21 Temmuz 2018 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolu demir parmaklıklara saplandı
Kolu demir parmaklıklara saplandı
Düğünde silah atanlara operasyon
Düğünde silah atanlara operasyon
Gariban Bırakılmasına Müsaade Etmeyeceğiz
Gariban Bırakılmasına Müsaade Etmeyeceğiz
Çelebi'ye Sıcak Asfalt
Çelebi'ye Sıcak Asfalt
  YAZARLARIMIZ
CAMİYİ YIK, ADALETİ YIKMA
01 Ekim 2016 Cumartesi Bu yazı 16977 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

İslam’ın ikinci halifesi Hz. Ömer’in(R.a) zamanın Şam Valisi Sad b. Ebi Vakkas’a;  hak sahibinden izin almadan yaptırdığı caminin akıbeti için ölmüş köpek kemiğine yazdığı “Vali! Vali! Camiyi yık. Adaleti yıkma!” cümlesini hatırlatarak başlamak istedim bu yazıma… 

Adaletin timsali olan dinimizin halifesi Hz. Ömer (R.a)’in tek cümlede özetlediği İslam’ın Hukuka bakış açısı ve devlet yöneticiliği kararı her müslümana örnek teşkil edeceği bir davranıştır.

Ülkemiz ve Milletimiz 15 Temmuz gecesi büyük bir badireyi Allah (C.C) İnayetiyle, Necip Türk Milletimizin gayretiyle başta Başkomutanımızın, Başbakanımızın, CHP ve MHP Genel Başkanlarımızın kararlı tutumlarıyla;  TSK ve Emniyet Teşkilatımızın ehliyetli, liyakatli, sadakatli mensuplarının vicdani fedakârlıklarıyla atlatmıştır.

İslam’a inanan Türkiye Misakı Milli sınırlarında yaşayan her Müslüman Türk’ün uyması gereken toplumsal yaşamın gerekçelerini oluşturan Adalet (Hukuk) her fert için geçerlidir. Aynı toplumda yaşayan bireyler olarak Adalet’i ihlal ettiğimizde başkaların haklarını gasp etmiş oluruz. Kul Hakkı olarak da tabir edilen bu haklar manzumesi Yüce Allah’ında hesap gününde karşıma “Kul Hakkı ile gelmeyin”  diye kullarını uyardığı önemli bir husustur. Ülkemizin en üst makamı olan Cumhur Reisliğinden başlayan toplumsal yaşam düzeni içerisinde vatandaşlık bağı ile ülkemizde ikamet eden her ferdin Hukuk Kurallarına uyma yükümlülüğü bulunmaktadır.  Fertler Hukuk Kurallarını ihlal ettikleri zaman karşısında Devlet’i ve bunun yaptırım organlarını bulurlar.

Devleti oluşturan millettir. Toplumsal yaşamın gereği olan Kanunlara uymayanlar suçlu (sanık) konumunda bağımsız yargı tarafından cezalandırılırlar. Toplumsal düzenin sağlanması milletin oluşturduğu DEVLET eliyle sağlanır. Devleti yıkmak için, devlet düzenini değiştirmek için, devleti yöneten organlarını yok etmek amacıyla teşkilatlanmak, örgüt kurmak; Anayasamıza ve kanunlarımıza göre suç teşkil etmektedir. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 309 ve 311. Maddeleri bu suçun tarifini ve cezai müeyyidesini açıklamaktadır. 314. Maddesi ise Silahlı Örgüt kurmanın, 316. Maddesi ise suç işlemek için anlaşmayı(örgüt kurmayı) tariflemekte ve cezası müeyyidesi belirtilmektedir. Suç işleyen elbette ki cezasını çekecektir, çekmelidir de!.

Doğru olan, Taptuk Emrenin Dergâhına odun taşıyan Yunus gibi olmak; doğru odunu taşımak olmalıdır. Devlet düzeni içerisinde oluşan aksaklıkları da Hukuk yoluyla Adaletle çözmek gerekir. Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin yönetim şeklini;  “Hâkimiyet bilâ kayd-u şart Milletindir” ifadesi özetler. Bu ifade Türk Milletinin de karakterinin belirleyicisidir. Milletimiz her daim Tek Allah’a inanmış, hür ve bağımsız kendi kurduğu Devletinin hâkimiyeti altında yaşamıştır. Necip Türk Milleti daima İlay-ı Kelimetullah Davasını anlamak, anlatmak ve yaşatmak için “Tam Bağımsız” olmanın mücadelesini vermiştir.  İkibin yıllık tarihi hafızamız bunun ispatıdır…

Bin Yıldır yaşadığımız Anadolu topraklarının milletimiz gibi iki değişmez kaderi vardır. Birincisi DEPREM, ikincisi SAVAŞ ‘tır. Her iki olguda önce “yıkılışı” sonra “dirilişi” da ifade eder. Deprem doğal bir felakettir. Kaçınılmaz kaderdir. Savaş ise İnsanlık felaketidir. Kaçamadığınız sondur. Her iki olgunun da başlangıcı yıkım, yıkılıştır. Her iki olgunun sonunda İnsan kalan parçaları ile yeniden varoluş mücadelesini başlatır. Yeter ki İnsan her iki olgudan doğan sonuçları kendisine ders alacak aklını kullanacak örnekler, öğütler olarak görebilsin…

Anadolu yurtluğun da yaşadığımız süreç içinde milletimizin başından çok olaylar geçmiştir. Bu olaylar karşısında Türk Milletinin durumu; geçmişinden ders alarak yeniden diriliş olmuştur. Büyük Selçuklu Devletinin yıkılarak beyliklere dönüşülmesi böyledir. Beyliklerin birleşerek Osmanlı İmparatorluğunu meydana getirmesi, Osmanlının küçülerek Türkiye Cumhuriyetinin doğuşu böyledir.

Devletler kurup, devletler yıkan Türk Milletinin iki büyük özelliğinden ilki; hürriyet ve bağımsız yaşamak olgusudur. İkincisi ise Zalimin zulmüne isyankâr olmak ve mazlumun hakkını savunmaktır. Her iki dünyevî ve uhrevi davranışı yerine getirirken dikkat ettiği husus  “Adaletli Olmak” ilkesini çiğnememektir. Zaman içerisinde Milletimizin Yöneticilerinin ve fertlerinin bu ilkenin dışına taştığı görülmüşse de kısa sürede kendilerine gelerek fabrika ayarlarına döndükleri görülmüştür.

15 Temmuz’da Milletimiz Allahın İnayetiyle büyük bir badireyi atlatmıştır. Fetö/Pdy Terör Örgütünün kalkışmasına tanık olan Anadolu toprakları, bu kalkışmayı da Türk Milletinin cesur ve asil duruşu ile Çanakkale’de,  Dumlupınar’da, Sakarya’da kısaca Kurtuluş Savaşında olduğu üzere bertaraf etmeyi bilmiştir. Necip Milletimin Kurtuluş Mücadelesi sonunda “Yeniden Diriliş Dönemi-Yenikapı Ruhu Dönemi” başlamıştır. Elbette ki Devletimiz atlatılan bu badireden sonra Hârici ve Dâhili bedhahların temizliğini yapacaktır. Fetö, Pkk, Daeş, Pyd v.b gibi Türkiye Cumhuriyetimizin bağımsızlığına ve hürriyeti ile vatan topraklarına göz diken Hain Terör Örgütlerini dışarıdan destekleyen üst akıllarını, onun ülke toprakları içerisindeki Vatan Haini maşalarına en ağır cezaları verecektir.

İnancım ve imanım o yöndedir ki;  Başkomutanımızın ifadesiyle, “At izi, it izine karışmış” olsa da hak ve hukuk çerçevesinde 15 Temmuz Fetö/Pdy Terör örgütünün tahribatları en kısa sürede giderilecek, olaylar nedeniyle incelemeye alınanlar en detaylı şekilde araştırılarak aileler mağdur edilmeden neticeye varılacaktır. Akıllarını Fetö, Pkk, Daeş, Pyd v.b gibi Terör Örgütlerinin emrine vermiş vatan hainlerinin cezası yetkili makamlarca en ağır şekilde cezalandırılacaktır. 15 Temmuz kalkışmasıyla bağlantısı bulunanların cezasını Türk Milleti Adına karar verme yetkisi bulunan bağımsız Türk Mahkemeleri verecektir. Olayla ilgisi olmayan ya da iftiraya uğramış vatandaşlarımızın da en kısa süre içerisinde yetkili makamlarca değerlendirilerek mağduriyetlerinin giderileceği inancını taşıyorum…

Tarihi geçmişi ile Hakka ve Hukuka bağlılığını ispat etmiş bulunan Necip Türk milletimiz bu badireyi de en az zararla atlatacaktır. Bunun emareleri görülmeye başlamıştır. Şöyle ki; 29 Eylül tarihli Ulusal Basın da yansıdığı üzere 15 Temmuz Fetö/Pdy Terör Örgütü yapılanması nedeniyle tutuklanan Tümgeneral Gürsel Öztürk’ün ve Tuğgeneral Ahmet Biçer’in suçsuzlukları mahkemelerce kanıtlanmış, iade-i itibar yapılarak görevlerine iade edilmiştir. Sn. Başbakanımız Binali Yıldırım’ın emri ile kurulan 81 İldeki itiraz komisyonlarına müracaatlar devam etmektedir. Bunlar olumlu gelişmeler olarak kamuoyuna yansıyan bilgilerdir.

71.ci BM Konseyi açılışında bir konuşma yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Dünya Milletlerine yaptığı konuşmasıyla hem ders vermiş, hem de Türk Milletinin iç ve dış düşmanlarınca yapılacak taarruzlara karşı hazırlıklı olduğunu ve bu tür Terör Hadiselerinin Türk Milletini zayıflatmayacağını aksine Millet olarak birbirine daha da bağdaş, mücadeleci olma özelliğini ortaya koyacağını gururla ifade etmiştir. 

Sn. Cumhurbaşkanımızın o konuşmasından aldığım üç pasaj bu yazımda anlatmak istediğim ve Türk Milletimizin ortak duygu ve düşüncelerini yansıtmaktadır. Tavsiyem;  Sn. Cumhurbaşkanımızın 71. BM Konseyinde yaptığı konuşma metnini defalarca okumanızdır. Sn. Cumhurbaşkanımızın o konuşmalarının üç kısa pasajını siz değerli okuyucularımın bilgilerine sunuyorum:

“Türkiye olarak 15 Temmuz darbe girişimi gecesi FETÖ, 241 vatandaşımız şehit etti, 2 bin 194 vatandaşımızı yaraladı. Parlamento binamız, Cumhurbaşkanlığı külliyemiz bombalandı. Bu darbe girişimi milletimizin demokrasisine, hükümetine ve anayasal düzenine sahip çıkmasıyla bertaraf edildi. Şayet bugün karşınızda bulunuyorsam milletimizin işte bu cesur ve asil duruşu sayesindedir…”

"Meselenin başından beri tüm insanlığın sorunu olduğu inancıyla, bölgesel ve küresel güçlerle işbirliği yapmaya özen gösterdik. Akrabamız ve komşumuz Suriyelilerin bu kıyametine sessiz kalmadık, kalmayacağız. 3 milyon mülteciye bizler hiçbir etnik mezhep veya din ayrımı gözetmeksizin kucak açtık…”

"Güvenlik Konseyi'ni, temsil niteliği güçlendirilmiş, daha demokratik, adil, şeffaf ve etkin kılacak kapsamlı bir reform üzerinde mümkün olan en geniş uzlaşmayı sağlamalıyız. Birleşmiş Milletlerin reforme edilmesi gerekir. Özellikle barışı koruma ve inşa faaliyetlerinin daha etkin hale getirilmesi konusunda Genel Sekreter Ban Ki-Mun önderliğinde atılan adımları takdirle karşılıyoruz. Bununla birlikte uluslararası barış ve güvenliğin temininden sorumlu ana organ olan BM Güvenlik Konseyi reforme edilmekçe bu çabaların tam manasıyla amacına ulaşamayacağı açıktır. İşte bu sebeple, 'Dünya 5'ten büyüktür" gerçeğini her fırsatta, uluslararası kamuoyuna hatırlatıyoruz hatırlatıyorum.”

Sağlıcakla Kalın…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
İsmail Tekpınar
Hakan Öztürk
Seyfettin Çetiner
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Temmuz 2018 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net