17 Ocak 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Her şey Kırıkkale için
Her şey Kırıkkale için
Kitabını al adliyeye gel
Kitabını al adliyeye gel
Siyasette Rol Oynamak İstiyorum
Siyasette Rol Oynamak İstiyorum
15 Temmuz Kahramanları Kırıkkale’de
15 Temmuz Kahramanları Kırıkkale’de
  YAZARLARIMIZ
Liyakat mı Biat mı?
12 Ekim 2016 Çarşamba Bu yazı 4119 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Liyakat; Yeterlilik, kifayet, layık olma, yaraşırlık yani bir şeye layık olma halidir. Bir toplumun ilerlemesi ve gelişmesinde ki en önemli kavramlardan biridir. Layık olmaya dayalı, çalışanın hakkını aldığı, kayırmacılığın olmadığı bir düzendir.  Liyakatin ön planda olduğu düzende insanın sisteme olan güveni artar. Daha iyi işler yapmak için motivasyonu artar.

 

İşe ilk girişte, ihalelerde, bürokraside görev din, mezhep, memleket, görüş ayrılıkları gözetilmeden hak edenlere verilmelidir. Kısacası liyakat oturduğun koltuğu doldurmaktır. Ama bunun “kıç ölçüsü” ile ilgisi yoktur.

 

Hak etmediği makamlara atanan kişiler atayanın “kulu” olacakları ve  “koltuğundan şeref aldıkları” için yaptığı işlerde “şerefsizce” davranabileceklerdir. Yani liyakatin olmadığı yerde ”biat” olacaktır.

 

Liyakat istiyorsan eğer,  Sınavları herkesin duyabileceği şekilde açacaksın; Yerel bir gazetenin iç sayfasında minik bir ilanla sınav duyurusu yapmayacaksın.

 

Herkes sınavlara başvurabilmelidir; Sınav başvurularında öyle kriterler konuyor ki neredeyse “Damda gezer miyav der” tarzı şartlar içermektedirler.

 

Mülakatta saçma sapan sorular sormayacaksın; Mülakatta ucu açık sorular  ile insanlara yalan söyletiyor, sadece istediğiniz cevapları alıyorsunuz.

 

Liyakat esasına göre hareket etmek aynı zamanda dinimizin de emridir. “İşi ehline veriniz” anlayışı torpil ve iltiması reddeder. Liyakatle ilgili en güzel kıssayı peygamberimizin hayatında görüyoruz. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “İş ehli olmayana tevdi edildiği zaman, kıyameti bekle.” (Buhari)

 

Mekke'nin Fethinden önce Mekke'nin anahtarı Osman Bin Talha’dadır. Kendisi Kâbe’nin temizliğini, bakımını yapar. Peygamberimiz içeri girmek istediğinde Hz. Ali anahtarı ondan alır ve içeri girerler. Bu esnada Osman Bin Talha Müslüman değildir. O esnada Peygamberimizin amcası Hz. Abbas Kabe’nin anahtarının kendisine verilmesini rica eder. Peygamberimiz de anahtarı amcasına verir. O esnada bir ayet iner. Ayette şöyle buyrulur: “Allahü teâlâ size emanetleri ehline vermenizi emreder...” (Nisa,58). Bunun üzerine Peygamberimiz anahtarı henüz Müslüman olmayan birisine yani Osman Bin Talha'ya verir. Peygamberimiz "Ey Osman! İşte kâbe’nin anahtarı! Bu gün iyilik ve vefa günüdür. Sen cahiliye zamanında bu vaizfeyi layıkıyla yaptın, inanıyorum ki şimdi daha güzel şekilde yaparsın…” buyurdular ve anahtarı herkesin huzurunda ona teslim etti. Bu büyüklüğü gören Osman Bin Talha Müslüman olur.

 

İşte; Peygamberden ders almayan zihniyet tarihten de ders almıyor maalesef. Benim adamım anlayışı ile Kapıkulu ocağını dolduran Osmanlı’nın başına bela olan yeniçeriler misali  tarihten ders almayan devlet ricali aynı belayı bugünde başımıza bela etmişlerdir. Bunun yanında suçlu suçsuz yeniçeriyi topa tutan zihniyet ile bugün “at izi ile it izini” karıştıran zihniyet arasında da pek fark yoktur.

 

Duamız milli birlik ve beraberliğimiz, ülkemizin birliği ve dirliği için yeni mağdurlar, mazlumlar oluşturulmamasıdır.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
OKTAY KIRLANGIÇ  -  17-10-2016 - 13:00
ŞEVKET HOCAM: NE DİNİMİZDEN DERS ALIYORUZ ve NE DE TARİHİMİZDEN! TARİH KONULARINDA YAZINIZA FİKİR SERDETMEK HADDİM DEĞİLDİR. TOPLUMU BU HALE GETİRENLERDE NE YAZIK Kİ \'\'TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR!\'\' BİLGİSİNDEN MAALESEF BÎHABERLER. YA DA MENFAATLERİNDEN İŞLERİNE ÖYLE GELDİĞİ İÇİN BÖYLE OLUYOR! \'\'EKMEĞİ EKMEKÇİYE VERECEKSİN ÜSTEDE BİR EKMEK VERECEKSİN\'\' ATASÖZÜMÜZ BOŞUNA MI SÖYLENMİŞ! SAYGILAR.
Mehmet  -  15-10-2016 - 19:18
Yazınıza katılmamak elde.Güzel bir yazı ama bundan ibret alıyor muyuz?Millet olarak sizce.Liyakat heryerde olmalı buna değil mi?
ercan  -  13-10-2016 - 07:49
Güzel bir konuya değinmişsiniz hocam, tarih bu konuda bir çok acı örneklerle doludur. Allah ülkemizi böylesi hatalara düşmekten esirgesin.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Semih Çeltik
Fazlı GÜVENTÜRK
Şevket ÖZSOY
İsmail Tekpınar
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  17 Ocak 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net