24 Nisan 2017 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Down Sendromlu Çocuklara 23 Nisan’da Özel Program
Down Sendromlu Çocuklara 23 Nisan’da Özel Program
Vatanı ipotek Ettiriyorlar
Vatanı ipotek Ettiriyorlar
Kayıp Kızlarına Kavuşan Aileler Çok Mutlu
Kayıp Kızlarına Kavuşan Aileler Çok Mutlu
 Başpınar’da Evlenme Teklifi
Başpınar’da Evlenme Teklifi
  YAZARLARIMIZ
TÜRK YURDUNDA 3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ
03 Mayıs 2016 Salı Bu yazı 3582 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

“Irkçılara, Milletin mukadderatını kaptırmamak için Cumhuriyetin bütün tedbirlerini alacağız” “Türkiye'nin ırkçı ve Turancı olması lâzım geldiğini iddia edenler, hangi millete faydalı, kimlerin maksadına yararlıdırlar? Türk milletine yalnız belâ ve felâket getirecek olan bu fikirleri yürütmek isteyenlerin Türk milletine hiçbir hizmetleri olamayacağı muhakkaktır.”                                                     İsmet İnönü - 19 Mayıs 1944

 

Anlayışına sahip iktidarın Türk milliyetçilerine nasıl davrandığını bizzat Alparslan Türkeş’ten dinleyelim; “3 Mayıs günü heyecanla sokağa fırlayan gençler kıyasıya dövüldüler. Kafaları yarıldı, gözleri patladı. Bazılarının kolları, kaburgaları kırıldı. O zamana kadar Milli Şef’in müsaade etmediği hiçbir gösteri yapılamazdı. Demokrasi, Eşitlik, Hürriyet, Gençlik... Bütün bunlar Türkiye’nin 1944 iktidarında hep palavradır. Halkın alkışları, gençlikten çıkacak “yaşa” naraları kayıtsız şartsız İnönü’nün tekelinde kalmalıdır.”

 

Atatürk’ün ölümünden sonra Türk Devleti ve Türk Milletine karşı bir kültürel savaş başlamış. Başlatılan bu savaş Türklüğe, Milli ve Manevi değerlerimize çok zarar veriyordu. O dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, bakanlıkta kadrolaşma hareketi başlatmış. Birçok solcu ve komünistler, okullara, üniversitelere ve önemli müesseselere yerleştirilmişti. Vatan haini olduğu herkesçe bilinen Sebahattin Ali, Ankara Devlet Konservatuarı’nın başına getirildi. Açıktan komünistlik propagandası yapan Gazete ve Dergiler devlet eli ile okullara girmeye başladı.

 
Bu durum büyük Dava adamı H. Nihal Atsız’ın gözünden kaçmadı. 1942 yılında TBMM’de yaptığı bir konuşmada; “Biz Türk’üz. Türkçüyüz, bizim Türkçülüğümüz bir kan davası olduğu kadar, bir vicdan ve kültür meselesidir” diyen dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na iki açık mektup yazdı. Bu mektuplar, H. Nihal Atsız’ın kendi çıkardığı ORHUN Dergisi’nde yayınlandı. Zamanın Cumhurbaşkanı İnönü, 19 Mayıs 1944’te Gençlik ve Spor Bayramı’nda “Turancılar, Türk Milletini komşuları ile düşman yapmak istiyor” diye Türk kamuoyuna açıklamalarda bulundu.


Bu konuşmadan cesaret alan Ulus Gazetesi Başyazarı Falih Rıfkı Atay’ın teşvikiyle Sabahattin Ali, Atsız’ı mahkemeye verdi. Önce Atsız tutuklandı, ardından diğer Türkçülerin tutuklanmaları başladı.
Atsız’ın evinde yapılan bir aramada o dönemde Üsteğmen olarak görev yapan Alparslan Türkeş‘in Atsız‘a gönderdiği mektup ve yazıları çıkınca, Türkeş de gözaltına alınmış ve Tophane’deki Askeri Cezaevi’ne kapatılmıştır.

Muhakeme sırasında Alparslan Türkeş ile Mahkeme başkanı arasında cereyan "Türk Birliği" konusundaki tartışma sırasında Türkeş'in geleceğe matuf şu ifade ve tespitleri oldukça dikkat çekicidir; " ..mesela, 1917'de olduğu gibi 1965'te veya 1990'da da Rusya'da bir ihtilal zuhur edebilir. O zamana kadar Türkiye harb endüstrisi bakımından da, ilim ve irfan bakımından da ilerlemiş bulunur ve Türkiye'nin de yardımı ile bu birliğe doğru yürünebilir..." diyerek ileri görüşlülüğünün göstergesi olmuştur.

Kimler Tutuklandı

 

Sırayla, Dünya çapında büyük ilim adamımız olan Ordinaryus Prof. Zeki Veli Toğan,

Bu vatan toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır,

Bir tarih boyunca onun uğrunda

 Kendini tarihe verenlerindir.

Diyen büyük vatan şairimiz Orhan Şaik Gökyay

Fethi Tevetoğlu, Necdet Sancar ve Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş göz altına alındılar. Daha sonra tutuklanan Türkçülerle beraber bu sayı 23’e ulaştı.

 

Türk tarihine “Irkçılık ve Turancılık” davası olarak geçen bu dava 26 Nisan 1944’te başladı. Fakat 3 Mayıs 1944’e ertelendi. 3 Mayıs 1944 tarihindeki duruşmada Türkçü Gençlik “Kahrolsun komünistler.” “Milliyetçi Türkiye” diye sloganlar attılar. Mahkeme salonuna giremeyen gençler Ulus Meydanı'na doğru yürüyüşe geçmişler burada milli marşlar söylenmiş ve komünizm aleyhine sloganlar atmışlardır. Kafile Ulus Meydanı'ndan sonra Başbakan Şükrü Saraçoğlu ile görüşmek istemişse de bunda başarılı olamamış, milliyetçi gençlerin gösterileri hükümet tarafından şiddetle önlenmiştir. Bu gösterilerde tutuklanan üniversiteli gençlerin sayısı 165 olarak tespit edilmiştir. Tek suçları vatanları ve Türklüklerini sevmek olan bu gençlere öyle işkenceler yapılmıştır ki, gözaltındaki genç Türkçülerin kafaları yarılmış, her yeri moraran gençlerin üstü başı kan içinde kalmış, kolları ve kaburgaları kırılmıştır.


Öz vatanında, milletine olan bağlılığı en açık bir şekilde ifade eden insanlar maalesef bu sevgisinin bedelini en ağır şekilde ödemişlerdir.

 

Tutuklanan Türk milliyetçileri tabutluk olarak adlandırılan ve tepelerinde 1500’lük ampullerin yandığı kırk santim genişliğinde, elli santim uzunluğunda ve iki buçuk metre yüksekliğinde beton oyukların içinde olmadık işkencelere maruz kalmışlardır.

 

Vatan Haini


Savcı Kazım Alöç hazırladığı iddianamede; Türkçüleri “Hain” ilan etmiştir. 3 yıl süren bu Dava, 3 Mayıs 1947 yılında Türkçülerin beraat kararı ile sonuçlandı.

 

ilk defa 3 Mayıs 1945 tarihinde Tophane Askerî hapishanesinde Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Nejdet Sançar ve Reha Oğuz Türkkan başta olmak üzere 10 mahkum tarafından anılan bugün Başbuğ Alparslan Türkeş de bu tarihi “Türkçüler Günü” adıyla kutlanmasını bizzat sağlamış hatta kendisinin ölümünden sonra da bu kutlamaların devam ettirilmesini vasiyet ettiği rivayet edilmektedir.

 

Türkçülüğün 3 Mayıs 1944’lerdeki süreci Türk Milletine karşı tehdit haline gelen Sovyet Emperyalizmine karşı oluşan milli direnci simgeler. Türkçülük bu yönü itibarıyla Milletinin bağımsızlığını, milli devletin devamlılığını, ülke topraklarının bütünlüğünü esas alan Atatürkçü iradeyi temsil eder. 

 

Türk Milliyetçileri AB’nin, ABD’nin, sözde kanat liderlerinin, dil, din, bayrak, vatan, şehadet kavramlarını sadece hamaset için kullanan tüm egemen güçlerin dayattığı ezberleri bu milletin hafızasından silecektir

 

3 Mayıs 1944’te ülkü devlerinin birer birer tabutluklarda işkence yapılışının 72. senesinde, o çileyi çekenlerin manevi mirasçılarıda aynı zorluklarla karşı karşıyadır. 2023’te Türk Devletini  lider ülke yapma sevdalıları öz yurdumuzda garip durumuna düşürüldük. 2.sınıf vatandaş konumuna alıştırılmadan, titreyip kendimize gelme zamanıdır.

 

Günümüzde ise Türklüğe hakareti suç olmaktan çıkaran düşünce milliyetçiliği ayaklar altına alan bir zihniyet ülkeyi yönetmekte ve siyasi rant kazanma adına milliyetçiliği ve şehitleri kullanmaktan geri durmamaktadır.

İçinde bulunduğumuz süreçte Türk Milleti bir yandan dışarıdan kuşatılmış öte yandan içerden manevi olarak çökertmek isteyen güç odaklarına karşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını bozdurmamak, Misak-ı Milli sınırlarından el çekmemek ve manevi unsurlarımız olan inançlarımıza, dilimize, tarihimize, kültürümüze sanatımıza karşı yapılan saldırıları engellemek için yeniden ayağa kalkışımızı sağlayacak bu günlere ihtiyaç var.

Türklük bayrağını dalgalandırmayı şeref bilmiş ülkü devleri, başta Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş, H.Nihal Atsız, Orhan Şaik Gökyay, Necdet Sançar, Fethi Tevetoğlu, Zeki Velidi Togan, Muzaffer Eriş, İsmet Tümtürk ve daha birçok Türk milliyetçisini Biz Türk gençliğine be kutlu ülküde topladıkları için rahmet ve minnetle anıyoruz.

 

                KAHRAMANLIK

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,

Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.

Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;

Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.

 

Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından

Koşar adım gitmeli onların arkasından.

Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından

İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

 

Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...

Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık;

Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık:

Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

 

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.

Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.

 Bunun için ölüme bir atılış gerektir.

Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...

 

Atsız Ata’nın bahsettiği Türklük kahramanlarına selam olsun,

Atatürk’ten sonra söndürülen Türklük ateşini fikri manada yeniden alevlendiren Atsız'a selam olsun, bu ateşi söndürmeden siyasete taşıyan Başbuğ Türkeş’e selam olsun.

 

Bugün Türküm demenin adeta suç sayıldığı bir ortamda Türküm diyen, Türklüğü’nden gurur duyan, Ne Mutlu Türküm demekten çekinmeyen Türk Milliyetçilerinin, Türkçüler günü kutlu olsun.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
İsa  -  03-05-2016 - 21:11
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK`ÜN yaktığı ateşi kimsenin söndürmeye gücü yetmez.Türkçülük ;Öyle Şerefli bir bayraktır ki, onu Vatanın her köşesinde dalgalandırmak her Türk \'ün ilk ve milli vazifesidir.G.Mustafa Kemal ATATÜRK.Şimdi dava adamları nerde.Milliyetçiyim deyenler şimdi nerde neyi savunuyor.Geçmiste takılmayı günümüzü konuşun.Geçmişte dava dava deyenler şimdi davanın neresindeler içindeler mi?Ne Mutlu Türküm Diyene diyebiliyorlar mı?Yoksa başka yerde başka alemde mi? Ne Mutlu Türküm Diyene.Ne mutlu davasını terketmeyene ne Mutlu Vatan Sevdalılarına ve Atasını atalarını unutmayanlara.Bu atasının ve atalarının yolunda yürüyenlere...
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Resul ERCAN
Yasin TAŞ
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Nisan 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net