27 Mayıs 2017 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Çalışma Hayatındaki Milli Seferberlik
Çalışma Hayatındaki Milli Seferberlik
Beyaz Bayraklı Okul Sayısı 101'e Çıktı
Beyaz Bayraklı Okul Sayısı 101'e Çıktı
KÜ Üniversite Sporlarına Damga Vurdu
KÜ Üniversite Sporlarına Damga Vurdu
Kırıkkale’ye Pist İstiyoruz
Kırıkkale’ye Pist İstiyoruz
  YAZARLARIMIZ
ÇAKALLAR , PAÇOZLAR VE KABADAYIAR
08 Şubat 2016 Pazartesi Bu yazı 5871 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Salı sabahı, sabah on sularında Tepemizdeki  bir avuç kil için berber boksör apo’ ya hesabı kestik, dışarı çıkıyorum. Bir de ne göreyim! 19-20 yaşların da bir genç. ( çekinmedim desem yalan olur) saçları neredeyse subay tıraşı diye tabi ettiğimiz tarz da kısa kestirmiş, Yüzü son derece ciddi, hatta kaygılı bir bakış takınmış çehresine.

Ellerini uzun pardesünün ceplerine sokmuştu. Pardesü o kadar bol ki, şahsıyla pardüsü arasına bir otomatik bir pompalı tüfek iki üç tabanca, en az üç tane bıçak sığdırılabilirmiş izlenimini veriyor.

Yürüyüşünün kendine özgü bir ahengi vardı. Attığı her adımda, eski Amerikan arabaları gibi yaylanıyordu. Ayakkabılar ince uzun ve uç kısmı yukarı doğru kalkıktı. O ayakkabıları ben giysem kesinlikle kendimi çelmeleyip yere kapaklanırdım.

Bu genç okul talebesine benzemiyordu mesaiye yetişir gibi bir hali de yoktu.

Şunu anladım ki, bu << Ağır abi >> türünde bir gençti. Belki henüz ağır abi olamamıştı ama zaman ve fırsat meselesiydi. Bu gidişle o da bir ağır abi olacaktı belki.

Böyle bir gencin garsonluk, çıraklık, öğrencilik, işçilik yapmasını aklım almadı. Bu kibirli ve gururlu eda hangi meslekte tabii durabilirdi, benim kafam almadı gitti.

Meslek Lisesi’nden Haydar Hoca ile sohbet ediyoruz.

-Oo, dedi, bizim okulda bunlardan birkaç yüz tane çıkar; Sen daha yeni mi fark ettin? Mahalledekilerin ise sayısına bereket!

Sonra yüzüme doğru eğilip – Ne yani, Tv’lerde üç dört tane dizi var seyretmedin mi yani?

Otuz – Otuz beş yılları öncesine gittim. O yıllarda, bu kafa yapısıyla hareket eden gençleri düşündüm. Hepsi de perişan oldu. Hani derler ya bir baltaya sap olamayıp çürüdüler. Gördüklerimin hali içler acısıydı. Hatta bazıları ne olduğunu anlamadan, gözleri hayretle açık olarak, cinayete kurban gittiler. Hatta birisini ben bir bıçak darbesinden ölecek adam mıyım diyerek doktor müdahalesini reddedip mortu çekmişti. Açıkçası, bu tiplerin hayatı çakallıktan öteye müsaade etmedi.

Paçozlar bulundukları şehirde çakalların yeşerip filizlenmesine zaman hazırlamışlardır. Paçoz küçük burculardan çıkar. Eli nasırlı adam paçoz olmaz. Düzgün Müslüman da paçoz olmaz. Belki kızacaklar ama, eski Kırıkkale’de paçozlar Zafer Caddesi ve çevresinden ayrıca MKE lojmanlarından çıkarlardı. Şimdi her yerde varlar. Keratalar, biraz kırıtkan olurlardı. Çakallara gaz verirlerdi. Aslında, sadece bizim memleketin değil, çevre kirlenmesi gibi 21. Yüzyılın küresel bir meselesi bu paçozluk …

Kabadayı, bir meslek sahibi olur. Rızkını ondan temin eder. Kadına, kıza tebelleş olmaz. Severse adam gibi sever, sevgisini içinde büyütür. Kumarhane veya meyhanelerden haraç almaz. Kesinlikle yüz kızartıcı işlerle uğraşmaz. (Uyuşturucu işi, haraç, kadın pazarlama)

Kabadayı, kendi işini kendi görür, arkasında bir tabur çakalla gezmez. Kabadayı, nam vermek için sıradan bir insanı değil, o alemde şöhret kazanmış bir kabadayıyı mağlup etmesi lazımdır. Gerçek kabadayı adam öldürmez çünkü ölüler dirilerden çok konuşur. Galip geldiği bir kapışmayı hiçbir yerde anlatmaz, soran olursa, öyle bir şey olmuştu diye geçiştirir. Kabadayı yapılan tehdide güler ve o sözleri veresiye dinler. Onlara göre küfür ve tehdit korkudan gelir. Kabadayının sözü sözdür. Racon dışına çıkmaz. (Racon üç eski kabadayının yaptığı mahkemenin sonucudur.)

Evet, ağır abi adayları, arkanıza aldığınız üç beş kişiye güvenip de bu yola çıkmayın. Çıktığınız yolun sonunu bilmiyorsunuz. Çakallıktan öteye gidemezsiniz. Paçozları mutlu etmek için kendinizi öne atmayın, vaktiniz varken okulunuza, işinize dönün.

Kırıkkale tarihinde ben kabadayı tanımadım. Alem yaptığını sanan her rezil insan kabadayı olamaz. Eski bir infaz memuru Keskinli Deli Nihat’ı araştır demişti. Yaşlı insanlarla yaptığım görüşmelerden anladım ki, kabadayılık raconuna göre yaşarmış bir yiğit. Haksızlık karşısında gözünü budaktan esirgememiş. Yumruğunun önünde kimse duramıyormuş. Hatta, balyoz gibi yumruğunu kullanarak büyük çiviyi tahtaya çaktığını söylerler. Onun da sonu Kaletepe’nin kenarında soğuktan donarak ölmüştür.

 

 

Polemik var                                                                    Saygı var            

Kavga yok                                                                       Muhabbet yok


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Haydar KİNCAL  -  09-02-2016 - 20:13
Muterem yazar ,Mehmet ERKOÇ Beyefendinin bahsine konu olan Haydar hoca benim.Yimibeş yıl Kırıkkale Meslek Lisesinde görev yapmam hasebiyle,kabadayılık denilince maalesef okulumuzun ismi bir hayli öne çıkmış vaziyette.
M.Emin Erkoç  -  08-02-2016 - 21:58
tüm bu yazdıklarınıza katılıyorum ama biraz ilave yapmak istiyorum uygun görürseniz bu tür insanların bir özellikleri daha var bunlar ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamaktan acizdir fakat yemesini içmesini bilirler başkaları yemeyi bilmez içmeyi bilmezler yemek ve içmekten kastlarımda barlar ve meyhaneler olsa gerek
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Tekpınar
Şadiye Demirtaş
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  26 Mayıs 2017 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net