22 Ocak 2018 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Mehmetçik'e Manevi Destek
Mehmetçik'e Manevi Destek
Kırşehir-Kırıkkale Yolunda Kaza
Kırşehir-Kırıkkale Yolunda Kaza
Azminiz Bu Ülkenin En Büyük Teminatıdır
Azminiz Bu Ülkenin En Büyük Teminatıdır
Başvurular Başladı
Başvurular Başladı
  YAZARLARIMIZ
UYUŞTURUCU KULLANMA YAŞI “11” OLMUŞ!
03 Şubat 2016 Çarşamba Bu yazı 8047 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Türkiye Jeopolitik konum ve Stratejik hamlelerinden dolayı şuan dünyanın gözünü çevirdiği 3-4 ülkeden birisi. Peki, bu kadar stratejik hamleye rağmen hangi sorunlarımızı aşabildik?

 

Ülkemizin 1980’li yılardan bu yana en büyük iki sorunu terör ve işsizlikti. Bu iki sorunun yanına en az onlar kadar yaralayıcı çağın iki büyük problemi daha eklendi, Uyuşturucu ve Aile yapılarının zedelenmesi.

 

Terör ve İşsizlik yıllarca yazıldı, çizildi, konuşuldu. Ancak, uyuşturucu ve Aile Temellerinin ve yapılarının zedelenmesi ne kadar konuşuldu? Birkaç duyarlı yazar ve gazetelerde küçük verilen oranlı haberler hacrinde hemen hemen hiç ele alınmadı.

 

Kırıkkale’de bu iki durumdan en çok etkilenen şehirlerin başında geliyor. Bu yazımda bu sorunları anlatmaya ve yetkilileri önlem almaya davet edeceğim.

 

 

21. yüzyılda hızla kullanımı artan ve sentetik, asentetik bil sürü çeşidi çıkartılan uyuşturucuların kullanım yaşı her geçen gün düşmekte. 2015 yılı verilerine göre uyuşturucu madde kullanım yaşının11’e kadar düştüğü görülmekte. Daha süt içmesi gereken çocukların bu yaşta bu maddeleri nereden temin ettiklerini ve nasıl kullandıklarını hiçbir akıl almaz.

 

Bir diğer akıl almaz konu ise Kırıkkale gibi küçük sayılabilecek ve asayişin kolay sağlanabileceği şehirlerde bu uyuşturucu maddelerin satıcılarının elini kolunu sallayarak alenen bu zehir ticaretini yapmalarıdır.

 

Kırıkkale Emniyet Müdürlüğü ve Kırıkkale Valiliğinin hemen önünde Cumhuriyet Meydanı gibi şehrin en merkezinde bu zehir tacirlerinin akşam vakitlerinde insanları zehirlediklerini söylesem, sanırım bir tek Emniyet Müdürü ve Vali inanmaz. Bu madde bağımlılarının hemen hemen hepsinin aynı yerlerde takıldıklarını ve kendilerini alenen ifşa ettiklerini söylesek kimse yadırgamaz.

 

Peki, Neden bu suçların üzerine gidilmez? Asayiş güçleri, sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadar az olan ama bütün şehri zehirleyebilecek kadar acımasız olan bu insanları neden yakalamaz. Bunu bir Asayişçiye sorsak vereceği cevap çok çok büyük ihtimalle biz yakalıyoruz savcı bırakıyor olacaktır.

 

Peki, Savcı bırakıyor diye suçun üstüne gitmemek hangi emniyetçinin verebileceği bir karardır? Biliyoruz ki aynı suçtan 5 yıl içerisinde iki kez hüküm giyen kişinin cezası infaz edilir.

 

Kanunlarımız bu kadar büyük narkotik terörüne karşı neden bu kadar hafif cezalar ön görmektedir? Caydırıcı cezalarla bir iki yıl temizlik yapılsa uyuşturucu tacirleri en ağır şekilde cezalandırılsa, kullanan sabiler gerçek manada tedavi edilse ve topluma adapte edilebilse kullanım oranları yarı yarıya düşmez mi?

 

Devletimizin en üst mercileri bu oranları ne kadar inceliyor merak ediyorum. Kendi parti iç meselelerinde taraf olmaktan ve kavga etmekten başka tek hünerleri diğer partilerle sözlü düelloya girip, akşam haberlerinde kendilerini keyiflice izlediklerinden hiçbir şüphem kalmıyor artık.

 

Gece gündüz 24 saat boyunca siyaset yapılan ancak memleket sorunlarının en az konuşulduğu ülke sanırım biricik Türkiye’mizdir. Devlet büyüklerine çağrımdır, hoş okumazlar ama ben içimde ki isyanı dile getireyim. Çocuklarımız ölüyor, zehirleniyor. Bu çocuklar 20 yıl sonra bu ülkeyi yönetecekler, bu ülkenin işçisi memuru olacaklar, torunlarımıza nasıl bir Türkiye bırakacağız. Bırakın artık kavgayı, tartışmayı, kurtarın çocukları!

 

 

BİZ HALEN KONUŞUYORUZ!

 

Türkiye’nin en büyük problemlerinden birisi de son 15 yılda Aile yapılarının hızla erimesidir.

Kültür, örf ve ananelerimizi bir bir kaybediyoruz. İnsanların bir birine karşı saygıları her geçen gün biraz daha azalıyor. Dostluk, kardeşlik kavramları yalan dünyanın saçma işleri yüzünden bir bir kayboluyor. İnsanlar birbirine saygı ve güvenlerini kaybettiklerinden ailelerimiz paramparça oluyor.

 

Kırıkkale boşanma oranlarında ilk 8 ilden birisi. Maalesef sporda, bilgi yarışmalarında, sınavlarda hiçbir derece yakalayamayan şehrimizin, kötü olaylarda en ön saflarda olmasını bazen şaşırarak karşılıyor bazen de normal karşılıyoruz. İşte sorunda normalleşmemiz.

 

Bundan 10 yıl önce yaşlı bir annenin, huzur evine bırakılması çocukları için toplumda bir utanç meselesi iken günümüzde orası daha sağlıklı ve orada daha iyi bakıyorlar gibi saçma sapan bahanelerin arkasına sığınılarak övünülmesi ile karşı karşıya kalmış durumdayız.

 

Huzur Evleri, Devletimizin şefkat yuvalarıdır. Ancak, Kimse kusura bakmasın; hiçbir profesyonel bakıcı, bir evladın yaşlı anne yada babasına şefkat ve sevgi ile yaklaşımı kadar sağlıklı olamaz. Yaşlı bir anne veya babanın en büyük isteği ne olabilir ki. Evlatları ile birlikte huzurlu bir şekilde ömrünün son zamanlarını geçirmek değimlidir? Hemen belirteyim hastalık, yalnızlık ve maddi imkânsızlık gibi mecburi durumda ciğeri parçalanarak anne-babalarını huzur evlerine yerleştirmek mecburiyetinde kalan kişileri tenzih ediyorum.

 

Lakin, evlatlar arasında sende kalacak bende kalacak kavgaları ile başlayıp huzur evi kararı ile sağlanan barış süreçlerini yaşayanları da üzülerek izliyorum.

 

Kendi anne babasına saygısı kalmayan insanların eşlerine ve hatta çocuklarına karşı saygı ve sevgilerinin kalması mümkün değildir. Vel hâsıl sayısı hızla artan boşanmaların genel sorunlarına baktığımız zaman bu saygı ve sevginin yok olduğunu görüyoruz.

 

İyi günde kötü günde diye söz verilerek başlayan evliliklerin ilk kötü günde boşanma ile sonuçlandıklarını görüyoruz. Bilinçsiz evliliklerin ilk dalgalanmada alabora olduklarını izlerken hepimiz ortada kalan çocuklar için üzülüyoruz.

 

Bu çocukların bu psikoloji ile bazen babasız yada annesiz olduğu için aşırı ilgi ile büyüyerek şımarık ve başı buyruk yetiştiklerine, bazen de anne veya babasının yokluğundan kendisini yalnız hissederek isyankar ve umursamaz yetiştiklerine şahitlik ediyoruz. Bu çocukların geri kalan hayatlarında suça bulaştıkların da hemen hemen hiç birimiz şaşırmıyoruz.

 

 

 

KÜLTÜR VE AHLAK KATLİAMI

 

Akşamları televizyon açmaya korkar olduk. Biz korkar olduk ama milletimizin heyecanla ahlak kurallarını yerle bir eden konuları barındıran dizileri de nasıl beklediklerini izler olduk. Hükümetin derhal bu dizi ve bazı programları bazı kalıplara koymak adına eyleme geçmesi gerekmektedir. Kim sansür derse desin, bu ülke ne ağır gündemler yaşadı 6 ay sonra unuttu. Devlet bu işe el atsın en fazla altı ay konuşulur unutulur gider.

 

Dizeler, programlar kültürel yapılarımızı, ahlak kurallarımızı, örf ve ananelerimiz yerle bir ediyorlar. İşin daha korkunç yanı ise bu dizi konularının halkımız tarafından yavaş yavaş normal karşılanmasıdır. Aldatmalar, yasak aşklar, hırsızlıklar, saygısızlık gibi konular artık halkımız tarafından normal karşılanıyor ve milletimizin ruhu ile oynanıyor. Dizilerde uyuşturucu kullanan yakışıklı çocuklar, güzel kızlar gençlerimizin nefislerini gıdıklıyor. Amcasının karısı ile yasak aşk yaşayan yakışıklı çocuk tüm toplumca masum âşık olarak görülüyor. Çok geçmeden gazete sayfalarında benzer olaylar ve yaşanan cinayetleri yada bataklığa sürüklenen çocukları okuyoruz.

 

Saçma sapan evlilik programları ile evlilik müessesinin ne kadar basitleştiğini ve bunun yansıması olarak insanların ne kadar kolay boşandıklarını görüyoruz. Daha 20’li yaşların başlarında genç evlatlarımızın evlilik programlarında koca beklediklerini izlerken acaba bu kızımızın babası bu çocuğu nasıl yetiştirdi diyoruz. Ya da aslında o çocuğun babasız büyüdüğünü tahmin ediyoruz.

 

Bu zamana kadar her birini evliya olarak gördüğümüz gurur kaynağımız atalarımız Osmanlının Padişahlarının hayatları da yalan yanlış bilgi ve belgelerle dizilere konu olmaya başladı. Bizim övgü kaynağımız, dış güçlerin korkulu rüyası Osmanlıyı birkaç yatak odası sahnesi ile aşağılayan dizilere müsaade edilmesini bir Türk Evladı olarak hazmedemiyorum.

 

Ömrü savaşlarda geçmiş, bütün dünya da Muhteşem Süleyman olarak anılmış Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra, ömrünü ibadete adamış, İstanbul’a bir İslam Mührü olacak şekilde Sultan Ahmet Camii şaheserini miras olarak bırakmış ve o Camii’de mihraba çekilip ibadet ederken hastalanmasına karşın ibadetini yarıda kesmeyip sonucunda da ibadet esnasında vefat eden Sultan Ahmet’in sapık gibi gösterilmesine RTÜK ne zaman dur diyecek? Gençlerimizin beyinlerinin yıkanmalarına ne kadar sessiz kalacağız?

 

Çocuklarımız böyle lüks ve şatafatlı, ahlaksız hayatlara özendirilmek yerine doğuda bir öğretmeni anlatan dizi çekilse, bir yetim çocuğun askerlik anıları diziye çekilse, güneydoğuda terör baskısından hayatları alt üst olan köyleri konu alan diziler çekilse ve insanlarımızın doğru bilinçlendirilse kötümü olur. Ama ben onu da almayım!

 

Yarın bir gün dizi çekilir Doğuda Terör mağduru ailenin kızı olarak HDPye oy atan Beren Saat başrol olur. Osmanlı’nın en ihtişamlı sultanlarından birinin yalan rolünü canlandırdığına göre buna hiç şaşırmamız gerekir.

 

 

TEŞEKKÜRLER MEHMET DEMİR!

 

Aslında bir cümle kuracağım ancak daha çok erken olduğunu düşünüyorum. Son yazımda Ak Parti’nin 1 Kasım sonrası çalışmalarını değerlendirdim. Hemen hemen herkesi eleştirdim. Ak Parti İl Başkanı Sayın Mürsel Akçay bizi eleştirmişsin diyerek yazımın linkini istedi gönderdim. Mehmet Demir tahmine göre masaya yazımı açmış ve telefon etti. Cümlelerimi tek tek okuyarak, açıklamasını yaptı, teşekkür etti. Kırıkkale gündeminden kopmadığını bir kez daha göstermiş oldu. Hakkında yazılan yazılara değer verdiğini eleştirileri olumlu karşılayarak yanlışlarını düzeltmek adına dinlediğini yada okuduğunu ispat etti. En sonunda da yazılarımın tümünü beğendiğini ve yazılarımın çıkması ile birlikte linkini kendisine göndermemi istedi. Bir gönlü daha aldı. Tebrik ediyor bu doğrultuda ilerlemesini temenni ediyorum.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
Meltem Yıldız
Canan Akdeniz
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  22 Ocak 2018 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net