24 Şubat 2017 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Türkiye’nin Kaderi
Türkiye’nin Kaderi
Sahip çıkın
Sahip çıkın
Öğrencilere Müjdeli Haber
Öğrencilere Müjdeli Haber
Umut demek:Çaba Göstermektir
Umut demek:Çaba Göstermektir
  YAZARLARIMIZ
YÜZ YILIN HESAPLAŞMASI
18 Ekim 2016 Salı Bu yazı 6715 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Türkiye artık eski Türkiye değil, bunu bütün dünya iyice öğrendi. Bu nedenle küresel güçler son 4-5 yıldır üzerimize daha sert hamlelerle geliyorlar. Ekonomi piyasasına parasal hamleler, PKK'nın tonlarca bombalarla gerçekleştirdiği kitlesel katliam eylemleri, 6-8 ekim olayları, Gezi eylemleri, 17-25 Aralık operasyonları, MİT tırlarına operasyonlar, PKK'nın hendekli eylemleri ve ardından en büyüğü FETÖ'cülerin 15 Temmuz darbe girişimi. Bütün amaç Türkiye'yi mevcut sınırları içinde ve eskiden olduğu gibi avuçlarının içinde tutabilmekti. Bu konuya geçen yıl "Hendekten ötesi Musul" yazımda değinmiştim. Çünkü Irak ve Suriye'de sonun başlangıcı yaklaşıyordu. Yüz yıllık sömürge kazanı kaynamaya başlamış, petrol ve doğalgaz zengini bu bölgeyi yüz yıl daha sömürmek için bölgeye yeniden bir çekidüzen verilmesi gerekiyordu. Haçlı-Siyonist koalisyonu bunun için yıllardır bu bölgeleri kukla yöneticilerle ve maşa terör örgütleri ile yönetiyorlardı. Ancak Türkiye'nin yıllardır hapsolduğu kabuğundan çıkarak bölgedeki askeri ve siyasi hamleleriyle bütün hesapları alt üst ediyor, planları bozuyordu. Türkiye'nin Musul-Başika'ya konuşlandırdığı askeri birlikleri ve kararlı hamleleri Musul üzerindeki ABD ve İran'ın Şii merkezli planlarını bozuyordu. Haliyle buna hazır olmayan küresel güçler ise PKK, FETÖ ve DAEŞ hamleleriyle daha sert ve caydırıcı bir şekilde yükleniyorlar.

            ABD ve İran'ın medya karşısında birbirlerine en ağır ithamlarla saldırılarına bakmayın, ABD'nin bölgede en büyük destekçisi İran'dır. Bağdat hükümetinin İran yanlısı Şii yönetiminin son günlerdeki demeçleri de bunun en büyük göstergesidir. Kaldı ki İran ve ABD'nin bölgedeki hamlelerine dikkat edilirse, gerek Musul gerekse Suriye'deki silahlı Şii milis hareketleri konusunda üstü kapalı bir paralel hareketin olduğu gözlemlenecektir. Yıllardır ABD ve koalisyon kuvvetlerinin Suriye'deki hava harekatlarında, İran'ın Suriye'ye gönderdiği silahlı Şii milislerin hiç bir unsuru kazara bile hedef alınmamış vurulmamış olması bunun göstergesidir. Öte yandan Musul operasyonunda ise İran destekli Şii milis örgütü Haşdi Şaabi ile PKK ve PYD'nin de içinde yer aldığı Şii ağırlıklı Bağdat askerleri ile ABD komutasında bir kurtarma harekatı planlanmakta böylece Şii milis gücü, PKK ve PYD bölgede kurtarıcı güç olarak dünyaya gösterilecekti. Bu plan; özellikle Muharrem ayında, şiilerin kerbela hadisesi hassasiyetleri bahanesiyle sunnilere karşı nefretlerinin hat safhaya çıktığı bir zamanda planlanmış olması, ABD (arka planda İngiltere) Irakta Şii kartını öne sürerek olası bir Şii-Sunni çatışması, hatta Daeş'le çatışma bahanesiyle Musul'da bir sunni Arap ve Türkmen katliamı yapılması planlandığı açıkça ortaya çıkmıştır. Bu plan dahilinde Türk askerinin şii milislere direk mudahalesi ile olası bir İran-Türkiye çatışması bile hedeflenmiştir.

            Bütün bu planları Türkiye'nin erken hamlesi bozmuştur. Türkiye Irak yönetiminin ve Barzani'nin talebi üzerine Musul'un 10 km kadar yakınındaki Başika bölgesine asker konuşlandırıp Musul'a müdahale sinyalleri verince, bölgede dengeler Türkiye lehine değişmeye başlamıştır. ABD, İngiltere ve İran baktı ki dengeler değişiyor, Irak yönetimine Türkiye'nin bölgeden çıkması konusunda demeçler verdirmeye başladılar. Konuyu BM taşıdılar ama yne de Türkiye geri adım atmadı ve Musul'a operasyon yapacağını açıklayınca ABD Musul harekatını erkene almak zorunda kaldı. Geçen gün Lozanda yapılan tolantıda Türkiye; silahlı Şii milislerinin Musul'a girmesi halinde Türk askerinin müdahale edeceğini öne sürünce PKK/PYD destekli Şii hamlesi sekteye uğradı. Halen göstermelik olarak ABD ve Fransa Musul çevresindeki sözde DAEŞ mevzilerini ateş altına almışlardır. Amaçlarının DAEŞ'i yok etmek veya bölgeden çıkarmak değildir. Suriye gerçeğinde olduğu gibi Irak'ta da Sünni kesim oğunlukta ve iktidara gelmemeliydiler. Çünkü Şii yönetimi eliyle kaos ortamının devam etmeli, bu sayede DAEŞ terör örgütü aracılığı ile bölgeden 15-20 dolardan alınan petrol sömürülmektedir.   

            Sevgili okurlar, gerek Suriye'de gerekse Musul konusunda Türkiye'nin yaptığı askeri ve politik hamleler bölgeye endeksli diğer planları sekteye uğratmış, ABD ve koalisyon güçlerince yeniden durum değerlendirmesi yapılmasını gerektirmiştir. Özellikle Türkiye'nin bölgede eğitip donattığı sünni Arap-Türkmen ve Peşmerge kuvvetlerinden müteşekkil Haşdi Vatani kuvvetleri ise bölgede büyük bir Musul harekatına girmeye hazır oldukalrını göstermişlerdir. Bunun sonucu olarakta bölgede Türkiye'nin onaylamadığı harekat planlarının uygulanabilirliği kalmamıştır. Çünkü karşılarında 1923 Lozan'da olduğu gibi zarf atıp kandırabilecekleri yanlarında yahudi danışmanıyla tecrübesiz siyasetçi değil, tarihten ders almış, Musul-Kerkük ve Halep konusunda hassas, her türlü siyasi ve askeri hamleye hazır Türkye yönetimi ve Türk Silahlı Kuvetleri vardır. Türkiye, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu duyurmakla beraber, 1923'te bir şekilde Misak-ı Milli sınırları dışında bırakılan Musul, Kerkük ve Halep konusunda ki hassasiyetini dile getirmiş, bu uğurda yüz yılın hesaplaşmasını yapmaya hazır olduğunu vurgulamıştır. Hatta bu uğurda gerekirse savaşa girmekten çekinmeyeceğini deklare etmiştir. Tabi illa ki durduk yere savaşalım demiyoruz ama tarihsel süreç göstermiştir ki bazen en iyi savunma yöntemi saldırıdır.

            Bu arada bir çekincemi de belirtmek istiyorum. Fırat Kalkanı harekatı başlayalı dikkat edilirse DAEŞ'in karşı hamleleri hep cılız kaldı. Küçük gruplarla nokta saldırılarla Türk Askerinin gücünü aylardır yokluyorlar. Sayılarının  15 bin civarında olduğu ve ellerinde son model ABD silahlarının da bulunduğunu değerlendirirsek, bu geri çekilmelerin ve ufak çağlı saldırıların beklenmedik bir anda büyük bir ani saldırıya dönüşeceği fazla uzun sürmeyecektir. Böyle bir saldırıya hazırlıksız yakalanmak Allah muhafaza ağır zaiyatlara sebebiyet verebilir. Bu nedenle hava destekli çok sıkı güvenlik ve istihbarat önlemlerinin alınması gerekmektedir. Allah ordumusu ve milletimizi tüm tehlikelerden, terör saldırılarından esirgesin ve her türlü düşmana karşı galip kılsın inşallah. Sağlıcakla esen kalın.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
İdris Aykul
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Şubat 2017 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net