21 Kasım 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
BAŞKANLIĞA NEDEN HAYIR! ‘’2’’
07 Mart 2017 Salı Bu yazı 5735 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

          Bundan önceki yazımdan sonra, sağlık problemimden dolayı, tedavi amacıyla üç hafta  K. Kale Y. İ. H. Fizik Ted. Servisinde yatmam gerekti. Dolayısıyla da bu yazımın arası biraz uzamış oldu. Bu münasebetle ilgili servisin doktorundan temizlikçisine kadar tüm kadrosuna teşekkür ederim. Elimde olmayan bu gecikmeden dolayı da okuyucularımdan özür dilerim.             

          Önceki yazımda ‘’Başkanlık’’ uygulamasının son örneği olan Venezüela’ daki durumu özetle anlatmıştım. Şimdi de bu uygulamanın temelini teşkil eden, Amerikan Sisteminden yine özet bir açıklamadan sonra, Türkiye Cumhuriyeti’ nin yapısına kısaca değinerek, devamında ‘’Hitler Almanyası’’ ndaki uygulamasını bilgilerinize sunmaya çalışacağım.  

          Amerikan sistemi başkanlık:

          Başkan için istenen yetkiler, ABD anayasası ile başkana tanınmış olan yetkilerle uyumludur. Ancak bu başkanlık yetkileri konusunda önemli gerçekler, merkez medyada Türk milletinden saklanmaktadır:

-         4 Temmuz 1776 tarihinde 13 İngiliz sömürgesi bağımsızlıklarını ilan ederek Amerika Birleşik Devletleri’ nin kuruluşunu duyurmuştur.

-         15 Kasım 1777 tarihinde 13 bağımsız devlet bir Konfederasyon kurmuştur.

-         17 Eylül 1787 tarihli anayasa ile konfederasyon yerine, bir “Federal Devlet” kurulmuştur. Böylece eski sömürgeler olan 13 bağımsız devletten, önce bir konfederasyon ve sonra da 13 eyaletli bir federal devlete dönüşülmüştür.

          Amerikan devlet yönetiminin oluşumu, tarihsel - sosyolojik ve kültürel açıdan Osmanlı İmparatorluğundan Türkiye Cumhuriyetine geçişe hiçbir şekilde benzememektedir.

-         17 Eylül 1787 tarihinde kabul edilen Amerika antlaşmalar akdetmeğe yetkilidir. Başkan büyükelçileri, elçileri, konsolosları, Yüksek Mahkeme (bizdeki Anayasa Mahkemesi) hâkimlerini ve Birleşik Devletlerin işbu anayasanın belirtmediği memuriyet makamları ve sonradan kanunlarla ihdas edilecek olan diğer bütün memurlarını (federal mahkeme hâkim ve savcıları) önerir. Senatonun görüşünü ve onayını aldıktan sonra tayin eder.

-         Kongre, bir kanun ile uygun gördüğü bazı ikinci derecede memurların tayinini ya yalnız Başkana, ya mahkemelere veya sekreterlere (bakanlara) bırakabilir.

          Görüldüğü üzere, ABD örneğinde Başkana anayasa ile tanınan yetkiler, 13 ayrı bağımsız devletin oluşturduğu federal bir devlet yapılanmasında vardır.

          Türkiye Cumhuriyeti devlet yapılanması:

          Türkiye Cumhuriyeti, İstiklâl Harbi zaferimizden sonra 29 Ekim 1923 yılında, “Üniter” bir devlet olarak kurulmuş olup, ABD’ ye hiçbir şekilde benzememektedir. Dolayısıyla federal bir devletten örnek alınacak bir anayasa değişikliği kabul edilemez.

          Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonrasında, Kuvayı Milliye döneminde yurdun pek çok yerinde vatansever halkımızca toplanan 30 dolayında Ulusal ve Yerel Kongrelerde ortaya çıkan “milli irade” beyanından sonra, Mustafa Kemal tarafından bütün kongrelerin birleştirilerek, 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM’ nin açılmasıyla kurulmuş bir ‘’HALK CUMHURİYETİ’’ dir.

          Bölünemez, paylaşılamaz ve devredilemez egemenliğine “kayıtsız ve şartsız” sahip çıkan milletimiz; İstiklâl Harbi zaferimizle taçlandırdığı mücadele sonunda, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyeti ilan etmiş ve tüm kuvvetlerin tek elde toplandığı monarşiyi tarihe gömmüştür.

          1876 Kanunu Esasi ile başlayan anayasal yönetim sistemini, iktidarı yasama yürütme - yargı arasında paylaştırarak kesin kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan “parlamenter yönetim” şeklini benimseyerek çağdaş demokrasiler düzeyine adım atmıştır.

          1960’ tan itibaren bazen kesintiye uğramış olsa da, 93 yıldır sürdürdüğümüz “parlamenter demokratik” yönetimin nimetlerinden yararlanarak, 15 yıldır ülkemizi yöneten AKP çoğunluk iktidarı bugün; yasamayı işlevsiz, yargıyı bağımlı hale getirecek, demokrasinin 93 yıllık kuvvetler ayrılığı ilkesini zedeleyecek bir “Başkanlık” hedefli anayasa değişikliğine kalkışmaktadır. Üniter ve merkezi devlet yapımızla bağdaşmayacak olan “Başkanlık” sistemi, DİKTATÖRLÜĞE geçişin ilk adımıdır. Bu adımın gerçekleşmesiyle ülkemiz lâik devlet düzenini kaybedecek, bir din devletine ve ABD’ nin isteğine uygun, en azından iki bölgeli bir federal devlete dönüştürülerek bölünecektir!

          Başkanlıktan diktatörlüğe geçiş:

          Türkiye gibi imparatorluktan cumhuriyete geçmiş olan devlet modelinde, başkanlık sistemi için bilinmesi gereken çok önemli bir örnek vardır:

          Birinci Dünya Savaşından mağlup çıkan Almanya’ da, 9 Kasım 1918 - 11 Şubat 1919 arasındaki Geçici Cumhuriyet Hükümetinin Başbakanı Philipp Scheidemann' dır.

          9 Kasım 1918’ de cumhuriyetin kurulduğunu ilan etmesi ile başlayan ve Ocak 1919’ daki seçimler sonucunda, Weimer kentinde toplanan kurucu meclisi (Alman Ulusal Meclisi) nin hazırladığı anayasa, 11 Ağustos 1919’ da kabul edilerek Almanya İmparatorluk’ tan Cumhuriyet’ e geçmiştir.

               28 Ocak 1933’ te Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi başkanı Adolf Hitler   

     Başbakan olmuştur.

               27 Şubat 1933’ de Alman Meclisi Reichstag, Hitler’ in SA’ ları tarafından yakılmıştır.

     (Türkiye’ de TBMM Amerikancı - dinci vatan haini Fetö isyancıları tarafından bombalandı)!

     23 Mart 1933’ te Yetki Kanununun kabulüyle, Reichstag’ ın (Alman Meclisinin) tüm yetkileri,

     4 yıl süreyle kabineye, yani Başbakan Hitler’ e devredilerek, meclisin çalışmalarına bir süre

     için ara veriliyor. (Olağanüstü Hal ilan edilerek, tüm yasama ve yürütme yetkisi Bakanlar  

     Kurulu ve Cumhurbaşkanında toplandı)!

         Komünistler dâhil bütün sol kanat meclisten dışlandı. O yıl içinde halkın bütün demokratik haklarına son verildi. Führer' e (Hitler) kayıtsız şartsız itaat dönemi başladı. Bu kanunla Reichstag’ ın tüm yetkileri 4 yıl süreyle kabineye devredilip, bu süre için çalışmalarına ara verildi. Böyle bir kanunun onaylanması için, parlamentoda üçte iki çoğunluk kararı gerekiyordu.   

          Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi tutanaklarında, oylamanın yapılacağı gün, parlamento Hitler’ in milisleri SA’ lar tarafından kuşatılıp, bazı sosyal demokrat parlamenterler içeri alınmayarak, Hitler’ in Nasyonal Sosyalist Partisi, baskı ile Reichstag’ da çoğunluğu sağlamış oldu.

               2 Ağustos 1934’  te Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg vefat etmiş, bunun üzerine  

      Hitler Cumhurbaşkanlığı makamını da üstlenmiştir. Onun Cumhurbaşkanlığı makamına

yükselişinin halkın onayına sunulması için, 19 Ağustos 1934 tarihinde bir referandum düzenlenmiş ve Referandumun sonucunda % 89, 93 “evet” oyu çıkarak, Hitler’ in Cumhur başkanı olmasına, bununla birlikte Şansölyelik görevini de sürdürmesine halk tarafından onay verilmiştir.

          Böylece Reichstag’ da Nasyonal Sosyalist Partinin çoğunlukta olması, cumhurbaşkan lığı ile başbakanlık tek elde bütünleşmiş oldu. Fiilen bütün yasama ve yürütme yetkisi Hitler’ in elinde toplandığından, Cumhuriyet fiilen ve hukuken ortadan kalkmış, Hitler, Weimer’ deki Anayasasının cumhurbaşkanına verdiği bütün yetkileri sonuna kadar kullanmıştır. Hitler anayasasının özellikle;

     46. Maddesi ile “bütün memurların (Beamter) atanması ve azledilmesi” yetkisini kullanarak devlet kadrolarını kendisine biat edenlerle doldurdu.

     47. Maddeye göre Alman silahlı kuvvetlerinin tam yetkili başkomutanı oldu.

     48. Madde ile devletin yükümlülüklerini yerine getiremediği veya kamu güvenliğinin tehlikeye düştüğü hallerde, Silahlı Kuvvetleri kullanma yetkisini fütursuzca ve sonuna kadar kullanarak orduyu halkın muhalif kesiminin üzerine sürerek, faşist Almanya diktatörlüğünü kurdu.

          Silahlı Kuvvetleri kullanma yetkisini eline alan Hitler, tek yetkili olarak, diğer devletlere savaş açarak insanlığın karşılaştığı en büyük felaketin yaratıcısı oldu!

          Amerika da mevcudu var diye özenilerek, sözde ‘’Başkanlık’’ için, seksen küsur sene öncesinde Hitler’ in Almanya da ve devamında 1998 de Hugo Chavez’ in Venezüela da uyguladıklarını ben söylemiyorum!   

                           03 Mart 2017 – Cuma / 23. 00 – KIRLANGIÇOĞLU OKTAY.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Mustafa Ayhan  -  12-03-2017 - 08:41
Oktay bey öncelikle geçmiş olsun yazınızı okudum gerçekten donanımlı yazıyorsunuz .Eski yazılarınızdan bazılarını da okudum tebrik ederim. Başarılarınızındevamını dilerim
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Kasım 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net