18 Ekim 2017 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Uzman Şahin anıldı
Şehit Uzman Şahin anıldı
Saran Group’tan 17’ncİ spor salonu
Saran Group’tan 17’ncİ spor salonu
Tıp ve Diş Hekimliğinde Akademik Veri Tabanı Eğitimi
Tıp ve Diş Hekimliğinde Akademik Veri Tabanı Eğitimi
Birliklerin Sorunlarıyla Yakından İlgileniyoruz
Birliklerin Sorunlarıyla Yakından İlgileniyoruz
  YAZARLARIMIZ
SAC AYAĞI SAPARSA
20 Aralık 2016 Salı Bu yazı 6849 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yalan nedir bilirmisin? Ümitlerin yok olmasıdır… -Hayır-dır yalan aslında… Sana gelecek olumsuzluklara –hayır-dır… O zamana kadarki olan bütün güveninin yıkılmaması için hayırdır… Aslında bazı gerçekleri görmek için de hayır-lı-dır… Saygının baş düşmanıdır bir defa… Çünkü saygı güvenden gelir… Yalan söyleyip güven yok olduktan sonra saygı biter, dostluk biter, aşk biter…

Peki aşk nedir?? Önce güvendir aşk… Yanında olduğunda huzurdur… O yokken korkudur… Varken zaten dünyada başka derdinin olmamasıdır. Sevgi doğurur aşk… Aşkın en büyük meyvesidir zaten sevgi… Sevgi doğduktan sonra da ne yalan gelir… Ne güvensizlik uğrar… Ne de saygısızlık olur hayatında… İnsanlığın –sac ayağı- dır bu üç unsur… Sac ayağını bilirsin değil mi? Eskiden tandırlarda olurdu… Üzerine sacı koyup yemek pişirirlerdi… Üç ayağı olurdu demirden, o ayaklardan biri yerinden saparsa sac devrilir yemek pişemezdi…

GÜVEN-SAYGI-SEVGİ! O sac ayağıdır işte… Peki neden bu sırayladır bilir misin? Önce güvenirsin karşındakine… Güvendikçe saygı duyarsın… Sonra bir bakmışsın ki sevmişsin. Hayatının merkezine koymuşsun bile…

Ne güzel geldi değil mi? Sevginin, güvenin, saygının birbirine bağlantılı açıklanışı. Ama günümüzde böyle değil işte… GÜVENME KADIN KARDEŞİM GÜVENME! Bundan iki-üç nesil önceydi o güvenilir adamlar! Şimdi ne gerçek güven kaldı, ne gerçek sevgi, ne de gerçek saygı… Şimdiki (sözüm ona) adamlara güvenirsen; ya kahrından ölürsün, ya öldürülürsün, ya da sözüm meclisten dışarı –fahişe- damgasıyla tarihe geçersin!

Neden kadın intiharları arttı zannediyorsun! Manşetler atılıyor orada ölü bulundu, burada canına kıydı diye! Ama kimse demiyor “koca dayağına dayanamadı” ya da kimse demiyor “kocası cebinde son kalite sigarayla gezdi ama çoluğunu çocuğunu aç bıraktı” diye! Ya psikolojik sorunları vardı zaten diyorlar… ya da uyduruk bir şeyler buluyorlar… Zaten bizim insanımız hep diyor, onu diyor bunu diyor… En büyük hesabımızı da ele-aleme vermiyor muyuz zaten??

Diğer bir ihtimal… Öldürülürsün… Dayanamazsın haksızlığa, acıya, açlığa, dayağa… Karşı çıkarsın bu düzene… Ama –haşa- kocaya karşı gelmek olur mu?!?  O zaman da öldürülürsün işte… Sonra ne olur biliyor musun? Sorarlar o –adam- olamadık kocana “niye yaptın?” Kendini kurtarmak amaçlı yapacağı tek şey seni karalamak olur! Acındırır kendini, aldatıldığından bahseder… Kolay değil namus davasıdır! Ölmüşsündür! Ama kurtulamamışsındır çileden!

Üçüncü ve son ihtimal! –SOKAK KADINI- olursun! Azıcık olsun diş geçirmişsindir hayata, ayrılmışsındır o sözüm ona kocadan! Kurtulmuşsundur yıllarca beşeri hayatta yaşadığın kabir azabından! Kurtulmuşsundur ama çoluğun çocuğun kalmışsındır ortada öylece… Dönemezsin baba ocağına… Gelinlikle girdiğin evden kefeninle çıkman şarttır çünkü! O yüzden alınmazsın geri ana evine! Namusun gitmiştir çünkü bir kere! Çalışmak istersin, çocukların aç açıkta kalmasın, okusun çocukların! Okusun ki senin yaşadıklarını yaşamasın kız evladın, yaşatmasın erkek evladın!

O zaman da bırakmaz peşini –kötü kadın- damgası! Evlenmiş ayrılmışsındır bir kere… Çalışamazsın.. Çalışırsan, hakkınla paranı kazanmak istersen, buna ne –el alem- izin verir, ne o kapısını sana geri açmayan baban izin verir, ne de çalışmak istediğin yerdeki kendini adamdan sayanlar izin verir! El alem ne der diye düşünürken, diyemezsin “ne derse desin kardeşim! El alem benim hakkımda on beş dakika konuşacak diye ben ömrümü heba edemem, çocuklarıma bu acıyı yaşatamam!” diyemezsin… O zaman da hem suçlu olursun hem güçlü! Ayrıldığın için suçlu, bu toplumsal düzene karşı geldiğin için de güçlü!

Hani dedik ya güven, saygı, sevgi insanlığın sac ayağıdır diye… O dengede durması gereken sacın üç ayağı var ya, onlar artık yok… Güven kalmamış ki saygı olsun, saygı bitmiş ki sevgi doğsun… Ayak filan kalmamış ki dengede dursun, yemek pişsin!

O yüzden gel KADIN KARDEŞİM!! Duyur sesini… Susma!!! Susma ki susanlara ses ol… SESSİZ ÇIĞLIKLARI SEN DUYUR!!!

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Tuna  -  20-12-2016 - 15:44
Tebrik ederim, çok başarılı bir yazı olmuş. Sonraki yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
Halil Eşmebaşı
Baturhan Çetin
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  17 Ekim 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net