20 Kasım 2017 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
SİZ HAİN MİSİNİZ?
01 Şubat 2017 Çarşamba Bu yazı 8053 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

          Geçenlerde internete düşen ve medyada da paylaşılan konudan bahsedeceğim. Paylaşımı yapanlar ise önce bir muhalefet Millet Vekili ve sonra bir sanatçımız. Son günlerin gündem konusu olan ve 21 Ocak’ ta AKP + MHP destekli olarak TBMM’ den 339 oy ile geçerek referandum sürecinin başlamasına vesile olan Anayasa Değişikliği, diğer adıyla Başkanlık meselesi!

          Konu esas itibariyle iktidarı ilgilendirmesine karşın, meclis içerisinde bir muhalefet partisinin birisinin kısmî desteğiyle gündem oldu. Bu desteği sağlayan da mecliste muhalefette bulunan MHP’ nin yarısı, yani partinin yönetim kadrosundan oluşuyor!

          Hepimizin de malumu olduğu üzere, daha doğrusu 2000’ den önceki doğumluların net hatırlayacağı, Rahmetli Başbuğ’ un ölümünden sonra yaklaşık 20 senedir MHP’ nin başında olan kişi Sayın Devlet Bahçeli.

          İşte bu M. V. ve sanatçımızın paylaşımındaki konuyla ilgili satırbaşlarını dikkatlerinize sunmaya çalışacağım. Bu konuda AKP ile anlaşan MHP Genel Başkanı Bahçeli’ nin eski açıklamalarında, birçok kez başkanlığa karşı çıkmış olması, sonrasındaki ‘’U’’ dönüşünün belirsizliği düşündürücü!

*

 Sayın Bahçeli' nin kendisinden başkanlık karşıtı açıklamaları:

          20 Ocak 2015: Erdoğan' ın başkanlık isteği, başkanlık hırsı parlamenter sisteme, yani mevcut devlet nizamına taban tabana zıttır. PKK ve mevcut çevrelerde 'al özerkliği, ver başkanlığı' mutabakatını sağladığı anlaşılan Erdoğan' ın bundan sonra ısrarla açıktan siyaset yapacağı ve hatta 7 Haziran öncesi siyasi kampanya yürüteceği güçlü ihtimaldir. Erdoğan tek adam olmak için bastırmakta, son kozlarını oynamaktadır!

          8 Mayıs 2015: PKK' nın desteğiyle başkanlık amacı güden Erdoğan; gün yüzü göremeyecek, heves ettiği bölünme anayasası elinde patlayacak!

          9 Mayıs 2015: Başkanlık, federasyon demektir. Bu da Türkiye' yi bölünmeye götürecektir. İmralı Canisiyle pazarlıklarda yeni anayasayla bölünme yolunun açılması amaçlanmaktadır. Başkanlık sistemi, bu ihanet sürecinin soruşturulması için istenmektedir. Beştepe hanedanı ve AKP yönetimi, aile boyu rüşvet ve yolsuzluk çamuruna batmıştır. 17 - 25 Aralık yolsuzluk dosyalarının bir daha açılmamak üzere kapatılması ve bu rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk çarkının döndürülebilmesi, Tayyip Erdoğan' ın bütün yetkileri elinde toplayarak diktatörlüğünü ilan etmesine bağlıdır. Yeni anayasa ile başkanlık sistemine geçilmesi bunun için istenmektedir. Recep Tayyip Erdoğan tipi başkanlık sistemi Türkiye' nin bölünmesinin reçetesidir. Demokrasinin idam fermanıdır. Tek adam diktatörlüğünün beraatıdır. Hırsızlık ve yolsuzluk ruhsatıdır. Beştepe' nin ve peşinde sürüklenen AKP' nin Yeni Türkiye' den anladıkları ve murat ettikleri de budur. İstedikleri ve amaçladıkları bölünmenin, hırsızlık ve soygunun, hukuksuzluk ve zorbalığın önünün açıldığı, bu konuda Erdoğan' ın sınırsız yetkili olduğu karanlık bir Türkiye' dir. 

          5 Ocak 2016: Milliyetçi Hareket Partisi başkanlık sitemine tümden karşı olup, parlamenter sistemin revize edilerek geliştirilmesinden yanadır! 

          26 Mayıs 2016: Başkanlık sisteminin veya fiilen uygulansa da partili cumhurbaşkanlığı nın ileride aşırı bedellere mal olacağı bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Türk milletinin eseridir. ‘Milletin ise Başkanlık sistemi gelsin' dediğine hiç kimse şahitlik etmemiştir. Başkanlık sistemi ve partili cumhurbaşkanlığı konusunda vereceğimiz destek, sunacağımız herhangi bir katkı zamanın ve şartların ruhuna uygun olacak şekilde yoktur!

*

          Daha önceki kongrede seni o makama getiren partinin 1200 küsur delegesinin, şimdi 850 civarında üyenin imzasını hiçe sayarak, genel başkan adaylarını mahkeme kapılarında süründüreceksin. Arkasından da envai çeşit entrikalarla delegenin hür iradesine ipotek koyacak ve kongreyi iptal ettireceksin.

          Rahmetli Başbuğ’ dan sonra geldiğin makamda yeterli bir aktivite gösteremeyeceksin. Geçmiş onca seçimde geçmişin birikimlerini heba ederek hep hezimetin abidesi olacaksın. Son iki senede yukarıdaki beyanatların sahibi olacaksın. Şimdi de bu kadar çelişkili bir kararın arkasında duracaksın.

          Mevcut konumunuz itibariyle delege çoğunluğunu kaybetmiş, kongreyi ertelemiş ve Genel Başkanlığınız bile tartışılırken, tutup ta tabanın böyle istediğini iddia edeceksin. Ondan sonra çıkıp ATATÜRK’ ün de, Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’ inde kesinlikle kabul etmediği ve reddettiği ‘’Başkanlık’’ konusunda, hangi hesapların sonucu böyle bir karar alacaksın!

          Değiştirilmesine oy verdiğiniz o anayasanın, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk dört maddesi için, destek verdiklerinizden seçilmiş birisi o meclisin kürsüsünden (değiştirilmesinde bir mahzur görmediklerini) ifade edecek ve sizlerde alkışlayacaksınız!

          Son günlerdeki bu gelişmelerden sonra belki bilirsiniz, aklıma şu hikâye geldi:

‘’Zamanın birinde köyün Kilisesine bir papaz atanmış. Adam gelir gelmez ilk işi, eski çanı değiştirmek olmuş.
Çanı çalmak için kuleye çıktığında bakmış ki, Karganın biri çana pislemiş. Papaz çanı temizlemiş. Ertesi gün çanı çalmaya geldiğinde bakmış, yine aynı manzarayla karşılaşmış!
Bunun üzerine Papaz Kargayı yakalamaya karar vermiş. Fakat ne yaptıysa bir türlü yakalayamamış.
Demiş ki, bir bilene sorayım demiş. Birilerine olayı anlatmış ve sormuş. Ben bu Kargayı nasıl yakalarım?
Vatandaşın biri kolay demiş; bir parça peynir, peynirin yanına da bir kadeh rakı koy, yakalarsın. Papaz, nasıl olur mu öyle şey!.. Demiş.

Vatandaş izah etmiş. ‘’Karga peyniri yiyecek, sonuçta susayacak, rakıyı su diye içecek ve sarhoş olacak.’’
Bu fikir Papazın aklına yatmış, vatandaşın anlattığını harfiyen yapmış. Ertesi gün Papaz çan çalmak için geldiğinde bakmış ki ne görsün, Karga yerde yatıyor.

Kargayı tutmuş, "Ulan" demiş, "sana Hıristiyan desem kilisenin çanına pislemezsin! Müslüman desem rakı içmezsin, söyle Lan, söyle sen kimsin?!" Karga kekeleyerek; 
- ………. demiş!’’

 **

* (İhanetin telafisi, kahpe’ liğin bahanesi olmaz.!!! ‘’TÜRK Atasözü’’)

   * (Vatana ihanetin sebebi olmaz! Er ya da geç bedeli olur. !!! ‘’K. ATATÜRK’’)

      * (Sana bir kez ihanet edeni affedersen, seni yine kullanır. Çünkü ihanet bir ruh hali 

          değil, karakterin dökülüş biçimidir. ‘’Paul AUSTER’’)  


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  20 Kasım 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net