20 Kasım 2017 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
TÜRKİYE BÜYÜK OYNADI
18 Şubat 2016 Perşembe Bu yazı 10085 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Suriye de neler oluyor, Türkiye ne yapmaya çalışıyor? Biliyorum ki tv başında saçma sapan yarışma ve evlilik programı izlemeyip gündemi yakından takip etmeye çalışan herkesin kafasında bu sorular vardır. Bu konu ile ilgili biraz araştırma yaptıktan sonra, Suriye konusunu en iyi şekilde açıklamaya çalışan köşe yazısını sizinle paylaşmaya karar verdim. HABERVİTRİNİ’ ne  Metin ÖZER’in yazmış olduğu köşe yazısı olup bitenlerin arka planını en iyi şekilde açıklamış. Birazdan aşağıda okuyacağınız detayların gerçekliğinin dost görünen düşman devletler farkına varmış olmalı ki, bu ülkelere hizmet eden maşalar iki gündür tv ekranlarında, biz savaş istemiyoruz, biz Rusya ve İran’ı karşımıza alamayız vs.vs.vs. söylemlerle ekranları meşgul ediyorlar.

Kimsenin savaş istediği felan yok. Ama ortada bir gerçek var. Ya savaşacaksın, ya savaşmaktan korkulan ülke olacaksın. Ortadoğu’da yaşıyorsan bundan gayrı tek yol teslimiyet. Şimdi buyurun o analizi okuyalım.

Suriye konusunda Amerika ile Rusya arasında varılan anlaşmanın arkasında film gibi olaylar var. Bu filmin başrolünde ise Türkiye bulunuyor.
Herkesin merak ettiği soru ise şu;
Suriye’de büyük bir hızla ilerleyen Rusya, durduk yere neden ateşkes istedi?
Rusya ateşkes teklifinden bir gün önce de tarihi bir uyarı yaptı:
-Suriye’ye yapılacak bir kara harekatı dünya savaşı çıkartır.
İşte Rusları ürküten ve korkutan bu oldu.
Yani bir dünya savaşı çıkma ihtimali Rusları feci şekilde korkuttu.
Rusya, Türkiye’nin önderliğinde Suriye’ye kara harekatı yapılacağını öğrendiği anda frene bastı.
Peki bu kara harekatı meselesi nereden çıktı?

Olup biteni anlayabilmek için bu kara harekatı meselesini bilmek gerekir.
Şimdi biraz geriye gidelim.
Tarih :  29 Aralık 2015
Cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan’da Kral Selman'la bir araya geldi.
Sıradan gibi görülen ve pek önemsenmeyen bu buluşma, aslında tarihi bir görüşmeydi.
Bizim malum medya bunun bile önemini kavrayamadı. 
Onlar görüşmenin içeriğinden çok, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ihrama girmesi ile ilgilendiler.
Kabenin etrafında pusuya yatıp, Tayyip Erdoğan’ı ihramlı görüntülemeye çalıştılar.
Oysa o buluşmada  İslam Ordusu’nun durumu ve geleceği konuşuldu.
İslam Ordusu çok önemli bir olaydı.
Osmanlı’dan sonra ilk kez müslüman ülkeler bir araya gelip, ortak bir operasyon ordusu kurmaya karar vermişlerdi.
Yılın değil, son yılların en önemli olayıydı bu.
Ama kimse bunun önemini farketmedi.
Giydiği kıyafetin şeklinden hatta renginden bile birbirine düşman olan, hatta birbirini kesen müslüman ülkeler, ortak bir ordu kurulması kararına itiraz etmeden uydular.
Bu bile İslam Alemi için başlı başına büyük olaydır.
İslam Ordusu
 kuruluşu, Aralık ayının 15’in de dünyaya duyuruldu.
Suudi Arabistan’ın öncülüğünde aralarında Türkiye, Mısır, Pakistan ve Malezya'nın da bulunduğu 34 Müslüman devleti ortak bir ordu kurmaya karar verdiler.
Koalisyonda yer alan ülkeler ise şunlardı: Suudi Arabistan, Ürdün, BAE, Pakistan, Bahreyn, Bangladeş, Benin, Türkiye, Çad, Togo, Tunus, Cibuti, Senegal, Sudan, Sierra Leone, Somali, Gabon, Gine, Filistin, Komor İslam Federal Cumhuriyeti, Katar, Fildişi Sahili, Kuveyt , Lübnan, Libya, Maldivler, Mali, MalezyaMısır, Fas, Moritanya, Nijer, NijeryaYemen.
Teröre karşı İslami askeri koalisyonda yer almayan ülkeler ise; Cezayir, Umman, Irak ve İran'dı.
İranİslam Ordusu yerine Komünist Ordusu’nu tercih etti. 
Bu yüzden de bu orduya katılmadı.
İslam Ordusu’nun kurulma fikri Türkiye’den çıktı.
Bir hayal çaktırmadan ve büyük bir hızla da gerçeğe dönüştü.
İslam Ordusu kurulur kurulmaz Türkiye önemli bir teklifte bulundu. 
İslam Ordusu’nun ilk operasyonunun Suriye olmasını önerdi. 
Suriye’de akan kanı sadece müslümanların durduracağını savunan Türkiye, Amerika ve Rusya’nın bunu sağlayamayacağını bildirdi.
Teklif ve fikir olgunlaşınca; Başbakan Davutoğlu yanına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ı da alarak Cidde’nin yolunu tuttu.
Tarih : 29 Ocak 2016’ydı.
Genelkurmay Başkanı’nın Suudi Arabistan’a gitmesinin perde arkasını bilmeyen laik kesim, bu seyahate çok büyük tepki gösterdi.
Onlara göre Türk Genelkurmay Başkanı’nın Suudi Arabistan’a gitmesi laikliğe vurulmuş büyük bir darbeydi.
Aman Allahım.
Kıyameti koparttılar.
Türk paşasının Araplarla ne işi var?” diye, der der debelendiler.
Hakikaten bizim laikleri Allah ıslah etsin.
Onların gözüne tavuk karası inmiş.
Görmesi gerekenleri görmüyorlar.
Herşeye laiklik gözlüğüyle bakıyorlar.
Ülke yararı ve milli çıkar falan umurlarında değil.
Varsa yoksa laiklik.
Bunlar; Hulisi Paşa’yı Suudi mevkidaşı ile görünce de adeta çıldırdılar.
Körolasıca AKP, Genelkurmayı’ı da kendine benzetti” diye dizlerini dövdüler.
Dövdüler dövmesine ama işin aslı çok farklıydı.
Davutoğlu ve Akar Paşa Suudi Arabistan’a tarihi bir olay için gitmişti.
O tarihi olay da; Suriye’ye yapılacak kara harekatının planlarının yapılmasıydı.
Yapılan görüşmelerden sonra komutayı Türkiye’nin alması ve Suriye’ye 5-10 ayrı noktadan hava harekatı desteği ile kara harekatı yapılmasına karar verildi.
Varılan bu mutabakatABD, İngiltere ve İsrail istihbarat birimleri tarafından öğrenildi.
Batı; Suriye’de ortalığın karışacağını ve İslam Ordusu’nun işin içine gireceğini görünce apar – topar bir karar aldı.
Suriye’deki Esad güçleri ve muhalifleri Cenevre ve Almanya’da biraraya getirip uzlaşı aradı.
Cenevre’den bir sonuç çıkmadı.
Almanya’daki Suriye toplantısı fiyaskoyla bitmek üzereyken, müthiş bir hamle daha geldi.
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Müsteşarı Tuğgeneral Ahmed Asiri, uluslararası koalisyon ile beraber DAEŞ'e yönelik yapılacak muhtemel kara operasyonuna ilişkin, "Koalisyon Mart, Nisan aylarında operasyonel olacak" dedi.
Bu açıklamanın mesajı gayet açıktı:
- Ya Suriye’de akan kanı durdurur bir uzlaşmaya varırsınız. Ya da İslam ordusu olarak Mart sonu Nisan başında Suriye’de operasyona başlıyoruz.
Bu rest; Rusları frene bastırmakla kalmadı, geri adım da attırdı.
Önce 34, sonra sayısı 38’e çıkan İslam Ordusu devletleri ile savaşmanın bedelinin ağır olacağını hesaplayan Rusya, Dünya savaşı uyarısında bulundu.
Arkasından da çok büyük bir sürpriz yaparak ateşkes çağrısını masaya koydu.
Sonuçta Amerika ve Rusya Suriye’de bir ateşkes konusunda uzlaştı.
Peki mesele bitti mi?
Tabi ki bitmedi.
Bu olayla görüldü ki;  İslam Ordusu’nun adının bile pek çok soruna neşter olacağı ortaya çıktı.
Türkiye sonuçta; Suriye satrancında yaptığı son akıllı hamleler ile Rusya’ya “şah” çekmiş oldu.
Bundan sonrasını önce Rusya sonra İran düşünecek.
IŞİD’i bahane ederek Esad muhaliflerini temizlemeye kalkan bu ikili, karşısında Türkiye’yi buldu.
Türkiye’nin Suriye’ye kara harekatı fikri bile, Rusya ile İran’ın buz kesmesine neden oldu.
İşte büyük devlet böyle olunur.
Büyük devlet olmak için büyük oynamak icab eder.
Etliye –sütlüye karışmadan, tribünden maç izlemekle büyük devlet olunmaz.
Büyük devlet olmak istiyorsan topa gireceksin.
Sen topa girmezsen, birileri gelir senin sahana girer.

Molla destekli Rus sarhoşu bile, gelip sana gol atmaya kalkar.
O sana gol atmadan sen ona şut atacaksın.
Bu kara harekatı meselesi ister gerçek, ister blöf olsun sonunda maksat hasıl oldu.
Molla ile sarhoşun havası çabuk söndü. (
Metin ÖZER /HABERVİTRİNİ)

                Bu analizin doğruluğunu teyit etmeniz için şu sıralar İran’dan gelen ılımlı açıklamaları takip etmeniz yeter. Tabi bu açıklamalar diplomatik bir dille yapıldığı için yoruma açıktır. Türkiye’nin terör örgütü PYD’yi vurmaya başlamasından sonra ABD, Rusya, İran gibi ülkelerden gelen ateşkes taleplerine karşın Türkiye’nin PYD’ yi iki kat yoğunlukta vurması da 900 km. sınırımız olan Suriye’de en çok söz hakkının bizim olduğunun göstergesidir.

Bu köşe yazısını paylaşırken tekrar dile getirmek istediğim bir konu var. Hiçbir parti, cemaat, dernek ve benzeri kuruluşlarla uzaktan yakında alakam yoktur. Şuan ülke gündemini meşgul eden Suriye hükümet değil, devlet politikasıdır.

                                                                     ***

Geçenlerde sosyal medyada Kırıkkale’de siyaset yapan bir abimizin yapmış olduğu bir paylaşıma yorum yaptım. Verdiği tepki beni şaşırtmadı. Paylaşmış olduğu montajlanmış bir resme aynen aşağıda ki yorumu yazdım;

                -“Fotoğraflardaki yazıları Photoshop ile değiştirerek siyaset yapmak yerine ülkenin her türlü sorununda ayakları yere basan, halka rağmen değil, halk destekli proje ve siyasi kimlik oluşturmak daha faydalı olur kanaatimce” diye yazdım.

Birkaç dakika sonra değerli abimin yazdığı cevap aynen şöyle;

                -“Nasıl siyaset yapacağımızı sana mı sormamız gerekiyor. İlla ki bir şey konuşman gerekiyorsa bu fotoğrafın ilk hali üzerinden siyaset yapan mahlukata eleştiri yapsaydın.” diye cevap yazdı.

O an konuyu uzatmamak için cevap yazmadım ama şimdi cevap veriyorum.

                Değerli abim bu dil siyaset dili değil. Siyasetçi her türlü eleştiriye kendisine ilgi ve sempati duyuracak şekilde cevap vermelidir. Ayrıca nasıl siyaset yapacağınızı tabi ki bana sormayacaksınız. Ama şunu söyleyeyim nasıl siyaset yapacağınızı kime soruyorsunuz bilmiyorum ama uzaktan bakınca gidişatınız hiç de iç açıcı değil haberin ola.

                Dua ile kalın dostlar…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  20 Kasım 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net