25 Nisan 2018 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
İngilizce Sokağı
İngilizce Sokağı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
  YAZARLARIMIZ
ACI GERÇEKLER
04 Şubat 2016 Perşembe Bu yazı 8643 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Ülkemizin güneyinde ve doğusunda otuz yılı aşan bir süredir Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz Pkk Terör örgütü ile mücadele ediyor. Güçlü bir devlet için uzun bir mücadele süreci olarak gören bazı gözlere; Türk Milletinin ve Devletinin gücünü gözlerine sokmak için bu yazıyı siz değerli okuyucularımın bilgilerine sunmak amacıyla kaleme almış bulunuyorum.

Büyük Selçuklu Devletinin ve Osmanlı İmparatorluğunun devam-ı bakiyesi olarak Anadolu toprakları üzerinde yeniden yeşeren “Türk Çınarı” on yedinci ağacının filizini 29 Ekim 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak Dünya Tarihinin sayfalarında yerini almıştı.

Türk Milletinin korkusu ile 1960’lı yıllarla kadar Viyana Kiliselerinde çan çaldıran Avrupa ailesi beraber olmuş, Müslüman Türk Milletini ortadan kaldırabilmek için yedi düvel ordularıyla yedi cephe açmış, Müslüman diğer devletleri hain tuzak ve kumpaslarla; “İlayı Kelimetullah” davasını kendisinin ismi ile özdeşleştirmiş Türk Milletini arkadan hançerletmişti. O da yetmemiş Hindistan’dan, Avustralya’dan, Afrika’dan sömürge eylediği Milletlerin evlatlarını “ne için savaştığını bilmeden” Trablusgarp’ta, Şam’da, Medine’de, Batum’da, İzmir’de, Dumlupınar’da, Çanakkale’de Türk Milletinin yiğit evlatlarıyla çarpıştırarak Aborjinleri, Anzakları, Hinduları v.b hiç uğruna harcamışlardı.

Onlar için tek geçerli şey Müslüman Türkleri dünya üzerinden yok etmekti. Bu yok ediş mücadelelerin de hile, desise, kahpelik, kumpas gibi Şeytanın bütün yöntemlerini kullanmak gerekirdi. Müslüman Türkleri hem dışarıdan kuşatarak ellerindeki bütün savaş aletlerini kullanarak yok etmeye çalışacaklar, hem de içimizden türlü vaatlerle kandırdıkları hainleri kullanarak Müslüman Türkün Dinini ve Töresini bozarak tekrar toparlanmalarına müsaade edilmeyecekti.

İngiliz’i, Fransız’ı, Yunan’ı, İtalyan’ı, Rus’u, Alman’ı, Ermenisi ne kadar aynı köke mensup farklı kiliseye mensup Katolik, Protestan, Ortodoks Avrupalı; Müslüman Türk Milletinin karşısındaydı.

Avrupalı jakobenlerin hile, desise ile kandırılmış Iraklısı, Suriyelisi, Lübnanlısı ve birçok Müslüman Arapları da arkamızdan vurmaya ikna etmişlerdi.

O dahi yetmemiş, içimizde bulunanlara kurdurulmuş İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Mavri Mira Cemiyeti, Pontus Rum Cemiyeti, Taşnak ve Hınçak Cemiyeti, Kürt Teali Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti mensuplarıyla içeriden kuşatılmış Garip Anadolu’nun cefakâr Müslüman Türk Halkı…

Güçleriyle geldiler, Hileleriyle Müslüman’ı kendi kardeşine düşman ettiler, içimizde bulunan beslemelerine ihanet ettirdiler. A ha! Türk Milletini bitirdik dedikleri anda; Ezanı ve Vatan toprağı için canını esirgemeyen Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Boşnak’ı v.b TÜRK MİLLET’i Mustafa Kemal Atatürk ve Silah Arkadaşlarının açtığı Bayrak altında BİR VE BERABER oldular.

 Müslüman Türk Milletinin Düşmanları Çanakkale’yi Geçemediler. Dumlupınar ve Sakarya’da mahvoldular. İzmir’den denize döküldüler. M.Kemal Atatürk’ümüzün dediği gibi: “Geldikleri Gibi Gittiler”…

Tek emelleri kendinden olmayan Milletleri Sömürerek yaşamayı ilke edinmiş Emperyalist Milletlerin;  İlayı Kelimetullah Davası için can vermekten çekinmeyen, esaret altında olan Milletlere örnek olan Necip Türk Milletini yok etme hevesi bitti mi? Bitmedi.

Önce kıtlığa göre kendisini yeniden dizayn etmiş Milletime, “Dostluk Yardımıyla” süt tozunu ve donmuş yağını sundular.

Ardından kendini idame etmesini öğrenip sanayileşmeye başlayan Ülkeme “Siz pahalıya mal ediyorsunuz. Biz size yarı fiyatına veririz” safsatasıyla Sanayileşmemizi engellediler.

Kendilerine bağlı Müslüman ve Türk yetiştirmek için okullar açtılar, olmadı Milli Eğitim müfredatına beslemeleriyle müdahale ettiler.

Hibe adı altında 2.Dünya Savaşından kalma ne kadar kalık, bozuk Tank, Tüfek, Uçak varsa Türk Silahlı Kuvvetlerine baktırdılar.

Size çağ atlatıyoruz diye plastik kartı ve olmadan harcamayı öğrettiler.

Özelleştireceğiz dediler, Ülkemin Milli Bankalarını-Enerjisini-Haberleşmesini ele geçirdiler.

Bir ev, bir araba sizin hakkınız diyerek Milletimin otuz yılını borç yükünün altına soktular.

Türk Devletinin başına önce Dev-Sol, DHKP-PC’yi, sonra PKK’yı şimdide PYD ve Işid’i bela ettiler.  

O da yetmedi, Memleketimin Doğusunda-Güney Doğusunda bin yıldır beraber yaşadığımız Kürt Kardeşlerimizi “Kürt Sorunu” var diye, diye Devletine asi ettiler.

TSK, Emniyet Teşkilatını, Bağımsız Yargıyı “Parelel Yapılanma” ile dejenere ettiler.

T.V Programlarıyla Türk Halkımın ahlakını çökerttiler.

Türkiye Cumhuriyetimizin Başbakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasında ifade ettiği gibi: ”Bir yandan İslam'ı temsil ettiğini iddia eden DAEŞ, diğer yandan Kürtleri savunduğunu iddia eden ve en çok da Kürt katleden PKK, diğer yandan Alevileri temsil ettiğini öne süren DHKP-C, bir oldular Türkiye'ye karşı harekete geçtiler. Daha doğrusu geçirildiler.

 

Bu üç hain terör örgütü son kalemize saldırıyorlar. Bu mesele artık bir beka meselesiyse bilsinler ki, bu gök kubbe altında milletimizin siyaseti yaşayacaktır, terör örgütleri de tarumar olacaktır. Bunların hepsi birileri tarafından yönetilen piyonlardır”…

Müslüman Türk Milletine düşman olanlar şunu unutmaktadırlar:

Bu Millet Çeliklidir. Bu Milletin Ataları’da Çeliklenmişti.

Milletimizin davası İlayı Kelimetullah davasıdır. İnsanımızın gönlü bir lokma ve bir hırka ile hoş olur.

Milletim için geçerli olan kaide: “Yurtta Sulh. Cihanda Sulhtur.”

Ülkemin toprakları için; “Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün Vatan toprağıdır.”

Milletim için Vatan: “Söz konusu Vatansa gerisi teferruattır.”

Türk Milletinin İslam ve Din anlayışı şudur:

“Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz Milletlerin devamına imkân yoktur.

Yalnız şurası var ki; Din,  Allah ve kul arasındaki bağlılıktır. Dinden maddi menfaat temin edenler, kötü kimselerdir. İşte biz bu vaziyete karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi din ticareti yapanlar, saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizlerin ve sizlerin asıl mücadelesi bu kimselerdir.” M.Kemal Atatürk.

Yüce Allah(C.C) Maide Suresi 51. Ayetinde: “Ey İman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar (ancak) bir birlerinin yar ve yardakçısı (İslam’ın da düşmanı)dırlar. Kim onları veli edinir se, oda onlardandır. Şüphesiz Allah(böylece kendilerine ve Müslümanlara) zulmeden toplumu doğru yola eriştirmez.” Buyurmaktadır.

Türk Milletimizin ayakta durması, Düşmanı ile mücadele etmesi Birlik ve Beraber olma vaktidir.

Türklüğünü kader olarak tanımlayan Dini İslami seçen Türk Milleti, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v)’in Hadis-i Şeriflerinde belirttiği gibi; “Nimetleriyle sizi beslediği için Allah’ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin.” İman anlayışına sahiptir.

Allah (C.C) Necip Türk Milletimizin Birliğini ve Beraberliğini bozmasın…

Sağlıcakla Kalın…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Nisan 2018 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net