17 Aralık 2017 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Uygulayarak öğreniyorlar
Uygulayarak öğreniyorlar
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
  YAZARLARIMIZ
ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VE BOZKURT
09 Kasım 2016 Çarşamba Bu yazı 6886 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

ATATÜRK, 14 Eylül 1931 günü bir sohbet sırasında anlattığı aşağıdaki hatırasıyla kendisinde milliyetçilik fikrinin gelişmesini çok net bir şekilde dile getirmektedir: Şair Mehmet Emin Yurdakul'un, ilk defa Manastır Askerî İdadisinde öğrenci iken okuduğum 'Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur' mısrasıyla başlayan manzumesinde, bana millî benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımı bulmuştum. diyor.

ATATÜRK'ün Milliyetçilik Anlayışının Özellikleri

ATATÜRK'ün milliyetçilik anlayışını Millî Mücadele dönemi ve sonrası olarak iki aşamada değerlendirmek mümkündür. Millî Mücadele döneminde, batılı emperyalist devletlerce bölüşülmeye çalışılan Türkiye'de milliyetçilik emperyalizme karşı direnmenin bayraklığını yapmıştır. Ümmet bilincinden millet bilincine geçiş Türk toplumuna emperyalizme karşı direnme gücü aşılamıştır. Millî Mücadele'nin başarıya ulaşmasında en önemli etken olmuştur.

ATATÜRK, Türk milletini oluşturan tarihî gerçekleri "siyasî varlıkta birlik", "dil birliği", "yurt birliği", "ırk ve menşe birliği", "tarihî yakınlık" ve "ahlâkî yakınlık" olarak sıraladıktan sonra Türk milletinin oluşumunda yer alan bu şartların diğer milletlerin çoğunda olmadığını belirtmiştir.

Ortak kültürü geliştirme ve toplum fertlerinin kendi geçmişleri ile övünüp geleceği güvenle bakması da ATATÜRK için önemli bir amaç idi. Bu amaçla Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi kültür kurumlarını oluşturarak, bunlar aracılığı ile millet olmanın iki önemli faktörü dil ve tarih konularında bilimsel çalışmalar yaptırmıştır. Bu çalışmalarla Türk insanının millî bilince kavuşması yolunda önemli adımlar atılmış olmasının yanı sıra tarihî gerçekleri göz ardı ederek Türklere karşı yapılan haksız saldırılara da cevaplar verilmiş ve Türk milletinin ve yarattığı uygarlıkların gerçek değerleri ortaya konmuştur.

BOZKURT

Bozkurt-Lotus Olayı

Ağustos 1926 gecesi Türkiye'nin ''Bozkurt'' adlı yolcu gemisi, Fransız ''Lotus'' gemisi ile Ege Denizi'nde çarpışır. Bozkurt gemisi batar ve 8 Türk denizcisi boğularak ölür. Ertesi gün, İstanbul'a gelen Lotus gemisinin kaptanı tutuklanır ve Türk mahkemelerince 80 gün hapis cezasına çarptırılır. Lotus gemisinin kaptanının karşı çıkışları sonucu dava, Lahey Sürekli Adalet Divanı'na intikal eder. Lahey Sürekli Adalet Divanı, 7 Eylül 1927'de, Türkiye'nin hukuka aykırı davranmadığına karar verir. Bu kararla birlikte ''Geminin adı ve Türk milletinin milli simgesi, Türk özgürlük ve bağımsızlığının timsali olmasından ötürü'', Türk heyetine, Atatürk'e verilmek üzere tunçtan bir Bozkurt heykeli armağan edilir. Bu davadan dolayı, dönemin adalet bakanı Mahmut Esat'a, Atatürk tarafından Bozkurt soyadı verilmiştir.

Her Alanda Bozkurt

Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir” diyen Türk’ün son başbuğu Mustafa Kemal Atatürk, bu bilinçle Bozkurt motifini de daima hayatında öne çıkarmaya çalışmıştır.

Bu bağlamda, daha Cumhuriyet dahi ilan edilmeden 1922 yılında Bozkurt’lu posta pulu çıkarmış, devam eden yıllarda da farklı Bozkurt’lu pullar piyasaya sürmüştür.

1925 yılında da Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürk’ün talimatıyla devlet armasının nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir yarışma düzenlemiş ve yarışmayı Namık İsmail’in Bozkurt figürlü eseri kazanmıştır.

Cumhuriyet’in 4.yılında Resimli Gazete‘nin kapağında Atatürk ile Bozkurt resmi vardı. İstanbul Üniversitesi amblemi olarak elinde meşale tutan bir Bozkurt olmasını istemiştir. 

Atatürk ilk zamanlar kendi resmini paraya bastırmazdan evvel Türk Lirası’nda da Bozkurt motifini kullanmıştır.

Atatürk’ün 1928 yılında Türk Ocağı Genel Merkezi binası olarak yaptırdığı Cumhuriyet döneminin en güzel mimarîlerinden olan, günümüzde, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmet veren binanın üst katına çıkan merdivenlerin başına Atatürk’ün isteği üzerine ünlü ressamlarımızdan İbrahim Çallı’nın Türkler’in Ergenekon’dan çıkışını canlandıran “Ergenekon” adlı tablosu asılmıştır. Pek çok defa gördüğümüz bu tablo Atatürk’ün İbrahim Çallı’dan ricası üzerine yapılmıştır.

Harf devrimi sonrasında da Bozkurt motifli çalışmalar hayatımızın her alanında karşımıza çıkmaktaydı. 1928’den itibaren yeni harflerle gönderilen bayram tebrikleri de bozkurtlu idi.

1930’lu yıllarda Atatürk’ün de bizzat izlediği uluslararası (balkan) güreş turnuvasında birinci gelene verilen diplomalarda  Bozkurt figürü vardır.

Türk çocuğuna genç yaşlarda belli ahlak yapılarını, doğaya saygıyı ve bir takım prensipleri benimsetmek amacıyla kurulan İzcilik Federasyonu’ndaki “Yavru Kurt” kavramı da öylesine seçilmiş bir ifade değildir. İzci üniformalarında da federasyonun o dönemki amblemi olan Bozkurt arma olarak kalbin üzerindeki bölümde dikiliydi.

Atatürk yerli sigara markası oluşturulması için talimat vermiş ve sigaranın markasının Bozkurt olması kendisi tarafından istenmiştir.

1935 yılında ise Atatürk, Maraş’ın kurtuluşu vesilesiyle kentin merkezine Türk Bayrağı tutan bir Bozkurt heykeli yaptırılması talimatını vermiştir. Bu heykelin altında halen “28 İkinci Teşrin 1919’da Türk Maraş, silah gücü ile inen bayrağını iman gücü ile yeniden dalgalandır.” yazmaktadır. Fakat Gazi’nin vefatından sonra bayrağı tutan Bozkurt soyu bozuklar tarafından kaldırılmıştır. Bugün sadece bayrak ve yazı mevcuttur.

Atatürk’ün sağlığında, onun hayatını anlatan, Armstrong adında bir İngiliz tarafından yazılmış safsata bir biyografi kitabı vardı. Bu kitabın adı “Bozkurt”idi. Kitabı Atatürk okumuş, içerisinde hakarete varan ve yanlış bilgiler içeren ifadeler olmasına rağmen Atatürk kitabı sansürletmemiştir.

Ord. Prof. Dr. Fuat Köprülü, kendilerinin Türkiyat Enstitüsü için bir amblem belirleyemediklerini söylemiş ve Atatürk’e nasıl olması gerektiğini sormuştur. Bunun üzerine Atatürk, Türkiyat Enstitüsü’nün olması gereken amblemini şöyle tanımlamıştır:

“Fuat Beğ! Karlı Tanrı Dağları’nın önünde, elinde meşale tutan bir Bozkurt olsun; bu meşale genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilminin ifadesi olsun. Ergenekon’dan çıkmamızda kılavuz olan Bozkurt, Türklüğün Anadolu topraklarındaki yeni devletin kuruluşunu ifade etsin” demiştir.

O günlerden bugüne gelen tek Bozkurt simgesi taşıyan kurum sizce nedir? Yukarıda bahsettiğimiz tüm Bozkurt logoları günümüzde kaldırılmıştır. Bozkurt’u halen daha amblem olarak kullanan tek kuruluş Atatürk’ün ölmeden önce talimat verdiği fakat açılması 1941 yılını bulan Petrol Ofisi’dir.

Bu arada yeni harflerle basılan ilk Bozkurt’lu posta pulunu da unutmayalım. Türk’ün kadim zanaati olan demircilik ve Bozkurt’un yer aldığı posta pulu; bilgeliği, Türk’ün azmini, iradesini, sabrını simgelemektedir.

Örnekleriyle anlattığımız Atatürk’ün Bozkurt algısı tüm gerçekliğiyle ortadadır. Bozkurt bu sebeple Türk milletinin gerçek sembolüdür. Türk milleti kendine yakın gördüğü Bozkurt’u Atatürk’te milli sembolümüz haline getirmiştir. Maalesef günümüzde bu logoların hepsi kaldırıldığı gibi bozkurttan be millilikten uzak bir toplum haline getirilerek Atatürk’e en büyük ihanet edilmiştir.

Vefatının 78. Yılında her geçen gün daha fazla aradığımız, eksikliğini hissettiğimiz ve anlayabildiğimiz ülkemizin kurucusu Başbuğ Mustafa Kemal’i rahmet ve minnetle anıyorum.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Hakan Gökkaya
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Aralık 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net