18 Ekim 2018 Perşembe
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
TGF’de Büyük Bir Ailedir
TGF’de Büyük Bir Ailedir
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
  YAZARLARIMIZ
DAEŞ HER YERDE
03 Kasım 2016 Perşembe Bu yazı 15415 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Uyuşturucu, yüz yılın en büyük terörü, Baronların en büyük para kaynağı, Devletlerin en büyük belası, Ailelerin en büyük mücadelesi. Çocuklarımızı bizden alan, ailelerinden kopartan belanın adıdır uyuşturucu. Silahlı terör örgütlerinin insanları katletmek için aldığı silahların kaynağıdır uyuşturucu. Bir taraftan çocukları zehirlerken öbür taraftan insanları katlettiği en büyük kimyasal silahın adıdır uyuşturucu. Durdurulması en zor olan terörün adıdır uyuşturucu. Peki, uyuşturucu nasıl olurda her sokağa rahatça girebilir. Gelin inceleyelim; Terör Örgütleri yerleştikleri kamplarda uyuşturucu atölyeleri kurarlar. Kurdukları bu atölyelerde kimyasal uyuşturucu imal eder ve uzun bir nakliye yolculuğuna çıkartırlar. Eskiden bu işi en iyi Taliban ve PKK yapardı. Şuan DAEŞ bu işi ele almış ve Türkiye’yi hem pazar hem yol olarak kullanmakta. Yine eskiden bu işin en büyük pazarı İran ve Avrupa iken şuan dünyanın en büyük pazarlarının başında Türkiye gelmektedir. Çünkü uyuşturucu ilmek ilmek çocuklarımızı sararken kayıtsız kaldık. Mücadele ediyormuş gibi gözüktük ama etmedik. Her yerde uyuşturucuya karşıyız dedik ama terör örgütlerinin uyuşturucuyu sokak sokak satmasına müsaade ettik. Bir yazı yazmıştım hatırlarsınız. Yazımda şu ifadelere yer vermiştim “Emniyet Müdürlüğü ve Valilik Binasının hemen önünde Cumhuriyet Meydanının arka bahçesinde çocuklar uyuşturucu ticareti yapıyor diye. Evet, orada çocuklar zehirleniyor. İnanmayan varsa bir gün o parka otursunlar ve izlesinler çevrelerini. Gizleme gereksinimi duymuyorlar. Saklamak gibi bir düşünceleri asla olmuyor. Avuç içerisinde tokalaşırken alışverişlerini yapıyor ve dönüp arkalarına gidiyorlar. Bir klişe vardır, devlet torbacı ile uğraşmaz, büyük ticaretleri çözmek için uğraşır torbacılara göz yumar. Eğer devlet ya da polis böyle düşünüyorsa bunun vebali çok ağırdır. Ne demek torbacılarla uğraşılmaz, büyük sevkiyatlar önemli olan ne demektir? Senin elinde milyonlarca liralık malzeme olsun satamadıktan sonra neye yarar. Bu sokak satıcıları olmasa temizlense, sokak satıcılarına devlet göz yumdurmasa en ağır cezaları verse piyasada satıcı kalmasa baron olsan neye yarar. Neyse dönelim uyuşturucunun gelişimine Irak ve Suriye’de kamplarda imal edilen eroin Türkiye sınırına geldiğinde kilosu henüz 10 dolardır. Sınırı geçmesi 100 Dolar, Urfa’yı Geçmesi 1000 dolar derken İstanbul’a geldiğimde kilosu Bir Milyon Dolar olur. Rakamlar farazi takılmayın az veya çok yazmış olabilirim ama uyuşturucunun fiyat artışı bu şekilde gelişir. Sonra bu örgütler şehirlerin en çok mal satan torbacılarını bulurlar. Bu torbacıları, bar, disko, pavyon, meyhane gibi yerlere yerleştirirler. Örgütün şehir liderleri o mekânların sahiplerine gider şu benim elemanım şu masada oturacak mal satacak derler. Mekân sahibi karşı korsa mekânı da aldık derler. Daha da direnirse Motosikletli tetikçiler devreye girer ve mekân sahiplerini öldürürler. Bu uyuşturucunun gelişimidir. Peki, bu kadar çok satıcıyı nasıl buluyorlar. Çok kolay her içici bir satıcıdır. Nasıl mı? Okuyun! Arkadaş çevresinden etkilenen çocuk yavaş yavaş uyuşturucuya başlar. Esrar, bozai derken extasy, eroine bulaşır. Kullanım süresi arttıkça gereken para da artar. Para bulamayınca başlar satıcılığa. Nasıl mı? Arkadaşlarını başlatır “kullan olum çok iyi bunun kafası” der. Yanında ki kullanır, sonra ona uyuşturucu temin eder. Sonra mı? Çocuk satıcı olmuştur bile. El Başika Kampı ve Irak’a düzenlenen sınır ötesi operasyonlar DAEŞ’in belini büktü diyebiliriz. Bu operasyonlar yalnızca oradaki insanları kurtarma, Ankara’da İstanbul’da patlayan bombaların hesabını sorma operasyonları değildir. Aynı zamanda milyonlarca gencimizi zehirleyen uyuşturucunun da kökünü kazıma operasyonlarıdır. Yalnız tek başına yeterli değildir. Bakın biraz önce bir şey söyledim devlet torbacı ile uğraşmaz, Peki baronlar ne diyorlar, bu sevkiyatın şu kadarı yem. Devlette işini yapsın, istihbaratta çalışıyormuş gibi yapsın. Yani devlet hem sokakları temizleyemiyor hem de baronların attığı yemle iş yaptık görüntüsü veriyor. Tonlarca gerilen mallardan 100 kilo 50 kilosunu yakalıyor ve yakaladık diye haber yaptırıyor. Bu iş böyle olmaz! Kırıkkale’de Cumhuriyet Meydanında bile uyuşturucu satılırken sokak temizlenmeden uyuşturucuyu çocuklarımızdan kopartamazsınız. Şimdi yapmanız gereken tek bir şey var! Hazır sınır ötesinde uyuşturucu merkezlerini temizlerken ülkede uyuşturucu kartellerini tutuklayıp, sokak satıcılarına da göz açtırmamalısınız. İşte o zaman uyuşturucu ile mücadele etmekle kalmaz aynı zamanda terör örgütleri ile de en iyi şekilde mücadele etmiş olursunuz.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  17 Ekim 2018 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net