10 Aralık 2018 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şampiyon babanın şampiyon oğlu
Şampiyon babanın şampiyon oğlu
MHP 3 ismi daha açıkladı
MHP 3 ismi daha açıkladı
Yolcu otobüsünde 5 kilo 250 gram eroin
Yolcu otobüsünde 5 kilo 250 gram eroin
Muhtarlar Bilgilendirildi
Muhtarlar Bilgilendirildi
  YAZARLARIMIZ
BRÜKSEL’E YARDIM KAMPANYASI
14 Aralık 2016 Çarşamba Bu yazı 11174 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bu aylar hep böyle geçiyor son yıllarda. Bayram, okulların açılması, kış hazırlıkları derken bir kaç aylık yoğun bir süreç; hemen arkasından gelen mevsimsel soğuk algınlığı ya da grip. Üzerinize afiyet rahatsızım biraz kendime tatil ilan ettim. Etmez olaydım. Birkaç gün TV karşısında çayımı kahvemi içip oturacağım, internete bakarım biraz da öyle aheste bir iki gün işte. Günaşırı gelen şehit haberleri, Türk ve Müslüman dünyasında yaşanan gelişmeler, kız yurdunda çıkan yangında kaybedilen zannımca hükmi şehit konumunda ki kız çocukları, muhacirler soğuk ve Afrika kıtasından burnumuza kadar uzanan aç insanlar, tüm bunların dertlerine derman olamamak. Bardağı taşıran son damlayı o programı görünceye kadar da biliyordum ama tarif edemiyorum. Program Avrupa’nın göbeğinde Almanya’da ki mültecilerin dramını anlatıyor. Tabiri caizse bende açlığın evrim geçirmiş Avrupa’da mutasyona uğramış halini gözlerim fal taşı açılmış izliyorum. Ekmeğe suya aç Afrikalı ile kanaat denilen bir erdemin varlığından haberi dahi olmayan Avrupalının açlığı arasındaki uçurumu gördükten sonra ne yapabilirim ki? Haberin ayrıntıları beynimde farklı yansımalar yapıyor. İçimi acıtan ben bunları görmüştüm dedirten can yakıcı yansımalar.                                                                      

Birincisi Türkiye Cumhuriyeti devletinin gölgesinde yürüyüp de devletin gölgesini kendi gölgesi zanneden dolar yatırımcısına işaret eden yansıma. Üç kuruş kar edeceğim diye ülke ekonomisinin canına okuyanlara. Almanya, devletsiz kalan mültecilerin elinde 750 Euro’dan fazla para bulunamayacağını öne sürerek mültecilerin elinde avucunda ne varsa el koyuyor. (Çok af edersiniz köpeğin birisi bir öküzün gölgesinde yürüyormuş. Öküzün gölgesini kendi gölgesi zannetmiş zavallı “Nasılda büyüdüm kocaman oldum. Karada ölüm yok bana.” demiş kendi kendine.)                                       İkincisi:(80’li yıllar Mardin Münih Hattı dizisini izlediyseniz o kahredici sahneyi hatırlarsınız. Alman bir anne ve Türk babadan olan çocukları babalarından kaçıran Alman dedenin Türk eşi için “Ama baba o bir insan” diyen kızına “Türkler insan sayılmaz ki diye haykırışını”) 10.000 e yakın mülteci Almanya’da kayıp. Rayların üstünde bir baba eşinin çocuğunun üzerine kapanmış tekme tokat yumruklayan Alman polisine karşı koymaya çalışıyor. Galiba mültecilerin anne baba olmaya da hakkı yok. Çocuklarını da alıyor. Allah’ım bu nasıl bir hırs bu nasıl bir açlık. Altı kıtayı sömürüyor doymuyor. İddia ediyorum bu işin bir sonraki aşaması da bu insanları vagonlara doldurup ya gaz odalarına göndermek olacak ya da gerisin geriye Türkiye’ye yollamak. Allah şahidimdir ne Suriyeli mülteciler ürkütüyor ne Afrika‘da ki açlık… Allah korusun ya Avrupalı aç kalırsa ya onların istilasına uğrarsak. Acaba diyorum Türkiye’ye söz verdikleri desteği vermedikleri gibi mültecilerin elindeki üç beş kuruşa da el koyan A.B. ülkeleri için yardım kampanyası mı başlatsak. Az veren candan çok veren maldan! Nohut mercimek fasulye gönlünüzden ne koparsa Brüksel’e yollasak. (Bektaşi’nin yolu ilk defa, İstanbul’a düşmüş. Bir kebapçının önünde durmuş bakmış kebap elli lira. Cebinde var kırk lira. Yürümüş gitmiş kapalı çarşıda bir kuyumcu dükkânına gelmiş. Dükkân sahibine sormuş “Burası senin mi?” Benim demiş dükkân sahibi gururla. “Peki, altınlarda senin mi?”demiş Bektaşi. Altınlarda benim demiş adam. Bektaşi cebinden çıkardığı kırk lirayı dükkân sahibinin önüne koyup “Al bunlarda senin olsun o zaman.”demiş. Çekip gitmiş oralardan.)                                                                                                             Ve Beşiktaş-Bursaspor maçından sonra stattan ayrılırken çevik kuvvetin saldırıya uğradığı o can yakıcı gece. Ben bu satırları yazarken şehit sayısı kırk dört olmuştu. 44, yetmiş milyon kere 44 şehit. 166 yaralı, yetmiş milyon kere 166 yaralı. İnsanlıktan nasibini almamış bazı kesimleri çıkararak yazıyorum. Bu yangın hepimizin yüreğini dağladı. 44 şehit yetmiş milyonun şehidi. 166 yaralı yetmiş milyonun yaralısı. Yetimleri yetmiş milyonun yetimi. Ana babaları yetmiş milyonun anası babası. Aileleri yetmiş milyonun ailesi artık. Siz ey zalimler! Değil mi ki yetmiş milyonun yüreğini yaktınız. Allah’tan dilerim ki yetmiş milyon kere yetmiş milyona yaşattığınızı yaşayasınız.     


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Şuayip Bütün
Hakan Öztürk
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  10 Aralık 2018 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net