22 Ocak 2017 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Fi Yaka Sitemi
Fi Yaka Sitemi
İş birliği planı oluşturuldu
İş birliği planı oluşturuldu
Önemli projeler üreteceğiz
Önemli projeler üreteceğiz
Yukarı Mahmutlar Yarıyıl Tatili
Yukarı Mahmutlar Yarıyıl Tatili
  YAZARLARIMIZ
OĞLUMDAN “ŞEHİDİM…”
30 Temmuz 2016 Cumartesi Bu yazı 4078 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Babası olduğum için gururun sonsuzunu yaşadığım oğlumun, daha çocuk yaşta ve mesleğini seçmeden yıllar önce yazdığı bir makaleyi paylaşacağım sizinle. Tamda polis olmuş, özel birimlerde görev yaparken kendi meslektaşları olan polislerin hain kurşunlarla şehit olduğu bu günde daha anlamlı bu yazısı.      

            Kan ağlıyor içim. Ellerim tutmuyor, gözlerim görmüyor, kulaklarım duymuyor. Kalbim atmıyor şehidim. Her şehit haberinde;

            Ben de tepesinde Neşet Ertaş konseri izlediğim babamı kaybediyorum, Her şehit haberinde;

Ben de eve girdiğimde kucağıma atlayan evladımı kaybediyorum. Her şehit haberinde;

Ben de hastalandığımda başımda sabahlayan annemi kaybediyorum. Her şehit haberinde;

Ben de beraber sokakta top oynadığım abimi kaybediyorum.

Zaten her şehitle birlikte ailesi de toprağa gömülmez mi şehidim? Sadece şehidin ruhu mudur göğe yükselen? Şehidin ailesinin bedeni mevcuttur evet, peki ya ruhları nerededir? Onlar da şehitleriyle çıkmazlar mı sonsuz yolculuğa?

            Ben çok küçükken cennetmekân Mikail astsubay’ın ailesini ziyaret ettiğimde anlamıştım şahadet şerbetinin ne demek olduğunu.

 Mikail amca babamın silah arkadaşlarındandı. Tanımazdım kendisini. Ama eminim aynı babamdı. Dağ gibiydi eminim. Şahadete kavuştuktan çok sonraları evini ziyarete gitmiştik Osmaniye’ye. Yenge ve çocukların hallerini hatırlıyorum. Tabi çocuk halimle hatırlıyorum. Yüce rabbim onlara öyle bir sabır, öyle metanet bahşetmişti ki.

            Evlatlarından benimle yaşıtta vardı. İkimizde ufacıktık. İkimizin gözünde de ‘en iyi araba kullanan, en iyi dövüşen, en çok kitap okuyan, en iyi oyuncakları alan, en yakışıklı, en dağ gibi’ baba kendi babamızdı.

Ama benimki yanımdaydı, günün sonunda alnıma öpücük kondurup ışığı kapatacak ve uyumamı bekleyecekti. Ama ya Mikail amcam. Peki ya akranımın babası nerede olacaktı.

            Ben şahadetin geride bıraktığı onuru da o ailede gördüm, şahadetin geride bıraktığı zorluğu da.

            Benim bir vatan evladı olarak, her şehit haberinde içi yanan bir genç olarak isyanım var. İsyanım asla vatan için kanını vermeye değil.

            Şahadet şerbetini günü geldiğinde kana kana içeceğim, biliyorum. İsyanım umursamazlığa, isyanım internetten haberlere bakarken; şehit haberini okuduktan sonra, hemen yan sekmeye kim kiminle ne yapmış haberleri açan ikiyüzlülere…

            Vatan için, İslam’ın yüzyıllardır bayraktarlığını yapan Türk milleti için, yüce dinimizin son sancağını taşıyan, son kalesini koruyan neslimiz için kan dökmekte kan vermekte farzdır.

Şahadette ödüllerin en büyüğü, mertebelerin en şereflisidir.

İsyanım; kahve köşelerinde vatan kurtaran, ancak çocuğunun eve kaçta geldiğini bilmeyen sarı bıyıklı ihtiyarlara.

            İsyanım; İsviçre 2. Ligindeki futbolcuların isimlerini ezbere bilmesine rağmen, vatana hizmet etme gayesi gütmeyen gençlere. Tek derdi karı-kız, pes-fifa, fener-cimbom olan aymaz oğlu aymazlara.

İsyanım; sabah çıkıp akşama kadar meydanlarda çekirdek çitleyen, akşam çıkıp sabahlara kadar içki içen şeref yoksunu neslimize.

Bize ne oluyor. Müslüman-Türk evladına neler oluyor. Müslüman’sak neden Müslüman gibi davranmıyoruz. Gavursak neden Müslüman’ım diyoruz. Türksek neden bu şuurla hareket etmiyoruz. Türk değilsek neden Türküm diyoruz.

Son sözlerim; İslam’ın son kalesinin Müslüman-Türk vatanı olduğudur. Bu sancağı koruyanlar müslüman-Türk evlatlarıdır.

            Ne yazıktır ki; Ortadoğu’da birbirini kesen katillerde, Washington’da otel kapatan İngiliz uşağı Suudi kralları da, fitne peşindeki acem elleri de İslam adına çalışmamakta, küffarın kuklalığından başka bir halta yaramamaktadır.

Ey şehidin canını verme sebebi olan Müslüman-Türk evladı; yaşın kaç olursa olsun, fark etmez…

Müslümanlığını yaşayacaksın, kuran-ı kerim’i elinden düşürmeyecek ve kılavuzun edeceksin. Türklüğünü koruyacaksın. Şehitleri unutmayacaksın. Elinden ne geliyorsa, en iyisini yapacaksın.

Şuurunu kaybedersen, nurunu kaybedersin. Nurunu kaybedersen, onurunu ve namusunu kaybedersin.

Allah Türklüğün yardımcısı olsun.

            Selam ve dua ile…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Nurdan Aslanli  -  22-10-2016 - 17:00
Bir paylasim; Sen bir torbadasın! Eşyaların torbaların içinde... Sizler bir şehidi hep al bayrağa sarılı bir tabutun içinde gördünüz. Peki siz bir şehidin nasıl taşındığını bilir misiniz? Şehit düştüğü yerden tabuta konacağı, al bayrağa sarılacağı, komutanlık töreninin yapılacağı alana hangi zorluklarla ve nasıl geldiğini? Çatışma toprağından, çamurundan, kayasından, molozundan, tozundan ve bunlara karışmış şehit kanından kaldırılıp, mermilerin roketlerin altında kucaklarda,sırtlarda pançolarda, çatışma sıcağı yol verirse sedyelerde sonra ciplerde,kobralarda,kirpilerde en nihayet helikopterlerde taşındığını bilmelisiniz. Fotoğraf o anlardan birine ait. Yer: Yüksekova Şehit helikopterin içinde, dipte, siyah torbada! Birazdan “Yüksekova’dan Van’a.” Helikopterin içinde şehidin ayak ucundaki kim peki? O’nun adı da; “Şehit Refakatçisi.\" O, şehit naaşının gideceği bütün yol boyunca şehidin ya ayak ucunca ya baş ucunda duracak. Şehidin naaşı ile birlikte şehitten geriye kalanları çantaların torbaların ya da sarı bir zarfın içinde ailesine teslim edecek. Şehidin cenaze namazı kılınırken de, devlet töreni yapılırken de, kabrine konurken de başından ayak ucundan hiç ayrılmayacak. Ama hep bir adım ötede, geride kenarda duracak. Şehidi uğurlayanlar, cenazesine katılanlar, siz onun kim olduğunu hiç bilmeyeceksiniz. O ise bu anlar boyunca hep, al damgalı şehidin sarılı olduğu al bayraklı tabuta bakacak. Gözlerini de hiç ayıramayacak. İstese bile! Ta ki şehit mezarına konup, üstü kapatılıp, son toprağı üstüne atılıncaya kadar. Sahadan mücadele alanlarından “Bir Nefes” olarak atılan son toprağa kadar, şehidin başında durmaya devam edecek. O da bir toprak atacak arkadaşının üstüne. Böylece “Bütün silah arkadaşları ve silah arkadaşlığı adına” yaptığı görevi sona erecek. Ve gidecek oradan.
Feride BAGLARIN  -  01-08-2016 - 09:11
Allah evlatlarımızı cümlenin evladı ile korusun kollasın ama eğer ölümünü bize gösterecekse, o acıyı yaşayacaksak bir gün bu haber ŞEHİT oldu haberi ile olsun. Gurur duyduğum oğlum demiş sayın yazar; Bizde gurur duyduk yazısını severek okuduğumuz bir insanın böyle evladı olduğu için.
ZAFER  -  31-07-2016 - 19:06
Elhamdülillah; o dönemki düşüncemiz neyse, bugünkü düşüncemiz de tam olarak budur. Yüce Dinimizin ve atalarımızdan kalan şanlı mirasın son kalesi olan bu topraklar için şehadete kavuşanların ruhu şad, mekanları cennet olsun. fitnecileri, küffarın kuklası olan vatan hainlerini RABBİM ıslah eylesin. olmuyorlarsa EL-KAHHAR isminin hürmetine Müslüman ümmetine ve Türk töresine zulmeden tüm zalimleri kahreylesin.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
AYTEN GÖKŞEN ŞENTÜRK
İdris Aykul
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Ocak 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net