19 Eylül 2018 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Aşağı Mahmutlar BEREKETlendi
Aşağı Mahmutlar BEREKETlendi
Kırıkkale Benim Evim
Kırıkkale Benim Evim
Özel Gazi'nin  Cambrıdge Başarısı
Özel Gazi'nin Cambrıdge Başarısı
112’yi Gereksiz Arama, Hayat Karartma
112’yi Gereksiz Arama, Hayat Karartma
  YAZARLARIMIZ
LOZAN
08 Ekim 2016 Cumartesi Bu yazı 9634 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Son günlerin modası haline gelen Lozan Barış Anlaşması çerçevesinde eski bilgilerimizi tazelemek, konu hakkında ayrıntıları incelemek amacıyla bir dizi araştırma yaptım. Araştırma neticesinde haddim olmayarak doğruluğuna inandığım ve tarihçilerin eserlerinden teyit ettiğim bazı bilgileri siz değerli okuyucularımın konu ile ilgili dağarcıklarına bir nebze katkı olur ümidiyle sunmak istedim.

Lozan Barış Anlaşması 24 Temmuz 1923’de İsviçre’nin Lozan şehrinde TBMM Temsilcileri ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya temsilcileri arasında Leman gölü kıyısındaki Beau-Rigave Palece’ta imzalanmıştır.

Lozan Barış Anlaşması hemen toplanılmış ve temsilcilerce imzalanmış bir anlaşma değildir. Anlaşmanın hazırlık aşamasından sonra heyetlerin anlaşmaya çağrılması ile süreç başlamıştır.

İtilaf Devletleri Lozan’da TBMM Temsilcilerini güç duruma düşürmek ve üzerilerinde baskı kurmak amacıyla İlk toplantıya İstanbul Hükümetini de davet etmeyi unutmamışlardır. Taktik savaşları başlamış, bunun üzerine TBMM 1 Kasım 1922’de toplanarak Saltanatı itilaf devletlerinin oyununu bozmak için kaldırmıştır.

Lozan şehrinde başlayan görüşmeler de İtilaf Devletleri temel konular üzerinde zorluk çıkarmaları üzerine Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Türk Ordusuna savaş hazırlığı emrini vermiş, TBMM Temsilcilerini geri çağırmıştır.

Sovyetler Birliği yeniden bir savaş çıkması durumunda Türkiye Devletinin (TBMM) yanında olacağını bütün dünyaya duyurmuştur.

Kesilen görüşmeler İtilaf Devletlerinin yeniden daveti ile 23 Nisan 1923’te tekrar başlamıştır.

24 Temmuz 1923 yılında Lozan’da bulunan ülke temsilcilerinin imzalanmasıyla netleşen Lozan Barış Anlaşması katılımcı Devletlerin ülke meclis onaylarından sonra 6 Ağustos 1924 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

12 Ada 1911 yılında Osmanlı Devletinin Uşi anlaşması ile İtalyanlara, Ege Adaları ise Osmanlı Devletinin Balkan Harbi yenilgisi sonucunda Yunanistan’a İstanbul Hükümetince terk edilmiştir.

Emperyalist Devletlerin Lozan’da oyunlarını bozan Başkomutan Mareşal Mustafa Kemal paşadır.

Lozan Barış Anlaşması Türkiye Devletinin (TBMM) ilk defa Dünya Devletleri tarafından kabul gördüğü ilk anlaşma özelliğini taşır.

Lozan’da görüşülen ve çoğunluğu Yeni Türk Devleti lehine sonuçlanan kararlara gelince:

Türkiye-Suriye Sınırı: Fransızlarla imzalanan Ankara Anlaşması'nda çizilen sınırlar kabul edilmiştir.

Irak Sınırı: Musul ve Kerkük üzerinde antlaşma sağlanamadığı için, bu yerlerin yönetimi BM tespit edeceği bir yönetime bırakıldı. Musul ve Kerkük 1925 yılında İngilizlerin oyunlarıyla başlayan Şeyh Said Ayaklanması sonucunda, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Musul ve Kerkük’ün güvenliğini sağlayamayacağı endişesiyle yönetim heyeti tarafından Musul ve Kerkük’ün yönetimi 1926 yılında İngilizlere bırakıldı.

Türk-Yunan Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda belirlenen şekliyle kabul edildi. Meriç Nehri'nin batısındaki Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy, Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verildi.

Adalar: Gökçeada ile Bozcaada özerk bir yönetime tabi tutulmak şartıyla (Türkiye antlaşmanın bu maddesini uygulamadı) Türkiye'de, diğer Ege Adaları İtalya'ya kaldı. İtalya'nın Türk sınırına yakın adaları silahsızlandırması kararlaştırıldı. Sevr Antlaşmasıyla Oniki Ada İtalya'ya diğer adalar Yunanistan'a bırakılmıştı. Oniki Ada ve Rodos 1945 yılında müttefiklerin eline geçti ve Nisan 1947'de resmen Yunanistan'a teslim edildi.

Türkiye-İran Sınırı: Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasında 17 Mayıs 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'na göre belirlenmiştir.

Kapitülasyonlar: Tamamı kaldırıldı.

Azınlıklar: Lozan Barış Antlaşması'nda azınlık, Müslüman olmayanlar olarak belirlenmiştir. Tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtildi. Antlaşmanın 40. maddesinde şu hüküm yer almıştır: "Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, hem hukuk bakımından hem de uygulamada, öteki Türk uyruklarıyla aynı işlemlerden ve aynı güvencelerden yararlanacaklardır. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapma konularında eşit hakka sahip olacaklardır." 

Batı Trakya'daki Türklerle, İstanbul'daki Rumlar dışında, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türklerin mübadele edilmeleri kararlaştırıldı.

Savaş tazminatları: İtilaf Devletleri, I. Dünya Savaşı nedeniyle istedikleri savaş tazminatlarından vazgeçtiler. Sadece Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç bölgesini verdi.

Osmanlı'nın borçları: Osmanlı borçları, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye'ye düşen bölümün taksitlendirme ile Fransız frangı olarak ödenmesine karar verildi. Düyun-u Umumiye idare heyetinde bulunan yenik Alman İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu devletlerinin temsilcileri idare kurulundan çıkartılmış ve kurumun faaliyeti devam ettirilerek antlaşmayla birlikte yeni görevler verilmiştir. (Lozan Barış Antlaşması madde 45, 46, 47...55, 56).

Boğazlar: Boğazlar, görüşmeler boyunca üzerinde en çok tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna göre askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazlardan geçebilecekti. Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturuldu ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altında sürdürülmesine karar verildi. Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı. Bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir.

Yabancı okullar: Eğitimlerine Türkiye'nin koyacağı kanunlar doğrultusunda devam etmesi kararlaştırıldı.

Patrikhaneler: Dünya Ortodokslarının dini lideri durumundaki patrikhanenin siyasi yetkilerinden arındırılarak İstanbul'da kalmasına izin verildi.

Lozan Barış Anlaşması’nın imzalanmasından sonra Dünya Kamuoyunda ki yansımalarına gelince:

Lloyd George, 28 Temmuz 1924 tarihinde Daily Telegraph gazetesine verdiği röportajda Lozan hakkında şu yorumu yapmıştır: “Uygarlığın başarısızlığı… Her şey sona erince İsmet’in gülümsemesine şaşmamalıdır. Ankara’dan alınan haberlere göre barış orada büyük bir Türk zaferi olarak karşılanmıştır ve gerçekten de öyledir…” (Salahi Sonyel – Gizli Belgelerle Lozan Konferansının Perde Arkası Türk Tarih Kurumu, 2006 s.209)

 

İngiliz Sir, Andrew Ryan’ın Lozan hakkındaki yorumu Lloyd George’dan daha ağırdır. Andrew Ryan Lozan için ‘’onursuz anlaşma’’ diyerek şu yorumu yapmıştır:  “Lozan’da onursuz bir barış imzaladık. Bu İngiltere’nin şimdiye dek imzalamış olduğu antlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu ve en kötüsüdür.” (Salahi Sonyel – Gizli Belgelerle Lozan Konferansının Perde Arkası Türk Tarih Kurumu, 2006 s.214)

 

İngiliz tarihçi, Arnold Toynbee nin Lozan hakkındaki yorumu da kesin bir Türk zaferi olduğudur.  Arnold Toynbee nin yorumu şöyledir: “Lozan’da Müttefikler Türk ulusçularının yaklaşık olarak tüm taleplerine boğun eğdiler. Dünya şaşılacak bir manzarayla karşılaşmıştır: Yenilgiye uğratılmış ve görünürde yıkılmış olan bir ulus, yıkıntıların üzerinden yükselerek kesinlikle eşit koşullar içerisinde dünyanın en yüce uluslarının önüne çıkarak, I. Dünya Savaşı’nın aşağılanmış olan muzafferlerinden hemen hemen her ulusal dileğini kazanmıştır…”  ( 91. Yıl Dönümünde Lozan, Türkiye Barosu Yayınları 2014 s.53)

 

Lozan’ı Türk zaferi olarak gören sadece İngilizler değildir. Fransızlar da Lozan için ‘’Hilalin Haç’a büyük darbesi’’ yorumunu yapmıştır. 25 Temmuz 1924 tarihli Fransız Eclair gazetesi Lozan hakkında şu yorumu yapmıştır: “Hilal, Haç’a böylesine bir yenilgi darbesi indirmemiştir. Batı’nın saygınlığı toprak olmuştur ve uygarlık, barbarlığın önünde eğilmektedir… Fransa’yı bu aşağılayıcı duruma getirmiş olan Franklin Bouillon, parlamentoya üye seçilmiştir.” (Salahi Sonyel – Gizli Belgelerle Lozan Konferansının Perde Arkası Türk Tarih Kurumu, 2006 s.208)

Yukarıda aktardığım bilgiler hemen herkesin kolaylıkla ulaşabileceği bilgilerdir. Milletçe okuma özürlü olmamız nedeniyle anlatılanlara itibar edip tarih sayfalarını karıştırma zahmetine dahi katlanmadığımız, teyit mi? O nedir dediğimiz bilgilerdir. Sürçü lisan etmişsek, haddimizi geçmişsek af ola…

Yazımı,  Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu veciz sözleriyle bağlamak istiyorum: “Tarihine ehemmiyet göstermeyen milletlere, tarihleri merhametsizdir.”

Sağlıcakla kalın.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Öztürk
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  19 Eylül 2018 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net