28 Şubat 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Türkiye’ye Hitap Edecek
Türkiye’ye Hitap Edecek
Meme Rekonstrüksiyon Ameliyatı
Meme Rekonstrüksiyon Ameliyatı
Değerler Eğitimi:  EMPATİ
Değerler Eğitimi: EMPATİ
MKE’den Kritik Galibiyet  1-0
MKE’den Kritik Galibiyet 1-0
  YAZARLARIMIZ
Kadim Türk yurdu MUSUL
08 Kasım 2016 Salı Bu yazı 1352 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Ortadoğu'nun merkezinde yer alan Mezopotamya'nın kuzey bölgesi olan Musul, M.Ö.800'de Kerkük şehrinin inşasından itibaren, sırasıyla Asur, Babil, Medine (Arap), Emevi, Abbasi. Büyük Selçuklular, Irak Selçukluları, Zengiler, Erbil Atabeyliği, Karakoyunlu. Akkoyunlu, Safaviler ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştı. Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi'yle 1516'da Musul, Kanuni Sultan Süleyman'ın 1534'teki Bağdat Seferi'yle de Mezopotamya (Irak) Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına girmişti.

 

Musul’dan kasıt sadece bugün Irak’ın bir ili olan Musul kenti değil, çok daha geniş bir alanı kapsayan Musul vilayetidir. 1878’e kadar Bağdat vilayetine bağlı bir sancak iken, o tarihte vilayete dönüştürülmüştür. Musul merkez, Şehr-i Zûr ve Süleymaniye sancakları buraya bağlanmıştır. Böylece Musul vilayeti, 17 kaza, 28 nahiye ve 2314 köyden müteşekkil yaklaşık 75.000 kilometrekare yüzölçümüne ve 1923 itibariyle 503.000 nüfusa sahip bir idari birim hâline gelmiştir.

 

Musul, coğrafi mevkisinin Anadolu üzerinden Asya, Avrupa ve Afrika arasında tarihi bir "yol" ve "geçiş güzergâhı" niteliği taşıması, "Mezopotamya"nın dünyanın önemli kültürlerinin geliştiği merkez konumunda bulunması, sahip olduğu yeraltı ve yerüstü kaynaklarının zenginliği ile sürekli olarak büyük güçlerinin çıkar çatışmalarının yaşandığı bölge olmuştur.

           

Misak-ı Milli’ Musul

 

28 Ocak 1920 tarihinde Osmanlı Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Millî belgesinde yapılan tarife göre Musul vilayeti vatan toprağıdır. Statü olarak İstanbul ne ise Musul da odur. Zira 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandığında bu topraklar Türk askerinin kontrolündedir. Bu bölge 15 Kasım 1918’de boşaltılmış ve İngilizlerin eline geçmiştir.

 

Mustafa Kemal'in, Musul'u Misak-ı Milli sınırları içinde göstermesinin ve Musul Meselesi ile çok yakından ilgilenmesinin amacı: iç ve dış bölücü unsurları ortadan kaldırmak, Irak'ın Kuzeyindeki Türkmenler ve Kürtleri Anadolu'daki soydaşlarının coğrafi, sosyal, ekonomik, politik, askeri, biyografik, ilmi ve teknolojik milli güç unsurlarıyla kültür temeline dayalı olarak, Türk üst kimliği altında Misak-ı Milli sınırları içinde birleştirerek, Türkiye'nin,'' önce bölgesel sonra dünya gücü (küresel güç) haline gelmesini ve çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmasını sağlamaktı.

 

Mustafa Kemal Paşa'nın 1 Mayıs 1920 tarihinde B.M.M.'nde yaptığı konuşma, Musul konusundaki düşüncesini ve uygulanması gereken politikayı açık bir şekilde ortaya koymaktadır: "Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tespit edilirken, hudud-u millîmiz, iskenderun'un cenubundan geçer, şarka doğru uzanarak Musul'u, Süleymaniye'yi, Kerkük'ü ihtiva eder. İşte hudud-u millîmiz budur dedik!"

 

 Lozan’da Musul

 

24 Temmuz 1923’te Lozan’da imzalanan Barış Antlaşması’nın 3. maddesinde Türkiye-Irak sınırı konusu şu şekilde düzenlenmiştir:

"... Sınır işbu Antlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak 9 aylık bir süre içinde Türkiye ile İngiltere arasında dostane bir çözüm yoluyla tespit edilecektir. Öngörülen süre içinde iki hükûmet arasında bir anlaşmaya varılamazsa, ihtilaf Milletler Cemiyeti’ne götürülecektir."

Lozan Konferansı Sonrasındaki Gelişmeler

Musul meselesi Lozan Antlaşması'ndan sonra Haziran 1926 tarihine kadar sürüncemede kalacaktır. Üç yıllık bir zaman dilimi içerisinde mesele önce 19 Mayıs 1924 tarihinden itibaren Haliç (İstanbul) Konferansı'nda ele alınacak, daha sonra Cemiyet-i Akvam Meclisi'nde görüşülecek ve nihayet, Haziran 1926 tarihli Ankara Antlaşması ile neticelenecektir.

 

Uyuşmazlığı gidermek amacıyla 19 Mayıs 1924'de İstanbul'da İngiltere'yle başlayan ikili görüşmelerde İngiltere'nin Irak lehine Hakkari üzerinde de hak iddia etmesi üzerine Konferans'tan sonuç alınamamıştır. Bunun üzerine İngiltere Musul meselesini 6 Ağustos'ta Cemiyet-i Akvam'a götürmüştür.


Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) Musul meselesini 20 Eylül 1924'te görüşmeye başlamıştır. Görüşmelerde Türk tarafı daha önceki görüşlerinde ısrar ederek Musul'da bir plebisit yapılmasını istediyse de İngiltere bu talebi de "bölgede yaşayan halkın cahil olduğu ve sınır işlerinden anlamadığı" gerekçesiy1e kabul etmemiştir. Milletler Cemiyeti, 30 Eylül 1924'te bir soruşturma kurulu kurulmasını kararlaştırmış, Konsey, 28 Ekim 1924'te bir sınır tanımı yaparak "Brüksel Hattı" adıyla ve geçici mahiyette bir Türk-Irak sınırı tespit etmiştir.
 

 

Türkiye'nin Milletler Cemiyeti kararına tepkisi büyük olmuştur. Karar Türkiye'de İngiltere'ye karşı bir savaş havası yaratmıştı. Türkiye defalarca Musul konusundaki İngiliz oyunlarını kabul etmeyeceğini açıklamasına rağmen bu tutumunda direnemeyecek ve Cemiyet Meclisi kararına uyarak 5 Haziran I926'da yapılan Ankara Antlaşması ile Musul'u Irak'a terketmeyi kabul edecektir.

 

 Ankara Antlaşması, "sınır, iyi komşuluk ilişkileri ve genel hükümler" adı ile üç kesim ve toplam 18 maddeden meydana gelmektedir. Antlaşmanın bir ve ikinci maddesi Türk-Irak sınırını tespit etmiş, 14. madde ise bölgedeki petrol gelirinin %10'unu 25 yıl süreyle Türkiye'ye bırakılmasını öngörmüştür. Ancak Türkiye daha sonra 500 bin İngiliz lirası karşılığı bu hakkından vazgeçecektir.

 

Körfez Savaşında Musul

 

ABD ve İngiltere Koalisyon Kuvvetleri, 20 Mart 2003'te İkinci Körfez Harekatı'nı icra ederek, Irak'ı işgal etmelerinden sonra hazırlanan 8 Mart tarihli "Irak Devleti'nin Geçiş Süreci İçin Yönetim Hukuku"nda, Osmanlı'nın Musul vilayeti, "Kürdistan Bölge Yönetimi" olarak adlandırılmış, Dohuk, Erbil, Süleymaniye, Kerkük, Diyala, ve Neneveh bölgelerini kapsamıştır. Kerkük'ün statüsü yapılacak halk oylaması sonucu belirlenecektir. Kerkük'ün, Irak'ın kuzeyindeki Kürdistan Bölge Yönetimi'nin sorumluluk bölgesine verilmeyerek, özel statüde merkezi yönetime ve tüm Irak halkına ait olması; Türkiye'nin Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı'nı işleterek uygun koşullarda petrol temin etmesi, Türkmenlerin güvenle yaşamlarını sürdürebilmeleri ve Irak'ın toprak bütünlüğünün sağlanması açılarından, kırmızıçizgi olarak kabul edilmelidir. Adı geçen yasada: "Kürdistan Bölge Yönetimi terimi, Kürdistan Ulusal Meclisi'ni, Kürdistan Bakanlar Kurulu'nu ve Kürdistan bölgesindeki bölge yargı idaresini belirtir" denilmiştir. Bugün, Irak'ın kuzeyinde, bankası, para birimi, üniversitesi, bayrağı, pulu, yasama, yürütme ve yargı sistemi olan ilan edilmemiş bir devlet yönetimi oluşturulmuştur. Irak'ın kuzeyindeki bu yapının, gelecekte Türkiye'nin bütünlüğüne tehdit teşkil edeceği anlaşılmaktadır.

 

Irak nüfusunun; yaklaşık %65'ini Araplar, %18'ini Kürtler, %12'sini Türkmenler, %3'ünü Asurîler/ Süryaniler, %2'sini ise diğer gruplar (Yahudi. Yezidi) oluşturmaktadır. Nüfusun, %97'si Müslüman, %3'ü Hıristiyan olup. Müslüman nüfusun %55'i Şii (Araplar, Türkmenler), %45'i Sünni (Araplar, Kürtler, Türkmenler) mezhebine mensup bulunmaktadır. Devletin resmi dini İslam, resmi dili ise Arapça ve Kürtçe kabul edilmiştir. 1932 yılında bağımsızlığını kazanan Irak'ta Türkmenler, kurucu unsur. Türkçe resmi dil kabul edilmişken, yeni anayasada Türkmenler adeta yok sayılmıştır. Irak'ın sosyal yapısının oldukça karmaşık bir durum gösterdiği görülmektedir.

 

Musul Meselesi, Ankara Antlaşması'ndan sonra da Türkiye'nin dış politikasının en önemli parametresi olmuştur. İkinci Körfez Harekâtı'ndan sonra, Irak'ın kuzeyindeki Kürt gruplarının kısa vadede federasyon, orta vadede bağımsızlık ve uzun vadede de "Büyük Kürdistan"ı gerçekleştirme faaliyetleri yoğunluk kazanmıştır. Bu gelişmelerin, ülkemize etkileri dikkate alındığında, Mustafa Kemal'in Musul'u fiilen Misak-ı Milli sınırları içine alma çabalarında ne kadar haklı olduğu, 80 yıl öncesinden ufkun ötesindeki tehdidi gördüğü bugün daha net olarak anlaşılmaktadır. Petrol stratejik hammadde niteliğini koruduğu sürece, gerek Irak içindeki etnik grupların, gerekse bölgesel ve uluslar arası güçlerin, Irak petrol rezervlerinin büyük bir kısmını kapsayan eski Musul vilayetine bağlı Kerkük vilayeti üzerindeki çıkar çatışmalarının, uzun vadede de devam edeceği görülmektedir.

 

Günümüzde Musul

 

Bugün Irak’ta kaos ortamı devam etmektedir. Yıllardır Baas Partisinin zulmüne direnen Türkmenler Amerikan işgali neticesinde Kürtlerle mücadele etmek mecburiyetinde kalmıştır.

 

İki yıldır IŞID işgali altında inleyen şehir ile birlikte, sahipsiz Türkmenler en fazla eziyeti gören grupların başında gelmiştir.

 

Türkiye, IŞID'le mücadele amacıyla Musul'un yakınlarındaki Irak'ta Başika kampında eğitim yapan ulusal muhafızlara askeri takviye amacıyla askeri konuşlandırma yapmıştır. Bunun üzerine Irak Hükümeti buna sert bir tavır sergileyerek konuyu Birleşmiş Milletlere taşımıştır. Türkiye, Irak'ta bulunan bir kısım askerini geri çekmek durumunda kalmıştır.

 

Şimdilerde Birleşmiş Milletlerin Musul’u İŞİD’den kurtarma operasyonuna Türkiye’de dahil olmaya çalışmaktadır. Özellikle bu harekat sonunda yapılacak anlaşma masasında Türkiye’nin kesinlikle olması gerekmekte ve ezilen, yok sayılan Irak Türklerinin haklarının savunucu olmak zorundadır.

 

Musul, Kerkük Misak-ı Milli toprakları içinde olması, anavatan topraklarının korunmaya başladığı yer olması, ve kardeşlerimizin yaşadığı kadim Türk toprağı olduğu için vazgeçilmezimizdir. Bu kaos ortamından kurtulması ve bu toprakların huzura kavuşması için Türkiye’ye katılması en doğru netice olmalıdır.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
İdris Aykul
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Şubat 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net