21 Ekim 2017 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Okulda Cetvelli Saldırı
Okulda Cetvelli Saldırı
4,5 milyon liralık iki atölye
4,5 milyon liralık iki atölye
Sinem Başkanlığa Aday
Sinem Başkanlığa Aday
Yaşam’dan Yoğun Bakım Ücretsiz
Yaşam’dan Yoğun Bakım Ücretsiz
  YAZARLARIMIZ
EY İNSANOĞLU! KENDİNE GEL
16 Mart 2016 Çarşamba Bu yazı 4260 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

İnsan bazen kendine sormaz, mı? Ben kimim, neciyim, nereden geliyorum ve nereye gidiyorum?

 

Biliyorum  İnsan hakkında ve iç-dış dünyası hakkında yazı yazmak zor… Lakin bu şu anda kaleme alınması gereken bir tabloda idi ve bu yöndeki kapıyı aralamak istedim. 

 

Allah'ın yeryüzündeki halifesi olması hasebiyle büyük bir sorumluluk yüklenen insanoğlunun bu durumu Kur'an-ı Kerîm'de şöyle anlatılmaktadır: "Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik de, onlar onu (emaneti, yerine getiremeyecekleri korkusuyla) yüklenmekten yüz çevirdiler ve bundan endişeye düştüler. (Bunun içinde üzerlerinden alınmasını rica ettiler). Fakat onu (emaneti) insan yüklendi. Böylelikle o, (nefsine) çok zulmetti ve (akibetinde) cahil oldu" (Ahzâb,72).

 

İnsanoğlu neden yüklendi dersek; işte en sarih ve kısaca açıklaması insandaki  (ene ) benlik duygusudur. Hz.Adem’den bu tarafa insanlık alemine dal budak olup, bir ağacın kökleri gibi sarmıştır. İşte insan bu kainatın anahtarı hükmünde olan ene yi kullanıp hakiki kapıları açabilir. Aslında. Ma’mafih kapılar zahiren açık gibi gözükse de hakikatte kapalıdır. Lakin ene miftahını (anahtarını )? kullanabilirse bütün kapıları açabilir. Bir de şu cihetden insana bakacak olursak; kainatın halk edilmesi, yaratılması yüce Allahın isimlerinin sonsuz tecellilerine bir bakıma aynedarlık etmesi cihetiyle  istidat-ı kabiliyet verilmiştir. İnsan Allaha inanmakla iman edip söz vererek verilen vazifeleri layıkıyla yerine getirmesi dahilinde (alâ-yı illiyyîne çıkar ) en yükseklere çıkabilir Cennet'e lâyık bir kıymet alır. Lakin küfür bataklığına saplanıp ta çıkamaz ise ( esfel-i sâfilîne düşer) Aşağıların en aşağısına yani Cehennem'e ehil olacak bir vaziyete girer. Çünkü iman, insanın Allaha karşı bir  intisabıdır. Öyle ise insanda tezahür eden Allah,ın sanatı  ve isimleri olarak bir kıymet alır. Eğer ki küfründe ısrar ederse, Yüce Allah’ın insan üzerindeki isim ve sanatları  gizlenir. Kıymetten düşer yalnızlığa dûçar olur.

 

Mesela malumumuz İnsan mahlukatın en şerefli, itibarlı canlısıdır. Ve En güzel surette yaratılmıştır. Yine biliriz ki en cahili, en zalimi olur. Ebu Cehil denildiğinde akla gelen hain biridir. Lakin asıl adı Ebu-l hikemdir. Hikmetin babasıyken Ene,sini firavunlaştırıp, kibir, gurur ve nefsine uyarak, yaptığı zulümle cehaletin babası ünvanını almıştır!

 

Dünyaya coğrafyasına  baktığımızda her milletten insan var. İnsanoğluna 4 hak kitap inmiş. Ana tema nedir? İnsan. Peki biz kendimizi ne zaman farkedip de  özümüze dönmeyi, aklımızı kullanıp emir ve yasaklara uyabilmeyi, cehaletten çıkıp asıl emir olunan yaşantımızı gözden geçirmeyi düşüneceğiz. İşte ben gerçek insan olmalıyım demeliyiz. O zaman bilelim ki dünyada insanlık düzelir. Ortak nokta nedir? İnsanın hak ve hukukudur, adalettir, barıştır huzurdur, kardeşliktir. Sonuç itibariyle İnsanlıktır.

 

“Martin Luther King der ki! İnsanlar pek çok şeyi öğrenmişler; kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi. Fakat çok basit bir şeyi öğrenememişler: kardeş gibi yaşamayı.”

 

İnsanın insana tebessüm etmesinin bile sadaka hükmünü aldığı bir dinin mensubuyuz. Bu  ahlak hangi millette var. Batıda bir çok aile ferdi yaşantı içinde, sarhoşluk bataklığında boğulmuştur. Bizim kültürümüz ise  Aile hayatını özendirici, karşılıklı fedâkarlık duygularını besleyen bir mayadan gelmektedir. Çağ kapatıp çağ açan asil milletin evlatları olarak gelecek nesillere bu ahlakı ve dayanışmayı aktarabilirsek insanlık rahata ve huzura ermiş olacaktır.

 

Osmanlıda insana verilen bir değer vardı. Komşuluklar da hangi milletten olursa olsun nezaket en yüksek seviyedeydi. Hele bir de bayanlara verilen önem var ki;  O en üst seviyede idi. Bir hanımla sokakta karşılaştığında göz bebeğinin içine bakmak yerine, kafasını yere eğer ona saygı gösterir, rahatsızlık vermezdi.

 

  Hem  onları korumak, onlara sevgi ve  şefkatle davranmanın önemi çok büyüktü. Bunları yapmayan biz günümüz insanları hep bunlardan dem vururuz, şekvada bulunuruz.  Bu güzel ahlakı yapmanın aslında hepimizin elinde olduğunun farkına varmak gerekir. Osmanlıda şu mantık hakimdir: insanın en hayırlısı insanlığa hizmet edendir.

 

Hani halk tabiriyle bir söz vardır iyilik yap denize at, balık bilmezse halîk

( Yaradan Allah ) bilir. Şunu belirtmek isterim ki model olarak bir çok yabancı bilim adamı toplumun necat bulması için Osmanlı’nın ahlakını örnek göstermektedir.     

 

 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Gökkaya
Kırlangıçoğlu Oktay
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
İsmail Tekpınar
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Ekim 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net