazıma son verirken bu köşede siyaset, din ve yaşantımız hakkında çeşitli yazılar göreceksiniz. Bunları yazarken İbrahim peygamberin atılacağı ateşe su çeken karınca misali, belki bir çok şeyi değiştirmeye gücüm yetmeyecek ama en azından safım belli olsun düşüncesi ile kaleme alıyorum.  Hiçbir derneğe, vakıfa, cemaat yapılanmasına ve hiçbir siyasi partiye üye değilim. Tabi ki bir siyasi düşüncem var ama şuan bütün siyasi partilere eşit mesafedeyim. Liseli yıllarda beraber yola çıktığımız ve Kırıkkale halkının da çok yakından tanıdığı arkadaşlarımı izlemekle yetiniyorum şuan. Bu köşede okuyacağınız makalelerin tek amacı doğru olduğuna inandığım meseleleri Allah rızası için sizlerle paylaşmak.

"Olmayacak duaya âmin denmez" diyerek kimsenin umudunu kırmayın.
Umudu var eden de;
Duâ'ları kabul eden de Allah'tır.

Dua ile kalın dostlar…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Kemal  -  18-12-2015 - 17:29
Güzel bir yazı olmuş.bilgiler içinde teşekkürler
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Canan Akdeniz
Sema KILIÇ
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Temmuz 2017 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net