22 Ekim 2017 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Okulda Cetvelli Saldırı
Okulda Cetvelli Saldırı
4,5 milyon liralık iki atölye
4,5 milyon liralık iki atölye
Sinem Başkanlığa Aday
Sinem Başkanlığa Aday
Yaşam’dan Yoğun Bakım Ücretsiz
Yaşam’dan Yoğun Bakım Ücretsiz
  YAZARLARIMIZ
Referandum
13 Şubat 2017 Pazartesi Bu yazı 5954 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Referandumun kökleri M.Ö. 4’üncü yüzyıla, Roma İmparatorluğu dönemine kadar gider. Referandum kelimesiyle yakın anlamlı olarak kullanılan “plebisit” kelimesi de buna işaret eder. Plebisit Roma İmparatorluğu’nda ayrıcalıklı azınlık olan “patrici’lerin dışında kalan ‘pleb’lerin (toplumun genelini oluşturan sıradan insanlar) özellikle yasama organlarının aldıkları kararlarla ilgili onay oylamalarına verilen isimdir.

Lügatte “Genel Oylama” ve “Halk Oylaması” gibi ifadelerle yer bulan referandum, mantık olarak belli konuların dahil olduğu önerinin çoğunluk oyuna sunulması şeklindeki bir ifadeyle açıklanmaktadır.

Halkın iradesi idareye doğrudan doğruya yansımakta olup  doğrudan demokrasi’nin güzel bir örneğidir.

Referandumlar meclisin (ve sistemimizdeki gibi cumhurbaşkanının) iradesi sonucu gerçekleşebileceği gibi zorunlu da olabilirler.

Genellikle bağlayıcıdırlar ancak bağlayıcı olmayan referandumlar da vardır.

  • Doğrudan demokrasinin  fiilen uygulamasındaki güçlük nedeniyle temsili demokrasi sistemine gidilmiştir.

  • Bu sistemin de mahzurlarını gidermek ve doğrudan demokrasi sistemine yaklaşmak için, yarı  doğrudan demokrasi sistemine gidilmiştir. Referandum bunlardan birisidir.

  • Yarı doğrudan demokrasi  denilen , halkın yönetime katılmasının bu şeklinde  ise; seçmenlerin görevi , sadece temsilcileri seçmek değildir. Seçmenler, gerek anayasa yapma ve gerekse yasama yetkisine oylarıyla katılır.

  • Ülkemizde olduğu gibi, anayasa değişiklikleri veya diğer kanun değişikliklerinin oylanması meclis tarafından hazırlanan tasarının, halk tarafından kabule sunulmasıdır.

  • Referandumlar genellikle kabul ve ret manasına gelen iki seçenek ile oylamaya sunulur. Ancak bu bir geçerlilik şartı değildir. Bununla birlikte farklı şekil şartları da öngörülebilir.

  • Sorunun konusunun oylama yapılan yere yazılması veya oy pusulasında bulunması gerekir

    Türkiye’de Referandum

    Türkiye’de halkoylamalarının nasıl yapılacağı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 67’nci maddesiyle, halkoylamasıyla yapılan anayasa değişikliklerinin prosedürü ise 175’inci maddeyle belirlenir. Dünyanın kimi ülkelerinde tartışmalı yasa değişiklikleri için de referanduma gidilmektedir, ancak Türkiye’de referandum bugüne kadar sadece anayasa değişiklikleri için gündeme gelmiştir.

     

Türkiye referandum tarihine, şimdiye kadar 6 referandum yapılmıştır. Bu  referandumlardan sadece 1 kez hayır çıkmış; diğer 5 referandumu evet’ciler kazanmıştır.

 

İşte bu referandumlar:

 

  1. 9 Temmuz 1961 Halk Oylaması: 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından Milli Birlik Komitesi tarafından hazırlanan 61 Anayasası, 9 Temmuz 1961’de yapılan halk oylaması ile, yüzde 38.3 “hayır” oyuna karşılık yüzde 61.7 “evet” oyu ile kabul edildi.
  2. 7 Kasım 1982 Halk Oylaması: 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardından "Danışma Meclisi" tarafından hazırlanan 82 Anayasası, temel hak ve özgürlükleri kısıtlandığı örgütlenme ve işçi haklarının tırpanlandığı bu anayasa 7 Kasım 1982’de yapılan halk oylamasında, yüzde 91.37 “evet” oyu olarak kabul edilmiştir.
  1. 6 Eylül 1987 Halk Oylaması: 82 Anayasası’nda geçici 4. Madde ile getirilen 5 ve 10 yıllık siyasi yasakların kaldırılmasına ilişkin düzenlenmiştir. 80 ihtilali ile birlikte siyasi yasak getirilen (Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, vd) siyasilerin yasaklarının kalkması   için yapılan  referandumda Özallı hayır cephesine karşılık  diğer 4 önemli liderin oluşturduğu cephe kıyasıya bir mücadeleye girmiş iletişim ve kamuoyu yoklamalarının sınırsızca ve özgürce kullanıldığı bu referandumda EVET ciler;  HAYIR cephesinde ki  Özal’a rağmen kılpayı referandumdan galip gelerek tekrar Türk siyasi hayatında ki yerlerini almışlardır Referandum sonucun %50.2 EVET… %49.8 HAYIR şeklinde sonuçlanmıştır.

     

  1. 25 Eylül 1988 Halk Oylaması: Anayasa’nın 127. Maddesinde bulunan yerel seçimlerin 1 yıl erken tarihe alınması konusu oylandı. Yüzde 35 olumlu oya karşılık yüzde 65 olumsuz oyla kabul edilmedi.

  1. 21 Ekim 2007 Halk Oylaması: Anayasamız’ın 4 maddesinde değişiklik öngören (2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında mecliste çıkan 367 sayısı krizinin ardından Cumhurbaşkanın Halk tarafından seçilmesi hususu halka sorulmuş)  halk oylaması yüzde 69 kabul oyuna karşılık yüzde 31 olumsuz oy ile kabul edildi. % 68 ile en düşük katılımlı  halk oylamasıdır. Bunun sonucunda şu değişiklikler kabul edildi. Milletvekilliği seçimlerinin dört yılda bir yapılması ve Cumhurbaşkanının halkoyu ile seçilmesi olmuştur.
  2. 2010 Türkiye anayasa değişikliği referandumu, Türkiye'de anayasada yapılan birtakım değişikliklerin 12 Eylül 2010 tarihinde halk oylamasına sunulmasıdır. 26 maddelik bir değişikliği içeren paket, TBMM tarafından kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından referanduma sunuldu. Referandum sonucunda %57.88 evet ve % 42.12 hayır oyu çıkarak anayasa değişiklikleri kabul edildi. Bu referandum’da özellikle yüksek yargı ile ilgili bir dizi düzenleme yapılmıştır.

16 Nisan’da Türk milleti 7. defa Referanduma gidecek. Bu anayasa değişikliğinin asıl merkezinde “Partili Cumhurbaşkanlığı” denilen aslında “başkanlık” sisteminin getirilmesidir. Bu değişikliklerin içeriğini ayrı bir yazı konusu yapacağız.

18 maddelik Anayasa değişikliği için yapılacak olan Referandum’da kimilerine göre rejim değişikliğine, tek adamlığa, demokrasinin rafa kalkmasına “HAYIR” derken kimileri de Ülkenin önünün açılmasına “EVET” diyeceklerini söylemektedirler.

1960’lı yıllardan günümüze çok şey değişti. Demokrasi anlayışı, propaganda şekli değişti. Oysa ki referandum bir siyasi eylem değil, bir demokrasi yarışı olmalıdır. Demokrasiye güven ve inancımızın artması gereken bir dönemde hala oyumuzun rengi taraf olduğumuz parti değil demokrasi inancımız ve vicdanımız ile olmalıdır.

Referandum neticesi aynı zamanda önümüzde ki yüzyılda Türkiye’nin geleceğini tayin edecektir. Dört bir yanının düşmanla ve bu düşmanlarının desteklediği terör örgütleri ile çevrilmiş bir Türkiye özellikle iç huzurunun, milli birlik ve beraberliğinin bozulması halinde açık hedef haline gelmektedir.

Nisan ayında yapılacak bu oylamada kişilerin şahsi ikballeri için değil ülkenin geleceği, demokrasi ve vicdanımız ile karar vermeliyiz.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Gökkaya
Kırlangıçoğlu Oktay
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
İsmail Tekpınar
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Ekim 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net